Mahkeme 'Dur' Dedi, Şirket Vazgeçmedi: Beypazarı'nda Hukuk Direnişi Sürüyor
Ankara'nın Beypazarı ilçesine bağlı Uruş Mahallesi ve çevre mahalle sakinleri, bölgede planlanan sepiyolit maden ocağına karşı hukuk ve çevre mücadelesini büyütüyor. Bugün, 4 Şubat'ta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önünde toplanan Beypazarlılar, maden ocağı projesini protesto etti. Eyleme İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan, Güdül Belediye Başkanı Mehmet Doğanay ve birçok sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.
Uruş Muhtarı Murat Uz: "Biz artık üretirken korkarak yaşamak istemiyoruz"
Eylemde konuşma yapan Uruş Mahallesi Muhtarı Murat Uz, mahallelerinde maden çalışması istemediklerini şu sözlerle ifade etti:
"Biz bu davada haklıyız. Haklı olmasak bu kadar insan burada toplanmazdı. İlk etapta bölgede Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değil denildi. Halkımız ‘maden ocağı istemiyoruz’ dedi. Şimdi ÇED dosyası ile karşımıza geldiler. Diyorlar ki bu ‘alanlarda sulanabilir alan yok’. Uruş toprakları sulamayı beklerken bu projenin yapılamayacağını belirttik. Bize diyorlar ki ‘terk edin bu toprakları’. Biz para peşinde değiliz, ekmeğimizin peşindeyiz. Durdurun bu projeyi. Biz artık üretirken korkarak yaşamak istemiyoruz”
"Yargı 'İptal' Dedi, Şirket Vazgeçmedi"
Bölge halkı adına yapılan açıklama yapan Uruş Mahallesi gençlik lideri Buminhan Göktuğ Yiğit, projenin tarım, hayvancılık ve su kaynakları üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
"MYB Madencilik AŞ tarafından Ankara İli, Beypazarı İlçesi, Uruş mahallesi sınırları içerisinde 1862,09 hektar alandan oluşan 4. Grup Maden Ocağı Projesi hakkında bölge halkımız ve sivil toplum kuruluşlarımız tarafından dava ikame edilmiş, Ankara 5 İdare Mahkemesi’nin 2021/1248 Esas, 2022/792 Karar sayılı 25.04.2022 tarihli ilamı uyarınca ÇED gerekli değildir kararı iptal edilmiştir. Bu duruma rağmen ilgili şirket gerekli revizyonları yaptığı iddiası ile Bakanlığa yeniden başvuru yapmıştır."
"17.05.2024 tarihinde Uruş mahallemizde düzenlenen halkın katılımı toplantısına tüm civar mahallelerimizden sivil vatandaşlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız ile katılım göstermiştir. Bölge halkı ve sivil toplum kuruluşları olarak birlik ve beraberlik içerisinde tek ve yüksek bir sesle maden projesine hayır demiştir."
15 Mahalleyi Etkileyen Devasa Ruhsat Alanı
Yiğit, söz konusu projenin tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileyeceğini belirtti:
"MYB Madencilik AŞ tarafından Ankara İli, Beypazarı İlçesi, Uruş mahallesi sınırları içerisinde 1862,09 hektar alandan oluşan ruhsat alanı nedeniyle projeden etkilenecek olan birçok mahalle bulunmaktadır. Uruş mahallesi, Tahtacıörencik, Kavaközü, Taşören, Özköy, Karacaören, Kayı, Garipçe, Adalıkuzu, Doğançalı, Dereli, Yoğunpelit, İncepelit, Afşar Boyalı, Kırkkavak mahalleri bunların başlıcalarıdır. Müvekkiller bölgede ikamet etmektedir. Bölgemizin en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Bölgemizde planlanan işbu proje ile tarım ve hayvancılık olumsuz etkilenecek hatta bitme noktasına gelecektir."
"Ata Yadigarı Topraklarımız Tehdit Altında"
Ata yadigarı topraklarda verimliliğin yok olacağına işaret eden Yiğit, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bölgemizde binlerce küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştirilmekte, binlerce insan geçimini yetiştirdiği ürünlere satarak idame ettirmekte, ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Devlet tarım alanları toplulaştırma projesini hayata geçirilmiş, bir adet baraj sulama göleti yatırım planına alınmış, bir adet baraj sulama göleti ise bölgemizin kullanımına açılmıştır. Hayvanlarımızın otladığı meralar, insanlarımızın gölgesinde dinlendiği ağaçlık alanlar ve ormanlar, yaban hayatının sürdürüledüğü bu topraklar büyük tehdit altındadır."
"Planlanan maden ocağı projesinin bölge halkına en ufak faydası dokunmayacağı gibi ata yadigarı olan bu topraklardaki verimlilik yok olacak, havamız, suyumuz kirlenecektir. Bu proje ile birlikte bölge halkı toprağını terk etmek zorunda kalacaktır."
"Ekonomik Getiri Geleceğimizden Çalacak"
Buminhan Göktuğ Yiğit, sürecin sıkı takipçisi olmaya devam edeceğini söyledi:
"Bölge insanı olarak sürecin sıkı ve ısrarlı şekilde takipçisi olduk, olmaya da devam edeceğiz. ÇED başvuru dosyasında çevre ve bölge halkı önemseniyormuş izlenimi verilmek istenmişse de ekonomik getirisi son derece düşük olan proje getirilerinin geleceğimizden çalacağını her vesile ile dile getirmeye gayret ettik. Bakanlık tarafından yürütülen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci kapsamında değerlendirilmekte olan MYB Madencilik AŞ projesi hakkında; projenin bölgenin ekolojik dengesi, özellikle de tarım, hayvancılık faaliyetleri ve su kaynakları üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri derin bir endişeyle takip edilmektedir."
Geri Dönülemez Zararlar Kapıda
Yiğit, toprak kalitesinde yaşanacak bozulmalara ve erezyon riskine dikkat çekti:
"Proje sahasının ve etki alanının, bölgenin sosyo-ekonomik yapısı için hayati öneme sahip tarım arazileri, meralar ve su havzalarını barındırdığı bilinmektedir. Maden ocağı projesinin faaliyete geçmesi durumunda ortaya çıkacak toz, gürültü, titreşim, ağır metal kirliliği, atık su deşarjları, patlatma kaynaklı sarsıntılar ve genel olarak arazi kullanımındaki değişiklikler, bölgenin mevcut doğal yapısını ve ekonomik düzenini geri dönülemez bir şekilde bozma potansiyeli taşımaktadır."
"Partikül maddeler (toz) fotosentezi olumsuz etkileyerek tarım ürünlerinin verimliliğini düşürecektir. Toprak kalitesinde yaşanacak bozulmalar, erozyon riski ve olası ağır metal birikimi, ekilebilir alanları kullanılamaz hale getirebilir."
Hayvancılık ve Su Kaynakları İçin Kritik Uyarı
Tarımın yanında hayvancılığın da büyük zarara uğruyacağını ifade eden Yiğit, ekolojik yaşamın riske gireceğini belirtti:
"Hayvancılık sektörü ise maden ocağı faaliyetlerinden çok daha fazla etkilenecektir. Meraların tahrip olması, hayvanların otlayabileceği alanların daralması ve su kaynaklarının kirlenmesi, hayvan sağlığı üzerinde doğrudan ve olumsuz bir etki yaratacaktır. Su kaynakları üzerindeki etkiler ise belki de en kritik konuyu teşkil etmektedir. Proje kapsamında yapılacak deşarjlar, yüzey sularını kirleterek ekolojik yaşamı ve çevredeki yerleşim yerlerinin içme suyu kaynaklarını tehdit edecektir."
"ÇED Raporu Bilimsel Eksiklikler Barındırıyor"
ÇED raporunda söz konusu hassasiyetlerin yeterince değerlendirilmediğini söyleyen Yiğit, raporun gerçeği yansıtmadığını ifade etti:
"ÇED raporunda bu hassasiyetlerin yeterince değerlendirilmediği, projenin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmadığı düşünülmektedir. Mevcut ÇED raporunun amacına hizmet etmediği, bilimsel ve teknik eksiklikler barındırdığı, bölgenin mevcut sosyo-ekonomik ve ekolojik yapısına ilişkin yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı iddia edilmekteyse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını çok iyi biliyoruz."
BİR YIL EK SÜRE TANINDI
Yapılan eylemden sonra gerçekleşen İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısında, tarafından firmaya bir yıl ek süre verildiği açıklandı. Muhtar Murat Uz kararı şu cümlelerle duyurdu:
"Kıymetli hemşerilerim,
Yapılan İdk toplantı kararı;
ÇED Süreci durdurulmuş ,firmaya bir yıl ek süre verilmiştir. Mücadelemize zamanı geldiğinde azimle devam edeceğiz.
Kıymetli desteğiniz için teşekkür ederiz.
Hayırlı olsun."