Haberler
Giriş Tarihi : 10-03-2021 12:37   Güncelleme : 10-03-2021 12:37

Akşener: Rabia'yı Öksüz mü Bırakıyorsun Sayın Erdoğan

İYİ Parti lideri Meral Akşener, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Akşener: Rabia'yı Öksüz mü Bırakıyorsun Sayın Erdoğan

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidara eleştirilerde bulunan Akşener, "Sayın Erdoğan ne yaptı? Tüm dış politikamızı, şahsi kankalıklarına endeksledi. Suriye ile ilişkiler bu zeminde yürüdü. Rusya’yla, ABD’yle, hatta bir dönem Almanya ve İtalya’yla ilişkiler, hep aynı kafayla yürütüldü. Mısırla olan ilişkilerimiz de, aynı zihniyetin kurbanı oldu. Mursi’ye “kankam” dedi, Sisi’ye tavır aldı, büyükelçi çekti, iş dünyamızın, milyar dolarlık ticareti ve yatırımları, heba olup gitti. Doğu Akdeniz meselesindeki kilit rolü hesaba katılmadan, Mursi ile olan arkadaşlık her şeyin önüne geçti. Ve gelinen noktada, birçok Müslüman ülke gibi, Mısır da, Doğu Akdeniz meselesinde, Yunanistan’dan yana saf tuttu. Kala kala elimizde ne kaldı? Dört parmakla yapılan Rabia işareti kaldı. Ama bugünlerde bir şeyler oluyor: Savunma Bakanı çıktı, 'Mısır’la tarihi ve kültürel birçok ortak değerimiz var, önümüzdeki günlerde farklı gelişmeler olabilir' dedi. Ardından, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü çıktı, 'Mısır ve diğer Körfez ülkeleriyle, bölgesel barış ve istikrar için yeni bir sayfa açılabilir' dedi. Şimdi ben de, doğal olarak soruyorum; Sayın Erdoğan; Bu konuları Bakan ve Sözcü’ne açtırarak, nabız mı yokluyorsun? Hayırdır Sayın Erdoğan; Rabia’yı öksüz mü bırakıyorsun? Mısır’la bu inatlaşma olmasaydı, Doğu Akdeniz konusunda, emin olun, elimiz daha da güçlü olabilirdi. Bundan 5 yıl önce, aynen şöyle demiştim; 'Rabia'yı, Esma’yı, Suud ve Katar’ın para sofralarında bırakılıp geldiler' Yoksa tarih, tekerrür mü ediyor? Rabia’yı bu kez de, Sisi’nin sofrasında mı bırakıyorsun, Sayın Erdoğan" ifadelerini kullandı.

Böyle Devlet Yönetilmez

İktidara yönelik eleştirilerine devam eden Akşener, "Sayın Erdoğan; Böyle devlet yönetilmez. Kişisel ilişkilerinin ve kaprislerinin bedelini bu millete ödetemezsin. Zikzaklarının bedelini, Türkiye’ye ödetemezsin. Madem bu noktaya gelecektiniz, Türkiye’ye bunca kaybı niye yaşattınız? Hem diplomatik alanda, hem askeri alanda, hem de ticari anlamda, bunun hesabını kim verecek? Öyle 'yeni sayfa açıyorum' diye, işin içinden sıyrılamazsın. Önce, bu başarısızlığın sorumluluğunu alacaksın. Önce çıkıp, milletimizden özür dileyeceksin. Ancak ondan sonra, şayet milletimizin menfaatineyse, yeni sayfa açabilirsin. Dava arkadaşlarım; Hukuk ve demokraside çıta ne kadar yükselirse, ekonomi de o kadar yükselir. İktidar ise maalesef bu gerçeği bir türlü görmedi, göremiyor. Ama son dönemde, batı ile ilişkilerini düzene sokmak için bazı adımları, atarmış gibi yapıyorlar. Hukukta reformdan, yeni anayasadan, insan hakları ile ilgili adımlardan bahsediyorlar. Bahsediyorlar ama, icraata gelince her zamanki gibi ortalıkta yoklar. Sonra ne oluyor? İşin doğasının aksine, Türk Lirası değerleneceğine, döviz yükseliyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Vatandaş da, piyasayalar da, artık bu iktidara güvenmiyor demek. Çünkü artık herkes biliyor ki, Sayın Erdoğan ve ortakları hiçbir adımı, millet için, memleket için atmıyor. Her adımda, siyasi bir hesapları var. Her adımda bir koltuk kaygısı, her sözde bir hamaset var. O yüzden kimseye güven vermiyorlar. O yüzden, ne içeride, ne de dışarıda kredileri kalmadı. Bu iktidarın artık Türkiye’ye ve milletimize verecek bir şeyi kalmadı" şeklinde konuştu.

Mahşerin 5 Müteahhidinin Kasasına Ne Aktarırlar Onun Derdindeler

Akşener, "İktidar, 'ABD ve AB alışverişte görsün' mantığıyla, her gün kürsülerden yepyeni reformlar, ultra inovatif eylem planları, dahiyane ekonomik programlar açıklayadursun; Aslında akılları fikirleri hala “Beşi Biyerdenin” keyfinde, menfaatinde. Hala, 'mahşerin 5 müteahhidinin' kasasına ne aktarabilirler, onun hesabındalar. Geçtiğimiz hafta, Meclis’e bir yasa tasarısı getirdiler. Köprüden, geçenin de, geçmeyenin de, Havaalanından, uçanın da, uçmayanın da, Hastanede, yatanın da, yatmayanın da para ödediği, Meşhur, hazine garantili KÖİ projelerini biliyorsunuz. Ağalara, bu işlerdeki garanti yetmemiş olacak, Şimdi de, yurtdışından alacakları kredilere de hazine garantisi vermek istiyorlar. Bugüne kadar, birçok şirketin 127 milyar lira borcunu üstlenmek zorunda kalan hazineye, 50 milyar liralık yeni bir yük daha bindirecekler. 83 milyon vatandaşıma, 53 milyar lira, 5 saray müteahhidine 177 milyar lira…Utanma, sıkılma var mı? Elbette yok. Buradan bir kez daha ilan ediyorum: Türkiye’nin imkanları var, kaynakları var. Eksik olan, adil bir yönetim, ahlaklı bir iktidar. İktidara geldiğimizde, milletin hazinesini yağmalayan, bu bezirgan saltanatına son vereceğiz. Milletin parasının efendisi, milletin ta kendisi olacak. Milletimiz, devletine güvenecek, yanında hissedecek. “Vatandaşın cebinden ne alırım?” diye değil, 'Milletimin cebine ne koyarım?' diye düşündüğünü bilecek" şeklinde iktidara yüklenmeye devam etti.

Kadına Yönelik Şiddet

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet üzerinden eleştiride bulunan Akşener, "Kadınlar Günü yaklaşırken; Samsun’da bir anne, evladının gözü önünde şiddet gördü. Daha onun şokunu atlatamadan, Ankara’da Reyhan Korkmaz, kocası tarafından katledildi. Hemen ardından, Aydın’da, 92 yaşındaki Hanım Nine’yi cinayete kurban verdik. Sayın Erdoğan; diyorsun ki; 'Tek bir kadının dahi, şiddet mağduru olmadığı güne kavuşana kadar, bu konudaki mücadelemizi sürdüreceğiz' Madem öyle, o zaman, altına imza koyduğun sözleşmeyi uygulayacak, şiddet mağduru kadınları koruyacak önlemleri alacaksın. Samsun’daki cani, tam 9 defa şikayet edilmiş, parmağını oynatan olmamış. Bu kadın, dokuz kez yardım istemiş, sen kılını bile kıpırdatmamışsın. Bu mu senin mücadelen? İktidarın boyunca, kadına yönelik şiddet de, kadın cinayetleri de artarak sürdü, sustun. Bakanların, utanmadan, 'Kadına yönelik şiddet, algıda seçicilik' dediler, sustun. Milletvekilin, sıkılmadan, 'Kadın cinayetleri abartılıyor. Bu ülkede kadınların 12 katı erkek öldürüyor' dedi, sustun. Dava arkadaşım dediğin, sözüm ona adamlar, tacizlerde, tecavüzlerde, hatta cinayetlerde bile, ahlaksızca 'Haklı sebep' aradılar, yine sustun. Bu mu senin mücadelen? Ortağım dediklerin, daha bir hafta önce, şehitlerimizin olduğu o acı günde, benim için sosyal medyada hakaret kampanyası başlattılar, çıkıp da iki laf edemedin. Bu mu senin mücadelen? Altında, Türkiye Cumhuriyeti’nin de imzası olan İstanbul Sözleşmesi, kadını yaşatmak için atılan önemli bir adımdı. Zihniyeti batasıca bir grup, onu da paçavra etme yarışına girdi, görmezden geldin. Bu mu senin mücadelen? Sayın Erdoğan; Kadına yönelik şiddetle; Objektiflerin karşısına geçip, 'Kadına şiddet abartılıyor' diyerek mi mücadele edeceksin? Ekonomideki zorlukları inkar ettiğin gibi, kadına yönelik şiddeti de, inkar ederek mi önleyeceksin? Vatandaşı aslında zengin olduğuna, işsizlerimizi de, aslında iş beğenmediklerine ikna ettiğin gibi kadına yönelik şiddeti de, kadınları aslında dövülmediklerine, tacize, tecavüze uğramadıklarına, hatta, aslında başlarına gelenleri, hak ettiklerine ikna ederek mi bitireceksin" ifadelerini kullandı.