Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Sorg: Barış Süreci Başarılı Olursa AB İlişkilerindeki Birçok Engel Kalkar, SDG ile Görüşüyoruz, Türkiye Biliyor

TAKİP ET

Almanya'nın Türkiye Büyükelçisi Sorg, Türkiye'ye üstü kapalı şantaj yaptı.

Esad rejiminin düşmesiyle birlikte Almanya’nın Suriye’nin geleceğiyle ne kadar yakından ilgili olduğu ortaya çıktı.

T24'ün haberine göre; Suriye'deki gelişmeler ve HTŞ’nin yönetimine geçen Şam’a Avrupa'dan ilk ziyarette bulunan ülkelerden birinin Almanya olması hakkında açıklamalarda bulunan Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg, şu ifadelerde bulundu:

“Türkiye’nin Güvenlik Menfaatleri Meşrudur, Suriye’nin Kuzeyindeki Gruplar Silah Bırakmalı”

Soru: Yeni Suriye’nin idari yapısı konusunda Almanya’nın tercihi hangi yönde olacak? Malum, Türkiye toprak bütünlüğü korunmuş ve merkezden yönetilen üniter bir Suriye istiyor. ABD’nin ise açık söylemese de federatif bir yapıya daha sıcak baktığını anlıyoruz. Hatta ABD’nin kuzeydoğuda Suriyeli Kürtlerin idare ettiği bir tür otonom yapının kalmasını tercih edeceğini de biliyoruz. Siz de federasyon formülünü Türkiye gibi kabul edilemez buluyor musunuz?

Cevap: Bizim açımızdan öncelik Suriye’nin geleceğinin kendisi tarafından, kendi içindeki bir yapı tarafından şekillendirilmesi. Formül, Suriye toplumundaki bütün grupları kapsayan bir süreçte kendileri tarafından şekillendirilmeli. Bizim için önemli olan bu. Bu sürecin sonunda Suriyelilerin kendilerinin seçtiği bir düzen çıkmalı. Türkiye’nin tabii ki burada meşru güvenlik menfaatleri var. Dışişleri Bakanımız da ziyareti sırasında söyledi, Alman hükümetinin Suriye Özel Temsilcisi de bunu söyledi. Kuzey Suriye’den Türkiye’ye yönelik herhangi bir tehdit olmamalı. Bunun önkoşulu da buradaki silahlı grupların silahlarını bırakmaları. Devletin idari yapısının ne olacağına Suriye’deki farklı gruplar kendi aralarında tartışarak karar verecek.

“Yeni Suriye’de IŞİD’in Güçlenmesi İhtimali Hepimiz için Endişe Kaynağı, Türkiye için de”

Soru: Suriye’nin kuzeyindeki silahlı gruplardan bahsedildiğinde TSK’dan bahsetmediğinize göre belli ki YPG’nin omurgası üzerine oturmuş olan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) dağıtılmasından bahsediyorsunuz. Bu, Ankara’nın pozisyonuyla aynı pozisyonu aldığınız anlamına mı geliyor? Dışişleri Bakanınızın Şam’a Fransız mevkidaşıyla gittiği için ilk bakışta insan Almanya ve Fransa’nın Suriye konusunda ortak tutum aldığını düşünebilir. Ancak Fransızların SDG’nin dağıtılması konusunda sizin kadar net bir tutum almadığını görüyoruz. Hatta YPG bundan cesaretle Türkiye-Suriye sınırını ABD ile Fransız askerlerinin birlikte koruması için çağrılar yaptı. Bu arada, bugün göreve başlayacak olan ABD Başkanı Donald Trump’ın Dışişleri Bakanı Marco Rubio da IŞİD’le mücadelenin henüz bitmediğini söyledi. Siz Fransa ya da ABD gibi, SDG’nin dağıtılması durumunda IŞİD ile mücadele bir gerileme yaşanacağını düşünmüyor musunuz? Yeni Suriye’de IŞİD’in güçlenmesi ihtimali Almanya için bir endişe kaynağı mıdır değil midir?

Cevap: Bu herkes için bir endişe kaynağıdır. Herkes bu yeni süreçte IŞİD’in yeniden güçlenebileceğine dair endişeler taşıyor. Bu Türkiye açısından da bir endişe kaynağıdır. SDG de diğer silahlı gruplar gibi bu Suriye içinde başlayacak sürecin bir parçası olmalı, bu sürece katılmalı. Bu süreçte de silahlarını bırakmalı. İktidarın devri ve geleceğin şekillendirilmesi sürecinde IŞİD’in tekrar güçlenmemesi tabii ki öncelikli bir konu. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz, görüşlerimiz örtüşüyor. Farklı olabilecek husus ise şu; Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki Kürtlerin geçmişte IŞİD ile mücadelede önemli rolleri oldu. Bu nedenle de IŞİD’in yeniden güçlenmesinin önlenmesi çok önemli. Şu anda gördüğümüz kadarıyla Suriye’de HTŞ’nin bütün gruplarla görüşmeleri sürüyor. SDG temsilcileri de bu görüşmelere katılıyorlar.

“Türk Tarafı da Esad’ın Bu Kadar Hızlı Düşmesine Bizim Kadar Şaşırdı”

Soru: Donald Trump başkanlık koltuğuna oturmadan yaklaşık on gün önce düzenlediği basın toplantısında aynen şu ifadeyi kullandı; “Türkiye adamlarını farklı şekilde oraya soktu ve sonuçta yönetimi devraldılar.” Trump’ın bu sözlerine bakan Esad rejiminin net biçimde Ankara’nın operasyonu sayesinde düşürüldüğünü düşünebilir. Siz de Almanya olarak şu an Türkiye’nin Suriye’deki gelişmeleri kontrol eden başat aktör olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap: Trump’ın sözlerini hiç yorumlamak istemiyorum. Fakat şu çok açık ki hem Türk meslektaşlarımız hem de biz Esad’ın bu kadar hızlı biçimde düşmesinden şaşırdık.

Soru: Şunu mu söylüyorsunuz; Esad’ın bu kadar hızlı düşmesine Türk hükümeti de sizin kadar şaşırdı?

Cevap: Türk tarafı da herkes gibi Esad’ın bu kadar hızlı biçimde düşmesine şaşırdı. Elbette Türk hükümetinin başından beri HTŞ ile yakın ilişkileri vardı. Fakat bu sonuca ulaşılmasına, yani Esad’ın düşmesinde çok fazla farklı unsur etkili oldu. Tek bir nedeni olduğunu düşünmüyorum. Biraz önce de söylediğim gibi, Türkiye’nin burada meşru güvenlik çıkarları var. Meşru çıkarlarını Türkiye tabii ki koruyacak ve bunun için de Suriye içindeki çeşitli gruplarla temas halinde olması son derece anlaşılır.

Soru: Hakan Fidan’ın açıklamalarından biliyoruz ki Türkiye, SDG’nin dağıtılmasından sonra şu an onların kontrol ettiği bölgelerdeki IŞİD hapishanelerinin ve IŞİD’li ailelerin kaldığı kampların idaresine talip. Bunu SMO ile birlikte yapabileceklerini söylüyorlar. Almanya, SDG’nin boşalttığı bölgede yönetimin Türkiye’ye verilmesine sıcak bakar mı? Bu size göre kabul edilebilir bir öneri midir?

Cevap: Ben zannediyorum ki Türk hükümetiyle bizi birleştiren bakış açısı, Suriye’nin geleceğinin şekillendirileceği sürecin kapsayıcı olması. İkili görüşmelerimizde de bu önceliği ortaya koyduk. Bütün bu süreç HTŞ ile iletişim içinde yürütülmeli.

“Suriye’nin Kuzeyine Dair Soruların Yanıtları İstişare Sürecindeki İlerlemeye Bağlı Olarak Konuşulacak”


Soru: Eğer süreci Suriyelilerin kendilerinin yönetmesinden yana iseniz, Türkiye’nin kuzeydoğudaki bir bölgenin kontrolünü alması sizin açınızdan kabul edilebilir bir şey midir? Türkiye’nin meşru güvenlik kaygıları olduğunu düşündüğünüz için böyle bir şeye de sıcak bakar mısınız? Diğer dış güçler Suriye’den çıksa da Türkiye’nin kalması meşru mudur?

Cevap: Ben Türkiye’nin pozisyonunu başka türlü anlıyorum. Bizim yaptığımız görüşmelerde anlatılan pozisyondan bahsediyorum. Biz Suriye’nin kendi içinde yürüyen sürecin kapsayıcı olmasından yanayız. Diğer bütün sorunların çözümü bu başlayan istişare sürecindeki ilerlemeye bağlı olarak değerlendirilecek. Yani IŞİD karşıtı koalisyonun faaliyetlerine dönük bütün sorular, şu anda HTŞ’nin başlattığı istişare sürecinin sonunda ele alınacak. Bütün soruların bugün yanıtlanmasını bekleyemeyiz. O nedenle de bana kalırsa bizim bugünden bu konuda bir tutum ortaya koymamız prematüre olur. Şu anda bizim için öncelikli olan sürecin kapsayıcı biçimde yürümesi. Biz Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını tam olarak kabul ediyoruz. Ama bu, Suriye’nin içindeki tüm soruların bu perspektiften çözülebileceği anlamına gelmiyor. Aynı zamanda şunu da görüyoruz; şu an için bu başlayan yeni sürece bir şans verilmeli. Süreçte Suriye içinde ne konuşulacağı önemli, Suriye dışında konuşulanlar değil. Bana kalırsa şu aşamada sizin sorduğunuz türden soruları sormak için çok erken.

Soru: Almanya’nın SDG liderleriyle doğrudan iletişim kanalları var mı?

Cevap: Evet bizim de diğerleri gibi, SDG ile doğrudan bir kanalımız var. Bunu kanal, yüksek düzeyli bir çalışma grubu şeklinde işliyor. Tabii ki bizim SDG dışında pek çok grupla bu tür bir temasımız var. Bu temasları da IŞİD karşıtı koalisyondaki ortaklarımız açısından şeffaf olan bir iletişimle yürütüyoruz.

“Türkiye’ye Karşı Bir Silah Ambargosu Yok”

Soru: Eurofighter’lar konusunda son durum nedir? Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler şunu söylemişti: “Bu uçaklar İngiltere, Almanya ve İspanya ile ilgili. Hem İngiltere hem İspanya ‘evet’ diyor, şimdi Almanya’yı razı etmek için onlar çalışıyorlar. O sorunu İngiltere ve İspanya ‘Biz çözeceğiz’ diyorlar. Olursa 40 tane Eurofighter uçağı almayı planlıyoruz.” Almanya sonunda Türkiye’ye 40 Eurofighter satışına ikna oldu mu? Uzunca bir süredir ABD ile birlikte Avrupa ülkelerinin çoğu Türkiye’ye de facto bir silah ambargosu uygulayageldi. Eurofighter’lara onay verirseniz bu fiili ambargo sona ermiş mi olacak?

Cevap: Türkiye’ye karşı bir silah ambargosu yok. Tam tersine, M400’ler ve ortak denizaltı projesi gibi bir dizi başarılı iş birliği projemiz var. Bu tür bir ambargo varmış gibi bir izlenimin olması heralde şundan kaynaklanıyor. Biz, silah ihracatı konusunda son derece temkinli hareket eden bir ülkeyiz. Her ihracat için yapılan başvuru çok uzun bir süreçte, çok detaylı biçimde incelendikten sonra karara bağlanıyor. Hem federal hükümet hem parlamento ayrı ayrı inceleme yaptığı için süreç uzun olabiliyor. Eurofighter konsorsiyumunun başında biliyorsunuz İngiltere var. Şu anda teknik detaylar görüşülüyor. Süreç ilerliyor ama ne aşamada olduğunu İngilizlerle konuşmanız gerekiyor.

“Barış Süreci Başarılı Olursa Türkiye-AB İlişkilerindeki Birçok Engel de Ortadan Kalkmış Olur”

Soru: Müzakere devam mı ediyor yani?

Cevap: Müzakere doğru ifade olmaz. Bu ilerleyen bir süreç.

Soru: Türkiye’deki adı barış süreci olmayan barış süreciyle ilgili görüşleriniz nedir? Yakın zamanda DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile görüştünüz. Almanya’nın bakışı bu konudaki gelişmelerle ilgili tutumu nedir?

Cevap: Türkiye’de göreve başlayalı sadece dört ay oldu ama farkı siyasi partilerden temsilcilerle yaptığım görüşmeler oldu. Bu görüşmelerden çıkardığım da şu; uzun süredir ilk defa bir barış sürecinin başarılı olma şansı var gibi görünüyor. Hem iktidar partisi hem de muhalefet partilerinden yetkililerle yaptığım görüşmelerde aynı hava var. Umarım Türkiye ve Türk toplumu için bu süreç başarılı biçimde sürdürülür ve sonuçlandırılır. Bu süreç başarılı olursa, toplumsal barışa ulaşılırsa Türkiye ile AB arasındaki yakınlaşmanın önündeki birçok engel ortadan kalkmış olur ve bazı şeyler hareketlenir diye düşünüyorum."

Editör: Semir Yapıcı