Müsavat Dervişoğlu'ndan Devlet Bahçeli'ye: Sen İstersen Gidip İmralı'da Grup Toplantısı Yapabilirsin, Bu Saatten Sonra Yakışır da!
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuşuyor.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuşuyor.
Dervişoğlu, CHP ve AKP arasındaki "normalleşme" hamleleri ve sonrasında gelen yeni çözüm sürecine ilişkin eleştirileri ile konuşmasına başladı.
Dervişoğlu'nun konuşmalarından öne çıkanlar şöyle:
"Cebren ve hile ile seçim kazanmanın mübah görüldüğü bir oyuna davet edilenlere seslenmek istiyorum. Oynadığınız oyunun tek bir sonucu vardır: Türksüz ve Cumhuriyetsiz bir Türkiye. Biz bu oyunda kurucu da oyuncu da piyon da olmayacağız. Safımız bellidir. Bu oyunu bozduğumuz gibi, bundan sonra kuracağınız oyunları da bozacağız.
Cumhuriyet; şeyhler, dervişler, müritler rejimi olmadığı gibi ağalar ve marabalar rejimi de değildir!
AKP ve DEM bir ve aynı şeydir. Aynı zihin dünyasına sahip oldukları gibi aynı güç ve iktidar saplantısı içindedirler. Milletmiş, iradeymiş, insan haklarıymış, demokrasiymiş... İkisinin de umurunda değildir.
AKP ve DEM birbirlerinin aynadaki suretleridir. Onları ayıran şey günün koşullarında arizidir. Zira onları ayıran değil birleştiren hususlar daha fazladır. Her ikisi de oy aldıkları hassasiyetler dünyasına seslenmenin hilelerinde oldukça mahirdirler. Her ikisi de milli devletle ve cumhuriyetle hesaplaşmakta bir ve birliktedirler. Onlara göre millet; şahsi menfaat için sandıklarda kullanılacak araçtır. Millet, marabadır. Vatan, bölünmez bir bütün değil bilakis parçalara ayrıştırılarak paylaşılacak bir şeydir. Alınıp satılabilecek, paraya çevrilebilir bir değerdir. Siyasetleri ise tam da bu anlamıyla danışıklı bir dövüştür. Birisi pası atar, diğer golü. Biri Kandil'den, İmralı'dan belediye başkan adayı atar diğeri ise ona kayyum atar.
Davet etmeye çalıştıkları normalleşme de esas itibariyle budur."
Dervişoğlu, Devlet Bahçeli'yi hatırlatıp "Bizimki ne yapar?" diyen bir kişiye "Eski defterleri çoktan kapattık biz" yanıtını verdi.
"Şimdi, muhalefeti tasarlamakla görevli kadroların istediği fotoğraf ortaya çıkmıştır. İmralı'da aylardır görüşme trafiği yürüten, sonunda da malum ortağın çatallaşmış sesinden teröristbaşını Meclis kürsüsüne davet eden zihniyet ya Kandil ya İmralı, ya ölüm ya da sıtma tercihini Türk milletine nasıl dayatacağını göstermiştir. Yapımda ve yayında emeği geçennlerin hesabını da aziz milletimizin desteğiyle inşallah biz göreceğiz.
DEM Parti genel başkanı/eşbaşkanı her ne ise; Tuncer Bakırhan, Atatürk'ün kurduğu partinin genel başkanı ile çıktığı otobüsün üzerinden senaryosu izleyeni şaşırtmayan ucuz yapımdaki yangına benzinle koşan eşbaşkan rolü gereği repliğinde şunları söylüyor 'Şeyh Saitler, Şeyh Rızalar, Sakineler ne yaptıysa onların yaptıklarının aynısını yapacağız' Dikkat eder misiniz? Ben o çok duymak istediği cevabı buradan ona vereceğim. Çünkü bu cevabı alacağını bilerek konuşuyor. Cumhuriyet Devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz.
Herkes emin olsun, yapılması gereken neyse o yapılacaktır mutlaka! Gereğini yerine getirecek olanlar buradadırlar, karşımdadırlar. Milyonlarcası da arkamızdadır.
Bir sözüm de anamuhalefet partisi genel başkanına, anlaşılan odur ki siz oturduğunuz kumar masasından koparacak bir şey kalmadığını gördünüz. O kumar masasının bahsinin Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti olduğundan bihabersiniz. Yanınızda meydan okunan şeyin ne olduğundan bile habersizsiniz, ayrıca ilgisizsiniz de. Üzerinize giydirilen kostümle ve söylemek zorunda kaldığınız sufleyle orada arz-ı endam eyliyorsunuz. Siz orada bir hukuksuzluğa itiraz etmiyorsunuz, siz orada bir millete ve onun cumhuriyetine meydan okunan bir ihanet kürsüsünü en hafif tabirle susarak onaylıyorsunuz.
Buyurun hayrını görün, koltuğunda oturduğunuzu iddia ettiğiniz Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi hatırasıyla kendi şahsi hesabınızı görün.
Mustafa Kemal Atatürk'ün yolundan gidenler; serkeşlerin, meczupların, müptezellerin yolundan gden bir avuç zavallı hainin peşine öyle ya da böyle takılanlara en güzel cevabı en ağır şekilde vereceklerdir.
Benim derdim isimlerle değildir. İsimler umurumuzda bile değildir. Benim derdim Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğiyle ilgilidir. Yapay tartışmaların içinde olmayacağız. Oynanan oyunu teşhis edip oyuncularını da teşhir edeceğiz.
Bugün Türkiye'de oynanan senaryonun özünde Recep Tayyip Erdoğan'ı yeniden cumhurbaşkanı seçtirme hayali yatmaktadır. Devlet Bahçeli de yapmış olduğu grup toplantısında bu gerçeği itiraf etmiştir. Anayasaya göre Erdoğan bir daha cumhurbaşkanı adayı olmaz, olamaz.
Muhalefet partilerine buradan çağrımdır: Gerginlik üzerinden, iktidarın değirmenine su taşıyacak söylem ve eylemlerden azami ölçüde uzak durulmalıdır. Tek amacı Recep Tayyip Erdoğan'ın ömrünün sonuna kadar Cumhurbaşkanı kalmasını sağlayacak yeni anayasa düzenlemelerine muhalefet partileri tarafından kapılar sonuna kadar kapatılmalıdır. Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu şeyin anayasa değişikliği değil iktidar değişikliği olduğu vurgulanmalıdır. Erken seçim tartışmaları Cumhurbaşkanı'na yeniden aday olma imkanı verdiğinden kendisinin de iştahını kabartmaktadır. TBMM'nin ona bu hakkı tanımayacağı mutlak suretle hatırlatılmalıdır.
Velhasıl bu iktidara oyun ve tuzak kuracak alan bırakılmamalıdır. Muhalefet isterse bunu yapar. Türkiye'de taşlar yeniden yerli yerine oturur. Şayet bu imkan mevcut iken bunu yapmaktan uzak durursa muhalefet partileri, iktidarın aparatı olmaktan bir adım öteye geçemezler.
Dervişoğlu, Kürtçü terör örgütü PKK'nın eli kanlı, bebek katili elebaşı Abdullah Öcalan'a ilişkin çağrısını yineleyen Devlet Bahçeli'ye "Baklayı ağzından çıkar bakalım. Sen Abdullah Öcalan denilen terörist başının TBMM'ye gelip konuşmasını mı yoksa onun serbest bırakılmasını mı istiyorsun? Sen yeni bir af planına kapı mı aralıyorsun?" dedi. Dervişoğlu, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’yle, İmralı’nın ne farkı varmış. Lafa bakar mısınız? İmralı, Türk toprağı değil miymiş. İmralı, Türk toprağı olduğu için Türk düşmanı o müptezeli oraya tıktık. Ölene kadar da yatıracağız. Ne söylediğinin bilincinde misin? Buradan bir kere daha sesleniyorum, Sen istersen gidip İmralı’da grup toplantısı yapabilirsin. Bu saatten sonra yakışır da! Ama binlerce şehidin katili bizlerin cesedini çiğnemeden bu Meclis'e giremez. Vallahi giremez, billahi giremez!" ifadesini kullandı. Dervişoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na gelen 2025 yılı bütçesi için ise "zulüm bütçesi" değerlendirmesini yaptı.
Ayrıntılar geliyor...
Editör: Semir Yapıcı