Kumar Borcu Olan Polis Memuru Özel Harekatın Mühimmat Deposunu Boşalttı: 239 El Bombası, 262 Bin Fişek Kayıp
Adana İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şubesi’ne ait mühimmat deposunda yaşanan büyük çaplı hırsızlık ve yasa dışı satış skandalı, güvenlik kuvvetleri içinde yaygınlaşan kumar bağımlılığının ne kadar ciddi bir güvenlik tehdidine dönüşebileceğini bir kez daha ortaya koydu.
Olay, deponun bakım ve düzeninden sorumlu polis memuru O. K.’nın denetimleri engellemeye çalışması ve mesai dışında depoya girmesi üzerine meslektaşlarının şüphelenmesiyle başladı.
Sözcü'nün haberine göre, Kasım 2024’te yapılan ön sayımda savunma tipi el bombaları ile mermi kasalarının sahte doluluk görüntüsü verilerek eksik mühimmatın gizlendiği belirlendi. Detaylı incelemede 239 el bombası, 59 bin adet 7,62 mm fişek ve 203 bin adet 9 mm fişeğin kayıp olduğu tespit edildi.
İtirafçı olan O. K., 2021’de yurt dışı görevinde başladığı bahis oyunlarında yüklü borca girdiğini, 1.5 milyon TL kredi çektiğini, borçlarını kapatamayınca 2022’den itibaren depodaki mühimmatı satmaya başladığını anlattı. Alıcılar arasında görevde ve ihraç edilmiş polis memurları ile bir avukat yer aldı.
29 Kasım 2024’te düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 10 şüpheli yakalandı. Ev, iş yeri ve araçlarda yapılan aramalarda yüzlerce tabanca, on binlerce mermi, balistik yelekler, çelik plakalar ve el bombaları ele geçirildi. Şüphelilerin, emniyet envanterindeki silahları satmak amacıyla av bayisi bile açtıkları ortaya çıktı.
Savcılık, aralarında polis ve eski polislerin de bulunduğu sanıklar hakkında “tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma ve el değiştirme”, “zimmet” ve “izinsiz silah ticareti” suçlarından 22 yıl 6 aydan 41 yıl 6 aya kadar hapis cezası istedi. Mühimmatın toplam değerinin 1 milyon 540 bin TL olduğu, yalnızca A. M.’nin, O. K.’ya 1 milyon 90 bin TL havale yaptığı belirlendi.
Bu olay, güvenlik güçleri mensupları arasında yaygınlaştığı istatistiklere yansıyan ve mali yıkıma yol açan kumar bağımlılığı vakalarının, devletin kritik silah ve mühimmat envanterine yönelik doğrudan bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor.
Borç sarmalına giren personelin, sahip olduğu yetki ve erişim imkanlarını kötüye kullanması, yalnızca mali değil milli güvenlik açısından da ağır sonuçlar doğuruyor.
Uzmanlar benzer vakaların önlenebilmesi için, kumar ve borç riski taşıyan personelin tespitine yönelik etkin psikolojik ve mali denetim mekanizmalarının, iç güvenlik politikalarının ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi gerektiğini bildiriyor.