İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu: 'Yönettiği Devletle Barışamayan Bir İktidar 25 Yıldır İşbaşında'
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu Sözcü TV'de İpek Özbey’in moderatörlüğünde Serap Belovacıklı, Özlem Gürses ve Senem Toluay Ilgaz'ın sorularını yanıtladı. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; "SDG hâlâ oyalama taktiklerine devam ediyor" sözlerine ilişkin "Süreçte sıkıntı mı yaşanıyor?" sorusuna Dervişoğlu,
"Bu ifadelerine baktığımda gördüğüm şu; demek ki hükûmete birtakım teminatlar verilmiş ama Sayın Cumhurbaşkanı onların beklentilerine uygun bir biçimde gerçekleşmediğini ifade etmiş. Öyle ise bu sürecin en başından itibaren bizim yaptığımız uyarılar çerçevesinde bir kere daha ele alınması lazımdır diye düşünüyorum. Çünkü her şey kapalı kapılar ardında sürdürülüyor. Kamuoyu, STK’lar, Meclis kapalı kapılar arkasında planlanan bu oyunun figüranı yapılmaya çalışılıyor. Hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi olup biten yanlışlıkların suç ortağı konumuna taşınmak da isteniyor. Anlaşılan o dur ki terör, terörist, terörizm kavramları arasındaki farkı bir türlü idrak edemezseniz, toptancı bir tarih şuuruyla yaklaşmayan, yaşadığımız coğrafyanın jeopolitiğinden bir haber, uzun vadede neler getirebileceğini kestiremeyen devlet yöneticilerinin atmış olduğu adımlar var. Yani ben bu süreç ne kadar allanıp pullanırsa pullansın milletin beklentisine cevap verebilecek bir biçimde sonuçlanacağına inanmıyorum.’’
dedi. Kürtçü terör örgütü PKK'nın, "Öcalan fiziki özgürlüğüne kavuşmazsa silah bırakmayız." açıklamasını değerlendiren Dervişoğlu, 2013 yılında yaşanan Açılım Süreci’nde teröristbaşı Öcalan’ın Türk milliyetçilerini ikna etmeden sürecin gerçekleştirilemeyeceği ifadelerini hatırlatarak,
"Abdullah Öcalan'ın bir talebini yerine getiriyor bahsettiğiniz siyasi partinin genel başkanı. (Devlet Bahçeli) Daha sonraki süreçlerde de işte ‘komisyon kurulmalı’ derken diasporası olan bir örgütün uzun vadede Türkiye’nin başına bela olacak ve bir hakikat komisyonu gibi sürecin algılanmasını temin edecek adımların atılması da Abdullah Öcalan tarafından arzulanıyor. Yani onu da dinlendiren aynı kişi.) ifadelerini kullandı."
şeklinde konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Abdullah Öcalan TBMM’ye gelsin, konuşsun." İfadeleriyle başlayan sürecin, Abdullah Öcalan'ın affını temin edebilmek için olduğunu vurgulayan Dervişoğlu,
"İçinde ‘umut hakkından yararlansın’ ifadesi de var. Dolayısıyla Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması beklentisini güncelleyen ifadelerdir bunlar. Dolayısıyla çatı örgütü sayılan KCK’nın da böyle bir talebi Türkiye’nin önüne koyması kadar doğal bir şey olmaz. Ama hep söylüyorum, Milliyetçileri temsilen sadece bir siyasi partinin genel başkanının ifadeleri, partisinin isminin önünde milliyetçi var diye Türkiye ve Türk milleti için yeterli değildir.’’
diye ekledi.
"Batı Emperyalizmi Yaşama Geçiremediği Sevr'in İntikamını Alıyor"
"Terörsüz Türkiye" adı altında yürütülen ikinci çözüm sürecine dair konuşan Dervişoğlu
"Şimdi bu ‘barış süreci, terörsüz Türkiye’ altın kutusuyla sunulan zehrin uzun vadedeki sonuçları da Türkiye’yi ziyadesiyle sıkıntıya sokuyor. Yani bu hükümet belki bir anayasa değişikliğiyle Sayın Erdoğan’ı ömrü boyunca Cumhurbaşkanı yapabilecek zamanı kazanacaktır ama Türkiye uzun vadede çok büyük bir belayla muhatap kılınacaktır çünkü PKK sözde fesih kongresini toplamadan önce PKK diasporası, Kürt diasporası adıyla Avrupa'da toplantı yaptı. Sözde fesih kongresi gerçekleşti, Diyarbakır'da bir toplantı yaptı. Şimdi baktığınızda aslında Batı emperyalizmi, yaşama geçiremediği Sevr’in intikamını alıyor. Zaten sözde fesih kongresinden sonraki bildirgede de ilk atıf Lozan’a yapılıyor.’’
dedi. Süreçle ilgili kaygılarını dile getiren Dervişoğlu; ‘’Terörsüz Türkiye’den kim rahatsız olabilir? Terörsüz Türkiye’yi en çok benim yaş kuşağım arzular. Türkiye'de benim yaş kuşağımın siyasi ayrım bulunmadan söylüyorum ‘Terörsüz Türkiye'yi istemiyorlar’ denmesi büyük bir ayıptır. Dönemin devrimcileri içinde ülkücüleri için de ben bunları telaffuz ediyorum. Bu ayrışmalardan nemalanmak yerine birleştirici bir söylem geliştirmemiz gerekiyor." dedi. Yürütülen süreçte devlet aklının etkisi olup olmadığı sorulan Dervişoğlu,
"Burada her şey olabilir ama burada bir devlet aklı planlıyor tereddütüne asla katılmam. Türkiye Cumhuriyeti Devleti iki imparatorluğun bakiyesi üzerine inşa edilmiş bir devlettir. Türkiye'nin başına uzun vadede bela olacak bir süreci devlet aklı diye tanımlayabilmemiz mümkün değildir.’’
dedi. Dervişoğlu şöyle devam etti:
"Bu ülke kurulduğundan beri üzerinde konuşulan vesayet kavramı var. Bir vesayetten diğer bir vesayete sörf yapan bir devlet anlayışı var. Cumhuriyet 100 yıllık ve yönettiği devletle barışamayan bir iktidar da yaklaşık 25 yıldır iş başında. Dolayısıyla 100 yıllık Cumhuriyetimizin 25 yılını bu iktidar yönetti. Bu dönem içerisinde bir türlü barışamadığı bir durum var."
"Türkiye Suç İşleme Eğiliminde Olanların Cennetine Dönüştü"
TBMM Başkanlığına gelen İnfaz Düzenlemesine dair konuşan Dervişoğlu, iktidar döneminde Türkiye’nin suç işleme eğiliminde olanların cenneti hâline dönüştüğünü vurgulayarak, "Bu son derece tehlikeli bir durumdur ve infaz düzenlemeleriyle ortadan kaldırılabilecek bir durum değildir. Türkiye aslında çok daha büyük bir dertle baş başadır. Bütün bunların aşılabilmesi noktasında bazılarıyla yapılmış pazarlıklara bağlı olarak kişisel tatminleri karşılayacak düzenlemelerin de çözüm diye sunulmaması lazım. Türkiye’de suçlar klişeleşmiştir artık. Suç işlemeye hazır ve bunu bedeli mukabilinde gerçekleştirmeye hazır yapılar oluşmuştur Türkiye’de." dedi.
Kendisinin "Parlamenter Sisteme geçilmeden Türkiye’nin huzura edeceğine inanmıyorum dolayısıyla adaylığı düşünmüyorum" ifadeleri sorulan Dervişoğlu; "Devamında da rejim ve sistem icranın başına bir cumhurbaşkanlığı seçimine bağlı olarak birini taşıyacaksa o zaman siyasi partiler iktidar olmak için kurulurlar ve böyle bir görevden ve adaylıktan kaçınılmaz dedim. Ben temennimi ifade ediyorum. Olmayan bir şeye talip olmanın da gereği yok. Ben Türkiye’nin tek adamlığa evrileceği tehlikesini işaret ettiğimiz bir rejimin kökleşmesi tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu görüyorum ve bu bana çok ağır geliyor. Dolayısıyla öncelikle bir şeyden kurtulacaksa Türkiye'ye bu tek adamlık diye tarif edilecek cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden kurtarmak lazım." ifadelerini kullandı.