Özgür Özel: Pazar Günü Bir Sandık Daha Kuracağız, O Sandığa Herkes Davetlidir
CHP lideri Özgür Özel, İBB Başkanı İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından Saraçhane'de açıklamalarda bulundu. Partisinin 23 Mart'ta düzenleyeceği ve Cumhurbaşkanı adayını belirleyeceği ön seçimi anımsatan Özel, "Pazar günü 81 ilde 973 ilçede, ilçelerin mahallelerinde kurulacak sandıklar tek değildir. Oraya bir sandık daha koyacağız. O sandığa oy vermeye tüm siyasi partiler, her görüş, her görüşten ama demokrasiden yana olan herkes davetlidir" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde açıklamalarda bulundu.
Yapılan gözaltıları 'darbe' olarak tanımlayan Özel, "Adaleti katletmeye, başta partimiz olmak üzere tüm muhalefete saldırmaya, bunları haber yapanları da suçlu görmeye, tweet atanı suçlu görmeye, beğeni yapanı suçlu görmeye, ifadeye çağırmaya, hapse atmaya, bizleri yıldırmaya ve bıktırmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı.
Partisinin 23 Mart'ta düzenleyeceği ve Cumhurbaşkanı adayını belirleyeceği ön seçime işaret eden Özel, aday belirlemek için parti üyelerinin oy kullanacağı sandık dışında bir sandık daha kuracaklarını söyledi.
"Bu sandık dayanışma sandığıdır" diyen Özel, "O sandığa oy vermeye tüm siyasi partiler, her görüş, her görüşten ama demokrasiden yana olan herkes davetlidir" diye konuştu.
Özel'in açıklamaları şöyle:
"Belediyelerimizin çalışanları, bürokratları, bilim insanları, iş insanları çağırıldıklarında gidecekleri bir yere suçlularmış gibi o kötü fotoğrafları vererek çalınan kapıların açılması beklenmeden duvarların üstünden atlayarak ve karşısındakilerdeki her şeyi yıkarak, ayıplı bir muameleyle İstanbul'un iradesine saldırdılar. Yapılan iş bir darbedir. Bir darbe girişimidir.
Bundan haftalar önce bir grup toplantısında bir darbe mekaniğinin işlediğini anlatmıştım. Bunu siyasi bir makamdan yeniden İstanbul'a güya adalet dağıtmak üzere yollanan bir an yeniden İstanbul'a güya adalet dağıtmak üzere yollanan bir aparat eliyle yapıldığını anlatmıştım.
"Bizleri Yıldırmaya, Bıktırmaya Çalışıyor"
Bugünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı geçmiş dönemde hepinizin bildiği tekrar etmeyeceğim 20'ye yakın ve tamamı siyasi davalarda mahkeme mahkeme gezdirilip istenen kendisine dikte ettirilen kararların alınmasının sağlandığı bir adalet giyotinini, seyyar giyotin olarak gezmişti.
Dünyanın en mobilize hakimiydi. En çok gezdirilen hakimiydi. Sonra ödüllendirildi siyasi bir makama gitti. Erdoğan'ın diliyle eskiden bakanlar siyasi, başyardımcıları, müsteşarlar teknikti. Bu yeni sistemde bakanlar teknik, yardımcıları siyasi diyordu ve o siyasi kişilik hakimler ve savcılar siyasete girdiklerinde, milletvekili aday adayı olduklarında bile artık siyasi görüşleri belli olduğundan göreve dönemezken ülkeyi yöneten kişinin, bir partinin genel başkanının siyasi bir makama getirdiği, görev verdiği kişiyi sana İstanbul'da ihtiyacım var diye buraya geri yollamıştı. Geçmişin seyyar giyotinini burada Cumhuriyet Başsavcısı oldu. 9 Ekim gününden beri adaleti katletmeye, başta partimiz olmak üzere tüm muhalefete saldırmaya, bunları haber yapanları da suçlu görmeye, tweet atanı suçlu görmeye, beğeni yapanı suçlu görmeye, ifadeye çağırmaya, hapse atmaya, bizleri yıldırmaya ve bıktırmaya çalışıyor.
"Erdoğan 31 Mart Seçimlerini Hazmedemedi"
Bunu yapmasının sebebi 31 Mart seçimlerinin Recep Tayyip Erdoğan tarafından hazmedilmemiş olmasıdır. Milletin verdiği mesajı almamıştır. Yenilmeyi kabullenememiştir. Güya yenilmezdi. Bütün meşrutiyetini sandıktan alıyordu. Her sandık önceden yaptıklarını ibra ediyor, temizliyor. Bundan sonra yapacaklarına alan açıyordu.
31 Mart'ta partisinin kurulduğu günden beri ilk kez kaybetti, ikinci parti oldu ve İstanbul'u İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder dediği İstanbul'u, İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır dediği İstanbul'u üçüncü kez Ekrem İmamoğlu'na kaybetti.
Ekrem İmamoğlu onu dört kez üst üste yendi, Beylikdüzü dahil. Ona hiç yenilmedi. Kendini yenilmez gören o gece artık kaybedendi. Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci partiydi ve karşısında dört tür yenemediği birisi vardı ve İstanbul'u kazanmıştı. O yüzden her gece kendi sesiyle uyanıyor; 'İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır. İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder.'
İstanbul'u kaybeden Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'yi kaybedecekti. İstanbul'u kazanan Ekrem İmamoğlu da Türkiye'yi kazanacaktı. İşte, işte bu ruh hali, işte bu psikoloji, işte bu hazımsızlık. Her şeyi, geldiği her makamı borçlu olduğu milletin kararına hürmetsizliği, saygısızlığı, tanımamayı, öyle ya demokrasi trendi, işine geldiği yere kadar binmişti, işine gelen istasyonda inecekti.
"İBB'ye Sahip Çıkacağız, Buradayız, Bir Yere Ayrılmıyoruz"
Ve herkes sinmişken, herkes susmuşken İstiklal Marşı'ndaki korkmayla ayağa kalkıp korkmayıp İstanbul Üniversitesi'nden başlayıp buraya kadar gelen ne barikat ne bir başka şey dinleyen gençlere teşekkür ediyorum. Elbette örgütümüze, bütün siyasi partilerin çok değerli üyelerine teşekkür ediyorum.
Ekrem Başkan hakim karşısına çıkınca yanı başında, yanında, yanında olacağım ana kadar Ekrem Başkan'a emanet edilen ve Ekrem Başkan'ın hepimize emaneti İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne burada sahip çıkacağız. Buradayız, bir yere ayrılmıyoruz.
Sayın, en son SOL Parti ziyaret etti. Sayın Musavvat Dervişoğlu sağ olsun yoldaymış, geliyor. Dayanışma ziyaretlerini de burada kabul edeceğiz. Milletin emanetini, milletin emanetine sonuna kadar sahip çıkan bir belediye başkanına, bir belediye meclisine ve İstanbul'un iradesine katkı sağlamak, onlarla birlikte olmak, onlarla mücadele etmek için ben Saraçhane'deyim. Biz Saraçhane'deyiz. Nerede olalım diye soranlara buyurun Saraçhane'ye diyoruz.
Sürecin tamamının nasıl hızlandığını, nasıl aceleye geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Çarşamba günü İşletme Fakültesi diploma iptal etmeyeceği anlaşılınca birileri kararlar bağlarken birileri bir gün öncesine yetkisiz bir yönetim kurulunu çağırıp diplomayı iptal ettirdiler.
Bir yandan da aylardır duyduğumuz iftira ve kumpas davalarından o mu, bu mu, bu mu değil hepsini birden bu sabah devreye soktular. Bir tane amaç var. Bu millet bir demokrasi devrimine sandıklarından o kadar büyük bir önem verdi ki kısa şubatta 1 milyon 500 bin olan üye 1 milyon 750 bine çıkınca bu engel tanımaz gençler baba ocağına koşturunca, hangi siyasi görüşten olursa olsun herkes bu mücadeleyi bir demokrasi teminatı olarak görünce ve Ekrem Başkan da çıkıp bütün Türkiye'yi ayağa kaldırınca hesabı şöyle yaptılar:
Ne gün bunların ön seçimi? Pazar. Kaç gün gözaltı süresi? Dört. Dört gün geliye gelip bu pisliği bugün başlattılar. Güya bizi durduracaklar. Bugün İzmir'i durdurabildiniz mi? Ankara'yı, Adana'yı, Trabzon'u durdurabildiniz mi?
Siz ne bizi ne Ekrem Başkan'ın mücadelesini durduramayacaksınız. Biraz önce avukat arkadaşlarım yanındaydı. Sizlere elleriyle yazdığı bir metni arkadaşlar paylaşmış olmalı. Bana elleriyle yazdığı metin ömrüm boyunca, ömrüm boyunca onur nişanımdır, saklayacağım ve avukatlar şunu söylüyor: Nezarethanelerin morali en yüksek, başı en dik, en inanan, en güvenen, en yüksek morali kendisi orada tutanlar ve onunla birlikte olanlar için de yine İstanbul'un muhafızı, hepimizin gelecek umutlarının muhafızı Ekrem İmamoğlu'dur"