Müsavat Dervişoğlu: 'İmralı Canisi Umuda Değil, Mezara Kavuşuncaya Kadar Buradayız'
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bugün, 4 Şubat'ta partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, Bahçeli'nin teröristbaşına "umut" dilemesine karşılık "İmralı canisi umuda değil, mezara kavuşuncaya kadar biz buradayız" dedi.
Konuşmasına 6 Şubat depremlerinde canlarını kaybedenleri anarak başlayan Dervişoğlu, söz konusu felakette kurumların ihmalkarlığını vurguladı:
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen depremler Cumhuriyet tarihimizin en ağır felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Resmî verilere göre 50 binden fazla yurttaşımız hayatını kaybetti. Hepsini rahmetle anıyorum.
Bu bir doğal afetti. Ama sonuçları, doğal değildi. Çünkü bu yıkım, yalnızca yer kabuğunun hareketiyle açıklanamaz. Bu yıkım; yönetim tercihlerinin, ihmallerin ve denetimsizliğin sonucudur. Bilim insanlarının uyarıları vardı. Risk haritaları vardı. Resmî raporlar vardı. Peki, devlet bu depremi bekliyor muydu? Bekliyordu elbette! Devletin elinde plan yok muydu? Vardı elbette! İşte, mesele tam da burada başlıyor.
Bugün İstanbul ve Marmara Bölgesi için beklenen deprem, bir söylenti değildir. Bir kehanet değildir. Bilimsel olarak öngörülen, sonuçları hesaplanmış, olacağı bilinen bir risktir. Bu risk karşısında, devletin hâlâ güncel bir eylem planı yoksa; bu artık ihmaldir. Bu ihmalkarlığın bedeli ise; enkaz altında ödenmektedir Buradan açıkça söylüyorum: Bu iktidar başta olmak üzere hiçbir kişi ve kurum; bir sonraki büyük depremde
“kader” deme lüksüne sahip değildir. Çünkü kader; bilinmeyene denir.
"Türkiye'nin yeni kalkınma ufku, Anadolu'nun yıldız şehirleridir"
Dervişoğlu, değerlendirmelerinin devamında plansız kentleşmeye dikkat çekerek Anadolu ve Trakya'da planlı kalkınmanın altını çizdi:
Eğer biz Anadolu’muzu Trakya’mızı yeniden imar ve ihya edebilirsek; bunu da şehirlerimizi tüketen inşaat rantından ayırt ederek yaparsak, depremde bu kadar kırılgan olmayız.
Ekonomide bu kadar dengesiz olmayız. Toplumsal yaşamda da bu kadar gergin olmayız. Türkiye’nin gerçek gücü, birkaç şehrin betonunda değil; ülkenin dört bir yanındaki insanının emeğindedir, vatan toprağının her karışının bereketindedir!
Biz diyoruz ki: Türkiye’nin yeni kalkınma ufku, Anadolu’nun yıldız şehirleridir. Bunu başardığımız gün; gençlerimizin umudu artacak, şehirlerimiz nefes alacak, Türkiye daha güçlü ve daha güvenli olacaktır.
"Devlet, bizim dediğimize gelmiştir"
Dış politikaya değinen İYİ Parti lideri, Suriye meselesinin teröristbaşını muhatap alarak değil, güvenlik bürokrasisi ve askeri baskı ile çözüleceğini belirtti:
"Dış politikayı da bir müteahhitlik faaliyeti gibi yürütürseniz; uzun vadeli devlet çıkarı yerine kısa vadeli proje hesabı yaparsanız; sonuç, stratejik körlük olur. İçeride plan yapamayan bir devlet, dışarıdaki masada da güçlü olamaz. Suriye konusunda bugün gelinen noktada bir gerçeği açıkça teslim edelim: Devlet, bizim dediğimize gelmiştir. Sahadaki gelişmeler, aylardır, yıllardır uyardığımız bir hakikati bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Şunu artık herkes görmüştür: Suriye’de sonuç üreten şey; laf cambazlığı, komisyon tiyatrosu ya da kişilere atfedilen hayali roller değildir.
1,5 yıldan fazla zamandır yaptığımız uyarılar ortadadır. Mesele terör olunca, sonuç üretecek şey, askerî kararlılıktır, devlet ciddiyetidir ve sahayı okuyabilen güvenlik aklıdır dedik. İşte durum ortadadır. Ancak, bugün Şam yönetimiyle YPG arasında varılan mutabakatı da doğru okumalıyız. Eğer alınan bir mesafe de varsa bu, ne Öcalan’la kurulan muhataplığın ne de iç siyasete malzeme yapılan akla ziyan söylemlerin ürünüdür. Bu, Türk güvenlik bürokrasisinin kararlılığı ve askerî seçeneklerin masada tutulması sayesindedir.
Buradan çok net konuşuyorum: Öcalan’ı muhatap almanın, onu bir pazarlık unsuru gibi sunmanın, ona siyasi bir rol atfetmenin ne kadar akıl dışı, ne kadar ahlaksız, ne kadar devlet ciddiyetine aykırı olduğu bizzat sahada görülmüştür. Türkiye’nin bekası adına, elde edilen ve edilebilecek kazanımların, teröristbaşının yahut yeni yetme Apocuların dahliyle elde edilmediği ve edilemeyeceği açıktır. PKK’nın ve YPG’nin geri adımı, askerî baskı sonucu gelmiştir. Gerisi, sonradan yazılmış masallardır."
"Türkiye, Azerbaycan ile olan ilişkilerini en yüksek düzeyde tutmalıdır"
Türkiye'nin dış politikası ile ilgili değerlendirmelerinin devam eden Dervişoğlu, Türkiye'nin Türk jeopolitiği üzerinden hareket etmek zorunda olduğunu vurguladı:
"Türkiye–Suudi Arabistan–Pakistan hattında askerî ve stratejik bir ittifak arayışının gündeme getirildiğine şahit oluyoruz. Bu ülkelerle ekonomik ve siyasi işbirliğinin sürmesine elbette karşı değiliz. Ancak bu eksen üzerinden kurulacak askerî ve stratejik ittifakların, Türkiye’yi yeni risk alanlarına sürüklemesinden ciddi biçimde endişe ediyoruz. Türkiye’nin ihtiyacı; yeni maceralar değil, kalıcı, rasyonel ve öngörülebilir ilişkilerdir.
Bizim bu kaotik dünyadaki önceliğimiz nettir: Türkiye, öncelikle Azerbaycan ile olan ilişkilerini en yüksek düzeyde tutmalıdır. Bu ilişki; duygusal değil, stratejik bir ilişkidir. Ne yazık ki son dönemde, Türkiye–Azerbaycan ilişkisini zayıflatmak isteyen, Türkiye’yi Arap siyasetinin bir aktörü hâline getirmeye çalışan yaklaşımlar da görüyoruz. Biz bu anlayışı, ideolojik ve duygusal buluyoruz. Türkiye, Türk jeopolitiği üzerinden hareket etmek zorundadır.
Bu çerçevede, Zengezur Koridoru’nun açılmasını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak altını çiziyorum: Zengezur Koridoru, sadece kara ve demiryolu hattı değildir. Bu koridor; Azerbaycan kaynaklarını doğrudan Türkiye’ye ve dünya pazarlarına bağlayacak enerji hatlarını da içermelidir. Türkiye ile Azerbaycan’ın, başka hiçbir ülkenin insafına kalmadan, kalıcı ve stratejik bir ilişki tesis etmesi en büyük temennimizdir."
"Türkiye'yi başka bir Türkiye yapmak istiyorlar"
Dervişoğlu, dün Bahçeli'nin bebek katiline umut istemesiyle tam gaz devam eden İkinci İhanet Süreci hakkında şunları kaydetti:
"Bugün bir İmralı süreci yürütülüyor. Türkiye’yi başka bir Türkiye yapmak istiyorlar. Kim istiyor bunu? Bir yanda ABD ve İsrail ortaklığı, aynı anda ise iktidar ve komisyoncu tüm ortakları istiyor. Bize diyorlar ki, İsrail PKK’yı kullanacakmış. Ne yapacakmış kullanıp? Türkiye’yi bölecekmiş.
E peki siz ne yapıyorsunuz? Teröristbaşı Apo’yu muhatap alarak, “Türk” yerine Türkiyeli diyerek, eşit yurttaşlık adı altında, çift kimlikli bir anayasa propagandası yaparak siz ne yapmış oluyorsunuz? Türkiye’yi var eden tarihi eğip bükerek, Türk milletini var eden tüm değerleri çiğneyerek, bizi önce zihinlerde bölerek ne yapmış oluyorsunuz? Komplo mu bunlar? Yoksa gözümüzün önünde yaşananlar mı?
İktidar oy peşinde de diğer muhalefet unsurları bunun dışında mı? “Türk bayrağı ile sorunu olanın, bizimle selamı olmaz” diyorlar. Çok güzel… Güzel de toplumsal barış adı altında, cici demokrasi toplantılarına katılanlara bakınca, selamdan çok daha fazlasını aldıklarını görüyoruz."
"İmralı canisi umuda değil, mezara kavuşuncaya kadar biz buradayız"
İYİ Parti lideri grup toplantısını şu sözlerle sonlandırdı:
"86 milyon vatandaşımıza vatan olmuş Anadolu huzura, binlerce Türk’ün, Kürdün ve bebeklerin katili İmralı Canisi umuda değil, mezara kavuşuncaya kadar biz buradayız. Ve artık bu Cumhuriyet’i devlet aklıyla, millet vicdanıyla, sorumlulukla ve umutla ayağa kaldırmanın vakti gelmiştir! Adaletin vakti geldi! Eşitliğin vakti geldi! Hürriyetin vakti geldi! Kardeşliğin vakti geldi!"