Erdoğan'a Oy Vermemek İçin 66 Sebep: 18-AKP ve Sözde Ermeni Soykırımı Politikası
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a oy vermemek için sebepleri sizin için derliyoruz.
2002 yılında ilk iktidara geldiklerinde Batı ile kurduğu ilişkilerde pasifist bir pozisyon takınan AKP, özellikle Avrupa Birliği'yle olan münasebetlerinde Türk kimliğine ve tarihine olağanüstü zararlar verdi.
Türk milletinin ve Türk tarihinin karşı karşıya kaldığı en büyük karalama kampanyasında çaresiz kalan AKP yönetimi; kuruluşundan günümüze kadar getirdiği İslamcı histeri ve Türk karşıtlığıyla 1915 olaylarında Türkiye'yi zor duruma düşürdü.
AKP kurumsal olarak Ermenistan ile ilk defa 2009 yılında görüşmüştü. O dönemler Türkçülüğü ayaklar altına almasıyla Türkiye'deki gayri milli cephenin övgülerine mazhar olan AKP rejimi, Zürih'te imzaladığı protokolle birlikte Ermenileri sevindirmişti.
Protokol, her ne kadar hayata geçmese de, ayrılıkçı Ermeni teröristlerin Karabağ'da Azerbaycanlı soydaşlarımıza gerçekleştirdiği katliamlardan sonra 1993 yılında kapatılan Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasını ve 1915 olayları konusunda ortak bir tarih komisyonunun kurulmasına ilişkin hükümler içermekteydi.
Uluslararası hukukçuları ve soykırım araştırmacılarını, sırf kendi görüşlerine uymadıkları gerekçesiyle bir bir tasfiye eden AKP'nin 22 yıllık istibdadında tam 23 ülke sözde Ermeni soykırımını tanıdı.
AKP içerisinden de soykırım tartışmalarında Ermeni tarafın leyhine çok fazla şey konuşuldu:
Keza aynı dönemlerde AKP'nin eski yol arkadaşları olan Fethullahçı teröristler de Ermeni tarafının leyhine çok fazla demeç vermesiyle biliniyordu:
2014 yılında Başbakanlık yapan Erdoğan, 1915 olayları için Anadolu'da hayatını kaybeden Türkleri perdelediği açıklamasında Ermeniler için başsağlığı dilemiş ve sözde Ermeni soykırımı tezinin Türkiye'de zeminini hazırlayan "gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadise" olarak nitelemişti.
"Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamalıdır."
O dönem AKP'ye muhalif olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise Erdoğan'ın 1915 açıklamasını 'Bunu değerlendirecek bir tarafı yok, bu millete bu kadar eziyet fazla' sözleriyle yorumlamıştı.
AKP'nin kurucularından olan ve 2012 yılında da meclisteki AKP sandalyelerinde boy gösteren İsmet Uçma, 1915 olaylarını bir "soy sürgün" olarak zikrederek Ermenilerden özür dilemiş ve suçu Gazi-i Namdar Enver Paşa ve Şehit Talat Paşa'ya atmıştı.
Ermenilere ‘soy sürgün’ yapıldı: 1915’te bu milletin bin yıllık tarihinde, medeniyet kodlarında, inançlarında olmayan ‘anormal bir durum’ oldu. Tarihçiler, bütün belgeleri ortaya koymalı. Envanter, tek havuzda toplanmalı ve elde edilen bu verileri siyaset değerlendirmeli. Ardından uluslararası camiada durumun tespitine yönelik bir karara varılmalıdır. Benim kişisel önerim bu.
Ben Ermeni vatandaşlarımıza, Ermeni dostlarımıza reva görülen şeyin, ‘soykırım’ değil, ‘soy sürgün’ olduğunu düşünüyorum. Soykırım yapılmak istenseydi, İspanyolların ve Portekizlilerin Güney Amerika yerlilerine, Amerikalıların Kızılderililere, Almanların Yahudilere karşı kullandığı imha metotları uygulanırdı.
Acıyı ittihat ve terakki çektirdi: O dönemde, Türklere, Ermenilere ve bütün yurttaşlara acı çektiren İttihat ve Terakki Cemiyeti’dir. Kabul edilebilir bir yanı yoktur. Eğer bir ulus devlet yaratmaya çalışırsanız insanları da birbirine düşürürsünüz.
Özür: Bütün bu yaşananların sorumlusu biz değiliz, İttihat ve Terakki’dir. Ama ‘Biz sizden geçmişimize yaşanan bazı olaylardan dolayı özür diliyoruz’ sözünü söyleyebilmemiz gerekiyor. Bu özrü ben şahsen ‘soy sürgün’ için de söylerim.
Tarihler biraz daha ileri sarıldığında, NATO müttefikleri içerisinde en önemli konumda bulunan ABD de sözde soykırımı tanımıştı. ABD Başkanı Joe Biden, 24 Nisan 2021'de yaptığı açıklamayla 568 yıllık Türk şehri olan İstanbul'dan "Konstantinopolis" olarak bahsetmiş ve "1,5 milyon" Ermeni'nin katlediğildiğini söylemişti.
Biden: "Hayatta kalanların birçoğu dünyanın çeşitli yerlerinde yeni evler ve yeni hayatlar bulmak zorunda kaldı. Bu yerlerin arasında ABD de vardı. Kuvvet ve direnç ile Ermeni halkı ayakta kaldı ve toplumlarını tekrar inşa etti. Geride kalan yıllarda Ermeni göçmenler ABD'yi sayısız yönde zenginleştirdi, ancak atalarını bizim kıyılarımıza getiren trajediyi unutmadı. Hikayelerini onore ediyoruz. Acılarını görüyoruz. Tarihi kabul ediyoruz. Bunu kimseyi suçlamak için değil ancak tarihin tekerrür etmediğinden emin olmak için yapıyoruz.
Ermeni soykırımını 1995 yılında kabul eden Rusya'yla sıkı ilişkiler kuran AKP'nin Batı tarafından sürekli dışlanması sebebiyle Türkiye'nin diplomatik misyonları işlevini yitirmiş ve Türk milletinin muzaffer tarihi "soykırımcılık" ile özdeşleştirilmişti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, 28 Nisan 2021 tarihinde yaptığı konuşmada, AKP'nin diplomatik başarısızlığını şu sözlerle aktarmıştı:
Herkes bir aslan kükremesi bekliyordu. Hani yoksula, mağdura, çiftçiye kükreyen Erdoğan vardı ya Biden'a kükreyemedi, sadece bir kedi miyavlaması duyuldu. Bu Türkiye'nin en üst seviyeden davranışımızın ne kadar zayıf olduğunun göstergesi oldu.
Biden ile ilgili o kısacık yaptığı telefon görüşmesinde bir pazarlık mı söz konusu? Hangi pazarlık söz konusu?
1970'lerden önce merhum Bülent Ecevit'in ABD'nin baskılarına nasıl haşhaş ekiminde tepki gösterdiyse, ABD dönüp, "Gölge etme başka ihsan etmez" dediyse, Kıbrıs ambargosunda CHP'nin Genel Başkanı nasıl bir dik duruş sergilediyse, "Tam bağımsız Türkiye'den asla taviz vermem" diyen Kılıçdaroğlu'nun duruşu neyse Türkiye Cumhuriyeti'nin duruşu da aynı şekilde olmalıdır.
Türkiye, 1915 olayları ile ilgili bir araştırma grubu kurmalıdır. TBMM Başkanlığı, AB üyesi olup sözde Ermeni soykırımını tanıyan ülkelere diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.
1915 olayları ile ilgili yabancı dilde yayın yapan, yabancı dillere çevrilmiş belgeler ve kitaplar için devlet desteği artırılmalıdır. İç kamu oyununda bilgilendirecek, ilgiyi artıracak kampanyalar düzenlenmelidir. Yaşanan ortak acıların diyalog yolu ile aşılması için gerekli platformların acilen oluşturulması sağlanmalıdır.
AKP açıklanan Biden'ın 'soykırım' göndermesi ile ilgili başta Cumhurbaşkanı ve hükümet olarak dik bir duruş sergileyeceklerine, bu konuyu iç siyasete alet edip Millet İttifakı'na saldırmaya çalışmaktadır. Böyle uluslararası bir konuda, Türkiye'nin itibarını zedeleyen bir konuşmanın ardından maalesef onlar iç politikayı düşünmektedirler. Bize samimi iseniz diye göndermede bulunmaktadırlar.
İşte AKP iktidarında "sözde" Ermeni soykırımını kabul eden ülkeler...
İsviçre Federal Parlamentosu Ulusal Meclisi 16 Aralık 2003 tarihinde "sözde Ermeni soykırımını" tanıdı.
Arjantin Senatosu 2004 yılında kabul ettiği deklarasyonla 1915'de yaşanan hadiseyi "soykırım" olarak tanıdığını bildirdi.
Slovakya Parlamentosu 30 Kasım 2004 yılında aldığı kararla 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıdı. Kararda "Slovakya Ulusal Meclisi, 1915 yılında Osmanlılar tarafından girişilen Ermeni soykırımını tanır ve bunun insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu kabul eder" ifadeleri kullanıldı.
21 Aralık 2004 tarihinde Hollanda Temsilciler Meclisi'nde gerçekleştirilen oturumda "sözde Ermeni soykırımını" tanıdı. Ayrıca "Hollanda Hükümetini Türkiye ile yürütülecek kültürel ve siyasi diyalog çerçevesinde Türkiye'nin Ermeni Soykırımını tanıması konusunda sürekli gündeme getirmesini" talep eden bir önerge de kabul edildi.
Polonya Parlamentosu, 19 Nisan 2005 tarihinde aldığı kararla "sözde Ermeni soykırımını" kabul etti. Kararda 1915 olayları mağdurlarının "saygıyla anıldığı" kaydedildi.
Venezuela Ulusal Meclisi 14 Temmuz 2005 tarihinde aldığı kararla 1915 yılındaki yaşanan olayları "soykırım" olarak tanıdı. Kararda, bu iddialar kabul edilinceye kadar Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinin askıya alınması da istendi.
Litvanya Parlamentosu 15 Aralık 2005 tarihinde aldığı kararla 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanımladı. Kararda, bu yaşanan olayların Türkiye tarafından da "soykırım" olarak tanımlanmasını istendi.
Şili Senatosu 5 Haziran 2007 tarihinde 1915 yılından yaşanan olayların "soykırım" olarak tanımlayan yasa tasarısını kabul etti.
İsveç Parlamentosu Dışişleri Komisyonu'nca hazırlanan İnsan Hakları Raporu'nda Ermenilere soykırım yapıldığı tespitine yer verildi. 11 Mart 2010 tarihinde yayımlanan raporda, Anadolu'da Asuri, Süryani, Keldani ve Pontus Rumları ile diğer Hristiyan azınlıklara yapılanların da " soykırım" olduğu belirtildi.
Bolivya Senatosu 2014 yılında aldığı kararla 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanımlayan karar tasarısını onayladı. Tasarı Bolivya Dışişleri Bakanlığı tarafından da kabul edildi.
Lüksemburg Parlamentosu, 7 Nisan 2015 tarihinde sözde Ermeni soykırımı iddialarını kabul etti. Parlamento yayımladığı deklarasyonda Osmanlı topraklarında yaşanan Ermenilere 1915 yılından sonra yapılan trajik uygulamaların bir "soykırım" oluşturulduğunu vurguladı.
Avusturya Parlamentosu Başkanı Doris Bures, 2015 yılında parlamentoda yaptığı konuşma da, 24 Nisan 1915'te "Ermenilerin tutuklamasıyla" başlayan sürecin "tehcir" ile devam ettiği ve "soykırım" ile son bulduğunu öne sürdü. Avusturya Parlamentosu'ndaki 6 siyasi parti bu yasa tasarısına onay verdi.
Brezilya'da yasama organın üst kanadını oluşturan Federal Senato'da 1915 olayları iddialarıyla ilgili karar 2015'te yapılan oylamayla "soykırım" olarak tanımlandı. Karar metinde "soykırım kurbanlarının ansının onurlandırığına vurgu yapılarak, "soykırımdan kurtulup Brezilya'ya sığınanların ve mirasçılarının ekonomiye ve kültüre yaptıkları katkıya saygılar" sunuldu. Bu kararın alınmasında Brezilya'da yaşayan 40-50 bin civarındaki Ermeni kökenli vatandaşın etkili olduğu düşünülüyor.
Suriye Meclisi 2015 yılında Türkiye ile arasındaki artan gerginliğin neticesinde 1915 yılında yaşanan olayları "soykırım" olarak tanımladı. Meclis aldığı kararda, "Bu tür felaketlerin tekrara etmemesi için bütün ülkelerin aynı adımı atması" ifadesini kullanarak sözde soykırımın tüm ülkeler tarafından tanınmasını istedi.
Bulgaristan Parlamentosu, 24 Nisan 2015 tarihinde 1915 olaylarını "toplu katliam" olarak tanıyan bir karar aldı. Kararla birlikte 24 Nisan Katliam Kurbanları Anma Günü ilan edildi.
Yasa tasarısının ilk halinde "soykırım" ifadesinin yer aldığı ancak Başbakan Boykı Borisov'un müdahalesiyle bu ifadenin "katliam" olarak değiştirildiği iddia edilmektedir.
Paraguay Senatosu, İlerici Demokratik Parti'nin sunduğu sözde soykırım tasarısını 29 Ekim 2015 tarihinde kabul etti.
Kararda “Paraguay Cumhuriyeti Senatosu, Türk-Osmanlı İmparatorluğu’nun 1915 – 1923 yılları arasında Ermeni halkına uyguladığı soykırımı tanıyor, insanlığa karşı işlenen bu suçu 100. yılında anıyor” ifadeleri yar alıyor.
Çek Parlamentosu Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu, 1915 olaylarının 100. yıldönümünde (2015) Ermeni iddialarını "soykırım" olarak kabul eden bir önergeyi kabul etti.
Kararda, BM Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ile "Ermeni Soykırımı"nı resmen tanıyan ülkelerin yasama-yürütme organları ve uluslararası kuruluşların kararlarına atıfta bulunarak, Çek Cumhuriyeti’nin soykırımların inkârını kınadığı kaydedildi. Sadece Ermenilerle sınırlı kalmayan kararda Pontus Rum, Asuri-Süryani ve Ezidiler de yer aldı.
Almaya Federal Meclisi'nde yer alan Hristiyan Birlik Partileri, Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller Partisi birlikte hazırladığı tasarıyla birlikte 1915 olayları "soykırım" olarak tanımlandı. 2016 tarihli bu kararla birlikte "soykırım" iddiaları Almanya'da okul müfredatına da dahil edildi.
Portekiz Parlamentosu, 26 Nisan 2019 tarihinde yapılan oylamayla 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıdı. Parlamento kararında "geçmişin trajedilerini hatırlamanın bugün yükselen milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı için önemli olduğu" vurgusu yapıldı.
Libya geçici hükümeti 24 Nisan 2020 tarihinde 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanımladı.
ABD Kongresi'nin her iki kanadı da 2019 yılında 1915 tarihinde yaşanan olayları "soykırım" olarak kabul etti. Fakat dönemin ABD Başkanı Donald Trump olayları soykırım olarak tanımlamamış "20'nci yüzyılın en kötü kitlesel kıyımlarından biri" ve "büyük felaket" ifadelerini kullanmıştı.
ABD Başkanı Joe Biden 24 Nisan 2021 tarihinde yayımladığı yazılı açıklamada "soykırım" ifadesini kullandı.
8 Şubat 2023'te Meksika Senatosu, evrensel insan haklarını koruma gereğini öne sürerek Ermeni Soykırımı'nın tanınmasına ilişkin bir belgeyi kabul etti.