Edebiyat
Giriş Tarihi : 14-08-2020 19:33   Güncelleme : 08-09-2020 12:20

'Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü' Filmi ve Bir Sır

'Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü' Filmi ve Bir Sır

Zamanın ruhunu, Türk'ün gözüyle yakalamak

***

Geçenlerde Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü filmini yıllar sonra tekrar izledim.

Öncelikle film hakkında biraz bilgi vermek isterim. *

Filmin yapım tarihi 2005-2006 olarak belirtiliyor ancak ilk gösterime girdiği yıl 2006. Filmin yönetmeni Ezel Akay, filmin senaristleri: Ezel Akay, Levent Kazak. Yapımcılığı ise Serkan Çakarer ve Bahadır Atay üstlenmiş. Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla çekilmiş bir film.

Öncelikle film 2005 Türkiye şartları göz önüne alındığında muazzam bir çalışma, elbette daha fazla bütçe ve günümüz teknolojik gelişmeleriyle tekrar çekilse çok daha başarılı bir tablo oluşturulur kanaatindeyim.

Filmin öykü grubu çok zengin Türk mizahının mizahşörlerinden Atilla Atalay ve Can Barslan gibi öykücüler alt metni oluşturmada büyük katkı sağlamış. Müzik ekibinde Ender Akay ve onunla beraber değerli Sanatçı Emel Örgün başta olmak üzere birçok müzisyen emek harcamış.

Oyuncu kadrosu ise muazzam! Ayşen Gruda, Serdar Gökhan, Haluk Bilginer, Beyazıt Öztürk, Şebnem Dönmez, Öner Erkan, Ragıp Savaş ve geçmişten günümüze çok değerli birçok oyuncudan oluşan yıldızlar takımı gibi bir kadrosu var.

*** 

Filmin temel yapısına baktığımızda aslında Türk tarihinin 'Kara Mizah'ı diyebilirim. Tarihimizdeki birçok karakterin anlatımı biraz mizah, biraz da gerçek yoluyla aktarılmış. Filmin yapısı gereği karakterlerin hepsinin aynı çağda yaşamış olması gibi bir zaruriyet yok elbette. Birçok farklı zamanda yaşamış karakteri bir çatı altında karakterize etmek, filmlerde ve edebiyatta çok sık gördüğümüz bir yaklaşım. Karakterleri tek tek çözümlemeye giderken bir karakter dikkatimi çekti. Bu yazıda size o karakterden bahsetmek isterim. Köse Mihal-Mikhael Kosses ya da Pir Sultan Abdal...

Biraz kafa karıştırıcı mı oldu?

Benim bakış açıma ve filmin alt metnini incelememe göre şöyle açıklayayım; Köse Mihal doğum yeri bilinmese de aslen Şaman kökenli bir Türkmendir. Güçlü, kuvvetli, yiğitliği ve sözleri dillere destan olmuş bir Türk. Zaman içerisinde önce tahmin ediyorum gözüpekliği ve savaşçılığı nedeniyle muhtemelen bir cenk ya da davet neticesinde bir Bizans soylu kadını ile evlendirilerek öncelikle Hristiyanlığı seçiyor. Mikhael Kosses ismi oradan gelmekte. Daha sonraları bu gözüpeklik kuruluş yılları dönemi içinde olan Osmanlı Beyliği'nin dikkatini çektiği için Köse Mihal'i ve ona bağlı olanları kendi yanlarına davet ediyorlar ya da aralarında bir cenk dönüyor bir şekilde birleşim sağlanıyor. Mikhael Kosses yani Köse Mihal burada Türklerle bir olduğu için Türklüğünü koruma şansı elde ediyor.

Bu arada filme dönersek filmde Köse Mihal'in eşinin vefat ettiği ve bir kızının olduğu konusu var. Bey din değiştirirse oba da din değiştirir (mi?)... Kızının Müslüman gibi gözüktüğünü ancak annesinin dini olan Hristiyanlığı gizli kapaklı yaşamaya çalıştığını görüyoruz.

Neyse konuyu dağıtmayayım.

Köse Mihal ile Orhan Gazi büyük işler başarıyor daha sonraları muhtemelen Şaman adetlerine yakınlığından dolayı Alevi-Bektaşi geleneğine geçiş yapan ve yeni mahlası Pir Sultan Abdal olan Köse Mihal kendisinin yanına sığınan Hızır ismi ile anılan daha sonra Osmanlı'nın meşhur Hızır Paşası olduğu söylenen kişi tarafından ihanete uğruyor ve idama götürülüyor.

Ancak rivayet odur ki tam idam edileceği sırada ortadan birden bire kayboluyor. İşte Pir Sultan Abdal'a ait "Üçüncü Ölmem Bu Hain Pir Sultan Ölür Dirilir" cümlesinin sırlarından "biri de" budur.

Köse Mihal mecazen ölmüş, Mikhael Kosses doğmuştur, Mikhael Kosses mecazen ölmüş, Pir Sultan Abdal doğmuştur... Köse Mihal ölüp Mikhael Kosses doğsa da gün gelmiş, Köse Mihal ismini tekrar kullanmaya başlamış yani hem ölmüş hem de dirilmiştir...

Peki Pir Sultan Abdal gerçekten ölmüş müdür?
Ölmüşse tekrar dirilmiş midir?

Bundan sonrası değerli okuyucunun yorumuna kalsın.

Yazımı filmde geçen bir cümleyle, sonlandırmak isterim; "Hemi oyundur hemi de gerçektir masal gibi!" Burada anlattıklarım da hemi oyundur hemi de gerçektir masal gibi, hayat gibi, sır gibi... Hem sır gerçekten öğrenilmek istenirse döner dolaşır, ruhunuza ilişir.

En içten sevgi ve saygılarımla.


Emrah Birgül


* Imbd veritabanı ve internet araştırmalarının katkıları ile hazırladığım bir bölüm.