İYİ Parti Lideri Dervişoğlu: 'İmralı Canisinin Yol Göstericiliğinde Tanzim Edilmiş Bir Türkiye Düşünmek Bile İstemiyorum'
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 37 gündür hukuksuz şekilde tutukluluğu devam eden gazeteci Fatih Altaylı'nın Youtube'daki programına konuk oldu.
Programın girişinde nasılsınız sorusuna Dervişoğlu,
"Sizin gibiyim, memleket gibiyim, yanan ormanlarımız gibi acılıyım, evlatlarının beslenme çantasına istediğini koyamayan anneler, bayramda torunlarına ve evlatlarına harçlık veremeyen dedeler gibiyim. Kendi geleceğini ülkesinde bulamayacağını düşünüp büyükelçiliklerin ve konsoloslukların önünde gelecek arayan gençler gibiyim. Kendimden sonraki nesillere, teslim aldığım gibi bir Türkiye ve dünya bırakamadığım için mahcubiyet içerisindeyim. Ama her şeye rağmen umutluyum. Birinci vazifemizin ne olduğunu biliyor ve o şuurda hareket etme kararlılığında olan gençleri görüyorum."
yanıtını verdi. AKP-MHP-DEM ortaklığı tarafından "terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan ikinci çözüm sürecine dair soruya Dervişoğlu, sürecin başından bu yana kapalı kapılar ardında sürdürülen bir pazarlıkla günümüze kadar taşındığını kaydederek,
"Sürecin bir tarafında AKP-MHP diğer tarafında DEM, İmralı, Kandil teröristleri ve KCK yapılanmasının yöneticileri var. Dolayısıyla bu zamana kadar kapalı kapılar ardında sürdürülen süreç Türkiye'ye dayatıldı. Neticede sürecin akıbeti beklentiye karşılık veremeyecek bir nitelik taşırsa, buna bir suç ortağı arama ihtiyacı hissedildi. Diğer partilerin sürece dahil olması yolunda TBMM'de komisyon kurmaya varacak adımlar atıldı. En başından beri bu sürecin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yöneltilmiş bir kalkışma olduğunu ifade ediyorum. Çünkü "terörsüz Türkiye" çok güzel ambalanmış bir kampanya sloganı. Ülkede "terörsüz Türkiye"yi istemeyen olmaz ama terörsüz Türkiye diyerek üniter devlet yapımızın, milli kimliğimizin, vatandaşlık tanımının tartışılması, Türkiye'nin geleceğine dair bir takım olumsuz adımların atılmasına vesile olabilecek çabalara karşı da dikkatli davranıyoruz."
ifadelerini kullandı.
"Düşünceden Eyleme Dönüştürülmesine Fırsat Tanınmaması Gerekiyor"
İYİ Parti lideri Dervişoğlu, "terörsüz Türkiye" projesinin Türkiye'nin şartlarını daha da ağırlaştıracak yasal ve anayasal düzenlemeleri hayata geçirmek için meşruiyet alanı oluşturmak üzere kurgulandığını belirterek,
"Türkiye'nin üniter devlet yapısını, vatandaşlık tanımını tartışmaya açacak, İmralı'daki canibaşının yol göstericiliğiyle Türkiye'nin içinde bulunduğu şartları daha da ağırlaştıracak yasal ve anayasal düzenlemeleri yapmaya bir meşruiyet alanı oluşturmak üzere yaşama geçirilmiş bir proje. Böyle bir projenin düşünceden eyleme dönüştürülmesine izin ve fırsat tanınmaması gerekliliğine işaret ediyorum."
şeklinde konuştu. Sürece karşı fevkalede uyanık olunması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, İYİ Parti'nin komisyona katılmama kararını da yineledi. Dervişoğlu, komisyonun yapısına ilişkin olarak,
"Bu komisyonun hangi görevi yerine getireceğini bilmiyorum. TBMM Başkanı tarafından bize gönderilmiş olan bir evrak var. Bir komisyon kuruyorsanız, komisyonun amacı, kapsamı ve süresi açıkça belli olmalıdır. Nasıl karar alacağınız belli olması gerekiyor. Eğer bir karar alınacak nitelikli mi salt çoğunlukla mı alınacağının belirlenmesi icap ediyor. Ama bu ayrıntıların hiç birine yer verilmemiş olan bir komisyon davetinde bulunuldu. Kim ne derse desin bu melun plana karşı durmak gibi bir siyasi pozisyonda hareket etmek zorunluluğunda hissediyorum kendimi. Eleştirenler, karşı çıkanlar olabilir. Bunu konuşalım diyenler olabilir ama sorunun doğru tanımlanması gerekiyor. İmralı canisinin yol göstericiliğinde tanzim edilmiş bir Türkiye düşünmek bile istemiyorum."
ifadelerini kullandı.
"Türk" Yerine "Türkiyeli" Tartışmaları
Yaşadığımız coğrafyanın içinde bulunduğu durumun herkesin malumu olduğunu kaydeden Dervişoğlu, Suriye'de ve Irak'ta olup bitenlere bakıldığında bütün bunların neden Türkiye'de olmadığının cevabının üniter devlet yapımız ve milli kimlik tanımlamamızda olduğunu belirtti.
Dervişoğlu konuşmasına şöyle devam etti:
"Eğer üniter devlet yapısını zaafa uğratıp, Türkiye'de vatandaşlık tanımını, cumhuriyetin adını ve kazanımlarını, tapu senedimiz Lozan'ı tartışırsanız; Irak ve Suriye'de olup bitenlerin benzeriyle karşı karşıya kalma durumunda bırakılırsınız.
Mezhep ve etnisite üzerine inşa edilmeye çalışılan yeni bir düzenin hayalinin kurulduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu Türk milletinin kabul edebileceği bir şey değildir."