Uygur Hareketi, 'Dünya Zorla Kaybedilenler Günü'nde Uluslararası Toplumu Çin'den Hesap Sormaya Çağırıyor
Uygur Hareketi, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2010 yılında “Dünya Zorla Kaybedilenler Günü” olarak ilan edilen 30 Ağustos'ta, Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine yönelik devam eden soykırıma dikkat çekti.
Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) uluslararası hukuku ihlal ederek Uygur Türklerini toplama kamplarında, hapishanelerde ve zorla çalıştırma tesislerinde kaybettiğini vurgulayan Uygur Hareketi, Çin'in bu politikasının kültürü ve dini baskılama yöntemi olarak kullandığının altını çizdi.
2018 yılından Çin tarafından hapsedilen ve o tarihten bu yana hukuksuz şekilde rejim tarafından kaybedilen Doktor Gülşen Abbas'ın, Kızıl Çin rejiminin milyonlarca kurbanından biri durumunda olduğu kaydedilen açıklamada,
"Abbas'ın durumu Uygur Türklerinin yanı sıra Tibetliler, Hong Konglular, Hristiyanlar ve Çinli muhaliflere yönelik sistematik bir politikayı da yansıtıyor.
Kızıl Çin, insanları kimlik ve inançları nedeniyle hedef alıyor. Her bir vaka Çin rejiminin korku yaymak ve muhalefeti susturmak için tasarladığı bilinçli saldırıların bir parçası durumunda.
Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas, “Dünya Zorla Kaybedilenler Günü”nde duyduğu kederi paylaşarak şu ifadeleri kullandı:
“Dünya bu günü anarken, biz Uygur Hareketi olarak Çin rejimi tarafından kaybedilen sayısız Uygur ailesinin trajedisini gündeme getiriyoruz.
Kız kardeşim Gülşen Abbas hukuksuz şekilde kaybedileli yedi yıl oldu. Ailem, onun sağlığı veya durumu hakkında hiçbir bilgisi olmaksızın sessizliğin acısını çekmeye devam ediyor. Bu ıstırap, sayısız Uygur ailesi tarafından paylaşılıyor ve dünya bu konuda Çin hükümetini sorumlu tutmak için daha güçlü adımlar atmalı”
Uygur Hareketi uluslararası topluma çağrıda bulunarak; zorla kaybetmeler, keyfi gözaltılar ve insanlığa karşı suçlar ile soykırım suçu teşkil eden sistematik insan hakları ihlalleri nedeniyle Çin hükümetini sorumlu tutmaya çağırıyor.