Bahadırhan Dinçaslan BBC Türkçe'ye Konuştu: 'Gençler Çöküşün İçinden Milliyetçilikle Bir Çıkış Arıyor'
TamgaTürk İmtiyaz Sahibi Bahadırhan Dinçaslan, BBC Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de son yıllarda yükselen “yeni nesil milliyetçilik” dalgasının karakterini ve nedenlerini yorumladı.
Mahmut Hamsici tarafından hazırlanan "Gençler arasında yükselen 'yeni nesil milliyetçilik' hakkında ne biliyoruz?" başlıklı dosya haberde değerlendirmelerine yer verilen Dinçaslan, özellikle Z kuşağının milliyetçilikle kurduğu yeni ilişkiye dikkat çekerek şunları söyledi:
“Elde tutunabilecekleri tek varlık milli kimlikleri. Ona tutunarak ortadaki çöküşten kendilerini korumaya çalışıyorlar. Fakat bu girdaptan nasıl kurtulacaklarını da bilmiyorlar.”
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Özgehan Şenyuva ise değerlendirmesinde,
"Orta sınıfın bir krizi var. Bu kitledeki gençler ekonomik krizle karşı karşıya. Nepotizme de şahit oluyorlar. Hem bugünlerini hem geleceklerini risk altında hissediyorlar. Şimdi burada bir hikaye, kendilerini ait hissedecekleri bir aidiyet arayışı içerisindeler. Burada da milliyetçilik önemli bir faktör olarak karşılarına çıkıyor.""
ifadelerini kullandı.
"Üç Tarz-ı Milliyetçilik"
Değerlendirmesinin devamında Bahadırhan Dinçaslan, Türkiye'de artan kentlileşme ve değişen sosyolojinin 2000'lerde, milliyetçi cenahta yeni bir kırılma yarattığını ve bunun siyasi düzlemde kendisini İYİ Parti'de gösterdiğinden bahisle üç tip milliyetçilikten bahsetti:
Daha çok MHP ile özdeş "geleneksel milliyetçilik",
Sosyolojik dönüşümü de ifade eden ve İYİ Parti ile simgeleşen "yeni milliyetçilik"
Her ikisinden farklı olarak "daha radikal" bir milliyetçilik.
Dinçarslan, kendi kuşağının arayışına girdiği yeni milliyetçilik ile bugünkü kuşaktaki milliyetçiliği ise şöyle karşılaştırdı:
"İkinci tip milliyetçilik, daha rasyonel, objektif bir takım çözümler bulmaya çalışan bir milliyetçilikti. Üçüncü tip milliyetçiliğe sahip yeni kuşak ise daha duygusal.
Ortada gerçekten heba edilmiş bir çocukluk ve gençlik var. Çocuklukları, insanların gördüğünden geri kaldığı bir dönemde geçti. En çok sosyalleşecekleri dönem pandemiye denk geldi. Ciddi bir statü endişesi taşıyorlar. Bu endişe birçok reflekslerini duygusal bir hale getiriyor."