Haberler
Giriş Tarihi : 03-04-2021 00:33   Güncelleme : 03-04-2021 00:59

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı'nın Şoförünün Kullandığı Araçta Pudra Şekeri Bulunmuş

Ankara Emniyeti tarafından yapılan takip neticesinde durdurulan bir araçta uyuşturucu madde bulundu. Aracı kullanan kişinin Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı'nın şoförü olduğu anlaşıldı.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı'nın Şoförünün Kullandığı Araçta Pudra Şekeri Bulunmuş

Gazeteci Tolga Şardan T24’deki köşesinde, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı'nın şoförünün kullandığı araçta uyuşturucu madde bulunduğunu yazdı. Şardan, Akıncı gişelerindeki ‘makam şoförü’ operasyonu başlıklı yazısında, Narkotik'in 2019'un Ağustos'undaki bir operasyonundan bahsediyor.

Bu operasyonda 'skunk' adlı uyuşturucu maddenin ele geçirildiği aracı, Cumhurbaşkanlığı'nın başdanışmanlarından birinin eski şoförü kullanmış. Eski şoförü, zira operasyon öncesinde resmî görevi tespit edildiği için Cumhurbaşkanlığı'na bilgi verilmiş ve bunun üzerine şoförün devletle ilişiği kesilmiş. 

Şardan'ın yazısının ilgili kısmı şöyle:

"Polis, makam şoförü Burak S.'nin dikkat çekmemek için makam aracıyla ‘sanki devlet göreviymiş’ gibi İstanbul'a gideceğini ve asıl olarak uyuşturucu satıcılarıyla temasının olduğunu belirliyor.

Şüphelilerin HTS kayıtları üzerinde yapılan incelemelerin eldeki verilerle örtüşmesi sonucunda şüpheli makam şoförünün, suç örgütü içinde olduğu anlaşılıyor. Zaten emniyette alınan ifadelerde de olay herhangi bir soru işareti bırakmayacak biçimde aydınlatılıyor.

Yapılan ön hazırlık sırasında Burak S.'nin Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı'nın makam şoförü olduğu anlaşılıyor. Ardından, ilgili kurumlarla temas kurulduktan sonra operasyondan önce devletle olan ilişiği kesiliyor. Ve sonrasında operasyon yapılıp gözaltına alındığında ise 'sıradan bir vatandaş' konumundaydı.

PERSONEL SEÇİMİNİN ÖNEMİ

Bu noktada, ‘suçların şahsiliği prensibi’nden hareketle makam şoförü kullanan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı'nın bir suçu olmadığını -hukuk açısından- söylemek mümkün elbette. Ancak işin bir de bürokratik yönü var. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki bir başdanışmanla birlikte çalışması için belirlenen devlet görevlisinin ‘sağlam kriterlerle’ seçilmiş olması gerekir.

Son yıllarda devlette kritik görevlerde bulunanların profiline bakıldığında çoğunlukla devlete aidiyetten ziyade, dini yapılardan referans alması, dini inanç yönünden yüksek mertebede bulunması ya da kimi yüksek mevkilere yakınlık gibi parametreler öne çıkıyor.

Durum böyle olunca ortaya ‘bulunduğu konumu ve görevi istismar etmekten çekinmeyen / rahatsızlık duymayan’ların kendilerine yer bulduğu bir tablo çıkıyor ortaya maalesef.”