Gazeteci Fatih Altaylı'ya Siyasi Cezanın Tescili: Hakikat Değil Yine İktidarın Beklentisi Esas Alındı
Gazeteci Fatih Altaylı hakkında açılan “Cumhurbaşkanını tehdit” davasında bugün, 26 Kasım tarihinde açıklanan karar kamuoyunda büyük tepki uyandırdı.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Altaylı’yı 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm etti ve tutukluluk hâlinin devamına hükmetti. Kararda, “adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı” ve “kaçma şüphesi” ibareleri gerekçe olarak yer aldı.
158 gündür tutuklu bulunan Altaylı’nın davası sabah saatlerinde başladı. Duruşmada söz alan Altaylı, hakkındaki suçlamanın “çarpıtılmış bir sosyal medya içeriğinden ibaret olduğunu” belirterek, “konuşmam bağlamından koparıldı, tehdit kastı yoktur” dedi.
"Ölçüsüz ve Siyasi Nitelikli"
Kararın açıklanmasının ardından Altaylı’nın mahkeme salonunda elindeki belgeleri havaya fırlatarak tepki gösterdiği bildirildi. Duruşmayı izleyen gazeteciler ve hukukçular, mahkemenin kararını “ölçüsüz ve siyasi nitelikli” olarak değerlendirdi. Basın özgürlüğü örgütleri de davanın sürecini uzun süredir yakından takip ediyor.
Hukuk çevrelerinde karar, “yargının gerçeği ortaya çıkarma işlevi yerine baskı aracına dönüştüğü” yorumlarına yol açtı. Kamuoyunda ise süreç, eleştirel bir gazetecinin sözlerinden dolayı ağır bir cezaya mahkûm edilmesinin ötesine geçerek daha büyük bir tartışmayı tetikledi: Bu ülkede doğruların mahkemede ortaya çıkmasını beklemek artık bir umut değil, çoğu zaman yeni bir hayal kırıklığına dönüşüyor.
Altaylı’nın avukatları da hukuki sürecin “şeffaflıktan uzak ve ölçüsüz bir yaklaşım” içerdiğini belirtiyor.