İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu: 'Size de Bütçenize de Hayır Diyoruz!'

TAKİP ET

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin tümü üzerinde görüşmeler bugün, 8 Aralık tarihinde devam ediyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, genel kurulda yaptığı konuşmada sözlerine şehit düşen Özel Harekat Polisi Emre Albayrak'a rahmet dileyerek başladı.

Bütçenin bir yılın siyasi muhasebesi olduğunun altını çizen Dervişoğlu, dünyada dengelerin büyük bir hızla değiştiğini kaydederek,

"Böylesi zorlu zamanlar, ülkeler için bir yol ayrımı niteliğini taşır. Reelpolitik anlayışın, yeniden yükseldiği bu dünyada, duygusallığa, ideolojik takıntılara, hayalperestliğe, kimlikçiliğe, hamasete, romantik heveslere, değerli yalnızlıklara, derinlikli fantezilere yer yoktur!

İktidarlardan beklenen, “Fayda-Maliyet Analizini” doğru yapmasıdır. Muhalefete ve “bir bütün olarak millet aklı ve iradesine” düşen ise;  iktidarın, şahsi ve siyasi hesaplarının,  “Karar Alma Süreçlerini Belirlemesine”, izin vermemektir. Bu açıdan, Türkiye’nin de asıl imtihanı budur.

Şimdiye kadar üzülerek söylüyorum ki; Türkiye’yi yöneten iktidar, uluslararası sistemdeki dönüşümleri ve güvenlik ihtiyaçlarını, defalarca kez istismar etmiştir. Konuşmanın sınırları bakımından, tek bir örnekle yetineceğim. Düşen Rus uçağının üstüne, kutusunu bile açmadığımız, S-400 hava savunma sistemini satın alarak, parasını ödediğimiz F-35 projesinden dışlanmamız, bunların başında gelmektedir. 

O günlerde; adeta, tek koruyucumuzun, S-400 sistemi olduğu söyleniyor, yapılacak, “Teknoloji Transferi” anlatılıyordu. Neticede, 8 Aralık 2025 tarihi itibariyle elimizde; e kullanabildiğimiz gelişkin bir hava savunma sistemi, ne de aldığımız ya da ürettiğimiz bir savaş uçağı yoktur. Üstelik F-35 projesinden çıkmamızın, asgari maliyeti 15 milyar dolardır."

"Türkiye, bekası üzerine zar atılacak, bir memleket değildir

Dünyada güvenlik risklerinin her geçen gün daha da yükseldiği bir ortamda Türkiye'de hükümetin irrasyonel adımlar atma ve fahiş hatalar yapma lüksü olmadığı söyleyen Dervişoğlu,

"Türkiye, bekası üzerine zar atılacak, bir memleket değildir. Bu vatanı, “uzak akrabanızdan miras kalan tarla görmekten” artık vazgeçin! Güvenlik riskinin, böylesine yüksek olduğu bir dünyada,  Türkiye’de hükumetin; böyle irrasyonel adımlar atma,  böyle fahiş hatalar yapma lüksü yoktur!

Milletin karşısına çıkıp oy isterken; kendilerini, ulusal güvenliğin ve bekanın teminatı olarak sunanların, onu böyle hoyratça harcamasının, mantıklı bir açıklaması da yoktur!

şeklinde konuştu. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bütçeyi sunmak üzere TBMM'ye gelmemesini eleştiren Dervişoğlu,

"Bugün, vatandaş olarak; hepimize ait ortak servet olan, “beytül mal için” toplanmış bulunuyoruz. Yüzyıllardır olan ve olması gereken şey, Parayı harcayan kim ise, paranın asıl sahibine, hesap vermesidir. Parlamentonun, varlık gerekçesi de budur.

Gelin görün ki;  Harcamanın sorumlusu olan Sayın Cumhurbaşkanı, bütçeyi sunmak üzere milletin seçilmiş vekillerine,  Kendi tayin ettiği yardımcısını yollayarak, her zamanki gibi teşrif buyurmamışlardır.

Ortadoğu’nun meşruiyet pazarından, “takviye aramak” yerine, devlet ve millet düsturuna saygı duyarsanız, başka yerlerde “Meşruiyet Pazarlıkları” yapmak zorunda kalmazsınız."

ifadelerini kullandı.

"Gıdasız Türkiye gibi, Susuz Türkiye de bir sonuçtur"

Türkiye'de üretimin çöktüğünü, çiftçinin borç batağına saplandığını kaydeden Dervişoğlu, çiftçinin kredi borcunun geçen yılda oranla yüzde 43 arttığını belirtti. Son 20 yılda çiftçinin gelirinin 1 lira, borcunun ise 7 lira arttığını söyleyen Dervişoğlu, 

"Buğday ekim alanlarımızın, %27'sini kaybettik. Nüfusumuz, 2000’den bugüne yüzde 26 artarken, kişi başına düşen buğday üretimi, yüzde 22 azalmıştır. 

Vatandaş, et yiyemiyor, et!  Üretici, maliyetler yüzünden; anaç hayvanlarını kesime gönderiyor! Gıda enflasyonunda, “Dünya Şampiyonluğuna” oynuyoruz! OECD ülkelerinin ortalaması, yüzde 5 iken, Türkiye'de yüzde 27. Dünya sıralamasında; hemen üstümüzde, “başarısız devlet” olarak addedilen Haiti,  hemen altımızda ise, yıllardır savaşta olan Ukrayna var!

“Gıdasız Türkiye” gibi, “Susuz Türkiye” de bir sonuçtur. Devlet Su İşleri, suyu yöneterek; çiftçinin maliyetini düşürüp, su kaybını önleyecek teknolojik dönüşüm yerine, müteahhitlik hizmetine odaklanmış, vizyonsuz bir kuruma dönüşmüştür.

Ormanların ne hale geldiğini ise; yaşayarak gördük! Ormanlarımız artık ikiye ayrılıyor; ya, yok edilip maden sahası olacaklar, ya da inşaata açılacaklar."

dedi. Türkiye Yüzyılında okulların temizlik personeli çalıştıramayan, hijyenden yoksun, binalara dönüştüğünün altını çizen Dervişoğlu,

"Devletin okulunda; tuvalet temizliği, velinin cebine bakıyorsa sosyal devlet çökmüştür. En ağır olanı ise; bütçede, yine “bir öğün ücretsiz yemek” olmamasıdır! Her 4 çocuktan biri, okula aç gitmektedir.  Kantinlerde, bir tost 60 liradır. 

Biz; “Çocuklarımız, derste açlıktan bayılmasın. Bir tas çorba verin” diyoruz!  Siz; “Kaynak yok. Tasarruf tedbiri” diyorsunuz!  İtibarınızdan, tasarruf etmiyorsunuz ama 7 yaşındaki çocuğun, kursağındaki lokmadan tasarruf ediyorsunuz!

Çocuklarını doyuramayan, tuvaletini temizleyemeyen bir sistemin bütçesi “Vicdansızlık Bütçesidir”.

dedi.

"Gençler, hayata sıfırdan değil; eksiyle, borçla başlıyor"

Türk gençlerinin yaşadığı sıkıntıları dile getiren Dervişoğlu, gençlerin duygularının yok sayılıp gençliğin üzerine de beton döküldüğünü kaydetti. İktidar eliyle müteahhitlerin zengin edildiği ama gençlerin kaybedildiği, içinde özgür düşüncenin, sanatın, bilimin olmadığı binaların gençlere hapishane gibi geldiğini belirten Dervişoğlu,

"Ruhlarına dokunmayan, onları anlamayan bu betonarme zihniyet, gençliği çürütüyor. TÜİK verileri ortadadır.  Eğitimde ve istihdamda olmayan gençlerin oranı, rekor seviyelerdedir.  Milyonlarca genç, evde oturmaktadır, “Ev Gencidir”.  Sabah uyanıp gidecek bir okulu, çalışacak bir işi olmayan;  anasından, babasından harçlık istemeye utanan, odasına kapanmış, hayata küsmüş bir nesil yarattınız. 

Bu bütçede bu gençleri odalarından çıkaracak, hayata katacak bir vizyon yoktur. Üniversiteli gençlerin, yurt sorunu hâlâ çözülememiştir. Bu konuda boş yere övünüyorsunuz.  3 kişilik odaların 6 kişiye, 4 kişilik odaların 8 kişiye çıkarılması;  “Kapasite Artışı” değil, “Yaşam Alanı Gaspıdır.” Bu binalara “yurt” denmez, denemez!  Oralar, gençlerin umutlarını çürüten “toplama kampları”na dönüşmüştür. Asansörleri giyotine, yemekleri zehre dönüşmüş, denetimsiz yurtlarda yaşamaya mahkum edilmişlerdir.

Gençler, hayata sıfırdan değil; eksiyle, borçla başlıyor.  İş bulamamış, cebinde yol parası olmayan gence ‘‘Borcunu öde yoksa haciz gelir’’ diyen bir devlet,  kendisini sosyal devlet olarak tarif edemez. 

şeklinde konuştu.

"O ses, milletin vicdanının ONUR’unun sesidir"

Türk milletinin büyük tepkisine rağmen AKP-MHP-DEM ortaklığında "terörsüz Türkiye" adı altında yürütülen "ikinci çözüm sürecine" değinen Dervişoğlu,

"Eskişehir’in göbeğinde; bir vatan evladı çıkıp, -yaptığı doğrudur değildir, tartışılır ama bu gerçeği yüzünüze vurunca da rahatsız oluyorsunuz. 

O ses hakikattir!  O ses, milletin vicdanının ONUR’unun sesidir.  O ses, bu vatan için şehit olmuş kahramanların ateşinin düştüğü ocakların haykırışıdır.  ONUR’umuza ve ONUR’umuz olan güvenlik kuvvetlerimize Milletin evinden selam olsun!

Sokaktaki şiddeti bitirmeyen, uyuşturucu baronlarının kökünü kazımayan, kartelleşen çeteleri, ortadan kaldırmayan, teröristi makbul görüp, polisimizin jandarmamızın hakkını teslim etmeyen bu bütçeye vicdanen ve aklen hayır diyoruz."

dedi. Dervişoğlu konuşmasına şu satırlarla son verdi:

“Terörsüz Türkiye” masalıyla, Türkiye’ye kabus yaşatmak istediğiniz için, teröristlerle, iktidar pazarlığı yapacak kadar milli benliğinizden uzaklaşıp, şuursuzlaştığınız için, namus ve şerefiniz üzerine ettiğiniz o yeminleri unutup, 85 milyonun hakkına hukukuna göz diktiğiniz için, size de bütçenize de hayır diyoruz! Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum." 

iyi parti müsavat dervişoğlu dervişoğlu