Haberler
Giriş Tarihi : 09-09-2020 10:55   Güncelleme : 09-09-2020 10:55

İYİ Parti'den Tutuklu Gazetecilerin Davasına Çıkartma "Susmuyoruz, Korkmuyoruz, Alışmayacağız"

Libya şehidinin haberini yaptıkları gerekçesiyle yargılanan gazeteciler, Çağlayan'da ikinci kez hakim karşısına çıkıyor.

İYİ Parti'den Tutuklu Gazetecilerin Davasına Çıkartma

Türkiye'de basın özgürlüğü, bugün önemli bir sınav daha verecek. Libya şehidinin haberini yaptığı, yani mesleklerini icra ettikleri için yargılanan üçü tutuklu sekiz gazeteci İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde hakim karşısına çıkacak.

Özgürlüğüne kast edilen gazetecilere destek olmak amacıyla İYİ Parti mensubu kalabalık bir grup da adliye önüne geldi. Burada İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi. "Cesarete ve yenilikçiliğe karşı olan iktidar, Türkiye’de modernleşme sürecinin en önemli dinamiklerinden olan basını ve bir bütün olarak basın kültürünü, geçmişini hedef alıyor" sözleriyle sistem eleştirisi getiren Kavuncu, tutuklu gazeteci Murat Ağırel'in mektubuna cevaben konuşmasını "Susmuyoruz, korkmuyoruz, alışmayacağız" diye bitirdi.

Kavuncu'nun Çağlayan Adliyesi önünde yaptığı açıklamalar şöyle:

"Değerli vatandaşlar, Basınımızın henüz tutuklanmayan kıymetli mensupları;

“Özgür basın iyi ya da kötü olabilir; ama özgürlük olmayınca basın ancak ve ancak kötü olacaktır.”

Bu sözler, dünyaca ünlü Fransız yazar Albert Camus’a (Albert Kamu) ait.

Belki de insanlık açısından yüz yıllardır tartışılan özgürlükler konusunda, en hassas olunması gereken konu özgür basın…

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılan fakat bizim “ucube” olarak nitelendirdiğimiz bu sistemde ne medya kuruluşlarına ne de özgür basına yer var.

Cesarete ve yenilikçiliğe karşı olan iktidar, Türkiye’de modernleşme sürecinin en önemli dinamiklerinden olan basını ve bir bütün olarak basın kültürünü, geçmişini hedef alıyor.

Yasama, yürütme ve yargının ardından dördüncü kuvvet olarak değerlendirilen “basın”, bugün Türkiye’de korkunç bir baskı altında.

Bu baskının etkisini, bugün tutuklu bulunan Murat Kardeşimizin ve diğer basın emekçilerinin davasında görüyoruz.

Öyle bir ülke ki; yerel basından ülkenin en tepesindeki isme kadar herkesin bildiği, herkesin zikrettiği bir olayı gündeme getiren basın emekçileri, her türlü hukuki zorlamayla hapsediliyor ve yargı karşısına çıkarılıyor.

Peki, burada hapsedilen ve yargılanan gerçekten Murat mı, yoksa Murat’ın fikirleri ve korkusuzluğu mu?

Her gün, kendisine ayrılan köşede; yetimin hakkını, devletin malını gasp edenleri çarşaf çarşaf ifşa eden Murat Ağırel, bir hukuk garabetiyle hapsedildi ve COVID-19 şartları altında, cezaevinde çektiği sıkıntılarla, fiziki olarak bir başına kaldı.

Fakat biz, her zaman Murat’ın yanındaydık ve yanında olmaya da devam edeceğiz.

Bundan aylar önce gerçekleştirilen ilk davada, “Covid-19 şartlarında taktığımız maskeler, gerçekleri örtemeyecek, çığlığımıza engel olamayacaktır. Ne sosyal mesafeler ne de hapishane duvarları Murat kardeşimizle aramıza giremeyecektir” demiştim.

Yine buradan sesleniyorum; Murat’la aramıza ne mesafeler ne de duvarlar girdi.

FETÖ kumpaslarında zindana atılan Murat, cezaevinden çıktığında daha haklı, daha güçlü bir ses olarak yeniden kalemini eline aldı.

Şimdi, yeniden cezaevinden çıkacak ve kalemini daha gür bir şekilde kullanacak.

Murat, milletin malına, ekmeğine el uzatanları; yetimin hakkını yiyenleri yeniden ifşa edecek.

Yenilikçi ve cesur insanların, İbrahim Şinasi’nin, Namık Kemal’in açtığı ve zulme karşı milletin, haklının sesi olan basın geleneğini sürdürecek, ne sürgün ne de cezaevleri onu yıldıracak.

Başta Murat Kardeşimiz olmak üzere, haksız yere hapsedilen bütün gazetecilerin her zaman yanındayız.

Murat, bize bir çağrı yaptı: “Susmayın, korkmayın, alışmayın”

Biz de ona sesleniyoruz: Susmuyoruz, korkmuyoruz, alışmayacağız!"