Molla Rejiminin Beceriksiz Politikaları Yüzünden Kurumaya Yüz Tutmuş Urmiye Gölü, Yağışların Etkisiyle Yeniden Canlanıyor
Güney Azerbaycan'da, Urmiye Gölü havzasında yer alan Binab ilçesindeki Kara Kışlak Bataklığı, 15 yıl aradan sonra yeniden canlanıyor. Yerel basında yer alan haberlere göre, son aylarda mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışlar, bölgenin eski doğal yapısına kavuşmasında etkili oldu.
Güney Azerbaycan'da, Urmiye Gölü havzasında yer alan Binab ilçesindeki Kara Kışlak Bataklığı, 15 yıl aradan sonra yeniden canlanıyor.
Yerel basında yer alan haberlere göre, son aylarda mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışlar, bölgenin eski doğal yapısına kavuşmasında etkili oldu.
Yaklaşık 22 bin 250 hektarlık bir alanı kaplayan Kara Kışlak Bataklığı, zengin biyolojik çeşitliliğiyle Türk bölgesinin önemli doğal miras alanları arasında yer almakta.
Bataklıkta 153 kuş türünün yanı sıra 27 memeli, 16 balık ve 7 sürüngen türü yaşamını sürdürüyor. Bölgede yaklaşık 2 bin 500 bitki türünün bulunduğu da biliniyor.
Uzmanlar, sulak alanın yeniden oluşmasından hem ekosistemin korunması hem de göçmen kuşların yaşam alanlarının iyileştirilmesi perspektifinden önemli bir gelişme olduğunu kaydediyor.
Tehlike Sürüyor
Uzmanlar, su seviyesindeki artışın olumlu bir gelişme olduğunu fakat gölün şu anki su miktarının hâlâ normal kapasitesinin oldukça altında bulunduğunu tespit etti.
Urmiye Gölü'nün azami su kapasitesi 32 milyar metreküp, ortalama su kapasitesi ise 15 milyar metreküp seviyesinde.
Türk Düşmanı Molla Rejimi, Gölün Kurumasında Baş Etken
Dünyanın en büyük ikinci, bölgenin ise en büyük tuz gölü olan Urmiye Gölü'nde son 20 yılda su seviyesi büyük ölçüde azaldı. Güney Azerbaycan'da yaşayan Türkler ise bu tablodan mollaları sorumlu tutuyor.
Güney Azerbaycanlı vatanseverler, gölün kurumasının başlıca sebeplerinden birinin havzadaki nehirler üzerine plansız şekilde inşa edilen barajlar olduğunu söylüyor. Molla rejiminin gölü besleyen akarsular üzerinde 25 baraj kurduğu ifade edilirken, gölün ortasından geçirilen köprü yolunun kuzey ve güney kesimleri birbirinden ayırarak su dolaşımını engellediği, bunun da özellikle güney bölümündeki kurumanın hızlanmasına yol açtığı belirtiliyor.
Ayrıca tarımsal sulama amacıyla açılan derin su kuyularının yer altı su kaynaklarını tüketerek gölü besleyen su miktarını azalttığı aktarılıyor.
Türk aktivistler ve çevreciler, bu uyarıları 2000'li yılların başından bu yana dile getirdiklerini ancak beceriksiz mollaların sözlerini dinlemediklerini söylüyorlar. Bu konuda düzenlenen gösteriler nedeniyle yüzlerce kişinin tutuklandığı belirtilirken, Urmiye Gölü'nün korunması meselesinin Güney Azerbaycan Türklerinin, Türk dili ve kimliği meselesinden sonra en fazla önem verdiği konular arasında yer aldığı ifade ediliyor.