Kürtçü DEM'in Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: 'Sayın Erdoğan Barış İradesine Olan Güveni Tazeledi'
Kürtçü DEM Parti'nin Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Kürtçü terör örgütü PKK'nın "Türkiye'den çekilme kararına" ilişkin basın toplantısı düzenledi.
"Sayın Erdoğan barış iradesine olan güveni tazeledi"
Tuncer Bakırhan, Kürtçü terör örgütü PKK'nın Türkiye'den çekilme tiyatrosuyla ilgili konuştu. Bakırhan, Erdoğan'ın "barış iradesine" olan güveni tazelediğini ifade etti:
"Dün tarihi bir gelişme yaşandı. Elbette bu önemli eşiğe bir anda gelmedik. Geride bıraktığımız aylara hatta günlere bir dönüp bakalım. 1 Ekim 2024’te Sayın Bahçeli, Meclisimizin çatısı altında ezber bozan bir el uzattı. Ardından 27 Şubat geldi. İmralı'dan yükselen ses kırk yıldan fazla süren çatışmanın seyrini değiştirdi. Sayın Abdullah Öcalan'ın PKK'ya yaptığı silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı sadece bir çağrı değildi. Tarihin hafızasına kazınan bir dönüm noktasıydı. 7 Mayıs'ta PKK'nın kongresini toplayarak fesih kararı alması, 11 Temmuz'da silahlar yakıldı. Ateş ve demirin ruhu toprağa karıştı. Alevler göğe yükselirken ‘artık siyaset konuşsun’ dendi. 1 Ekim 2025’te Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın partimizin sıralarına gelerek el sıkışması barış iradesine olan güveni tazeledi."
Öcalan'ın Tecridinin Kaldırılmasını İstedi
Kürtçü DEM'in Eş Genel Başkanı Bakırhan, açıklamalarının devamında bebek katili Öcalan'ın süreçte aktif rol oynaması gerektiğini söyledi:
"Bugün geldiğimiz noktada Öcalan'ın çabası, öngörüsü, ısrarı ve barışın inşasındaki rolü belirleyicidir. Bu bakımdan kendisinin daha fazla inisiyatif alabilmesi, süreçte daha etkin rol oynayabilmesi için yollar açılmalı, imkanlar sağlanmalıdır. Diyalog, müzakere ve fikir alışverişi olmalıdır. Özgür çalışma, iletişim ve yaşam koşulları oluşturulmalıdır. Zamanın ruhu ve hakikatiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de sesleniyorum. Meclis, bu tarihi süreçte sorumluluğuna uygun davranmalıdır. Meclisimiz sadece yasaların yapıldığı bir yer değil tarihin yazıldığı geleceğin şekillendirildiği bir yerdir de aynı zamanda. Bugün Meclis çatısının altında alınacak kararlar, çıkarılacak yasalar tarih kitaplarında gelecek nesiller tarafından okunacaktır. O nedenle Meclis bu süreci kolaylaştırmalı ve geliştirmelidir.”
"Cumhuriyet ne yazık ki demokratikleşemedi"
Barışın yolunu teröristi meşrulaştırmada arayan Tülay Hatimoğulları, "ikinci cumhuriyet" ibaresini kullanarak Cumhuriyet'in yeterince demokratikleşemediğini iddia etti:
"İki gün sonra Cumhuriyet'in 102’nci yılı. 29 Ekim'in arifesindeyiz. Cumhuriyet'in kurulması elbette çok önemli ve çok değerli. Ancak Cumhuriyet ne yazık ki demokratikleşemedi. Bu nedenle de Türkiye'nin demokrasi sorunları çözülmedi ve yüz yıldır çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Artık bu ülkenin bir yüz yıl daha acı çekmeye, geçmiş döngülere, hukuksuzluklara ayıracak ne bir zamanı ne de bir sabrı kalmıştır. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında adaleti ve hukuku geliştirmek, eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak görevi önümüzde durmaktadır. Doğru okursak son bir yılda atılan tarihi adımlar bize ikinci cumhuriyeti demokratikleştirmek için çok büyük bir şans tanımaktadır."