Haberler
Giriş Tarihi : 14-10-2020 15:08   Güncelleme : 14-10-2020 15:08

İYİ Partili Kavuncu "Rusya Tarihi Hayallerinden Kafkasya'da da Vazgeçmeyecektir"

Azerbaycan'ın Türkiye'nin Türk dünyasına açılan kapısı olduğunu vurgulayan İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Kavuncu, Karabağ krizinde Türkiye'nin de masada olmak mecburiyetinde olduğunu kaydetti.

İYİ Partili Kavuncu

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu, TV100’de düzenlenen Bakış Açısı programına konuk oldu.

Emre Buga’nın moderatörlüğünde gerçekleşen programa, Kavuncu haricinde Gazeteci Murat Kelkitlioğlu, AKP’li Emre Cemil Ayvalı ve CHP Mersin Milletvekili Ali İhsan Başarır katıldı.

Azerbaycan ve Ermenistan çatışmasındaki ateşkesin ardından yaşanan gelişmeleri değerlendiren Kavuncu, “Azerbaycan’ın bütün ülke olarak arkasında olduğumuzu haykırdık. Muhalefetiyle iktidarıyla bütün ülke haykırdı. Biz de parti olarak konsolosluğa gittik ve sembolik olarak dilekçeler verdik. Burada Rusya konusunun altını çizmek istiyorum. Aslında muhatap Rusya’dır. Bu hadiseler ilk gerçekleştiğinde; safça bulduğum bir yorum vardı; Paşinyan’ın Amerika’ya ve Sorosçulara yakın olmasından dolayı Rusya’nın Ermenistan’ı yalnız bıraktığı ve arkasında durmayacağı gibi. Rusya buradan asla vazgeçmez. Rusya, emperyal bir devlettir ve tarihten beri bu bölgede; Çeçenlerden Dağıstanlılara, Ahıska Türklerine kadar Stalin döneminde başlayan bir dizayn içerisindedir. Türkiye sınırına ne kadar yakın Müslüman Türk varsa, bunları vagonlarla Sovyet Rusya coğrafyasına dağıtmıştır. Binlerce insan vagonlarda açlıktan ölmüştür. Rusya’dan Kafkasya’dan vazgeçmesi ve tarafsız kalması mümkün değil; çözümsüzlüğü isteyecektir. Rusya Kafkasya’da aktif olmak peşindedir. Azerbaycan, Türkiye’nin Türk dünyasına açılan kapısıdır, oradaki istikrarsızlık Türkiye’nin açılımını da engeller. Dolayısıyla nasıl ki Kırım’da o tarihi hayallerinden vazgeçmediyse Kafkasya’da da vazgeçmeyecektir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Masada Olmak Mecburiyetinde”

Türkiye’nin çözüm için masada mutlaka oturması gerektiğini belirten Kavuncu, “Türkiye’nin istikrarı veya istikrarsızlığı bütün bölgeyi etkiliyor. Türkiye hem tarihi kökleri hem bugünkü realiteler itibariyle masada olmalı; hatta Türkiye’nin Türk Konseyi’ni de acilen bu konuda faal olmaya çağırması gerekir. Türk Konseyi 30 yıldır kültürel bir birlik olmaktan öteye gitmedi. 30 yıldır her yıl Türkçe konuşan ülkeler olarak bir araya geliniyor fakat bu hadisede Türk Konseyi ses çıkartmak mecburiyetinde. Bu konsey bölgede aktif bir rol oynamak istiyorsa Türkiye’nin yönlendirmesi ve teşvikiyle Azerbaycan, Kıbrıs ve ileride oluşabilecek konulara müdahil olup ses çıkarması önemli. Buradan çıkacak ses daha güçlü ve caydırıcı olmalı. Rusya vazgeçmeyecektir. Rus subaylar Ermeni ordusunu eğitiyor ve modern hale getiriyor. Türkiye masada olmak mecburiyetindedir” dedi.

“TÜİK Ne İç Ne de Dış Kamuoyunu İkna Edemiyor”

Erken seçim ve ekonomik krize de değinen Kavuncu, “Bir realitenin altını çizmek gerekiyor. Evet, dünyada bir pandemi yaşanıyor fakat bu sıkıntı yapısal olarak yaşadığımız bazı problemleri görmezden gelmemize yol açmamalı. Bugün Türkiye’de çok ciddi bir ekonomik problem var. Sahada ilçe ilçe, esnaf esnaf dolaşan bir genel başkanımız var. Onun yaptığı ziyaretlerden bizim gördüğümüz; esnaf kan ağlıyor. Ekonominin kötüye gitmesini sadece pandemiye bağlamak bahane yaratmaktır. Bir ekonomik programın sağlanması için iki önemli koşul var. Birincisi, tutarlı ve ulaşılabilir hedef koymanız lazım. İkincisi bunun da tutarlı ve uyumlu olması lazım. TÜİK’in işsizlik verilerini gördünüz. TÜİK artık veri açıklayan değil verileri yöneten bir kurum haline geldi. Sadece bunlara baktığınız zaman zaten Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin çalışmadığı ortaya çıkıyor. TÜİK açıkladığı verilerle ne iç kamuoyunu ne de dış kamuoyunu ikna edemiyor. Ülkenin kredi riski Meksika’dan Güney Afrika’ya ve Brezilya’ya kadar birçok ülkenin gerisinde. Türkiye bu ülkelerin altına düşecek durumda mı? Türkiye’de ekonomiyi düzeltmek için yalnızca bir alanda düzeltme yapmanız yetmiyor “Ülkeye olan güveni artıracaksınız, yatırım getireceksiniz, birçok faktörü bir araya getirmeniz lazım. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bu güveni kaybetmiş durumda. Güçlendirilmiş parlamenter sistem derken bütün bunları kendi içinde düzeltecek bir sistemden bahsediyoruz” dedi.

“FETÖ’yü, PKK’yı Meşru Gören Kimsenin Oyunu İstemiyoruz"

Başka bir konuğun HDP ile ittifak iddiasına değinen Kavuncu, “Artık biz bunu dile getirmekten yorulduk: İYİ Parti, HDP, CHP ortaklığı… Kaç defa, neyi anlatmamız lazım bilmiyorum. Bizim yaptığımız seçim ittifakı CHP ve Saadet Partisi'yledir. Israrla bunun üzerinden bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Biz CHP ve Saadet ile bir ittifak yaptık. Ben bunun harici için bir kasıt arıyorum ve Millet İttifakı’nı yıpratma, bizi kamuoyu önünde zor duruma düşürme çabası olarak görüyorum. 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili dava dosyasını görmeden, içeriğine bakmadan konuyla ilgili yorum yapmak doğru olmaz. Bizim HDP’yle ilgili duruşumuz çok net. Bir T cetveli çizelim. Bir tarafta, İYİ Parti’nin CHP ile ittifakı var. Bir de varsayım var. CHP’nin, HDP ile varsayılan bir ilişkisi var. ‘Siz bun nasıl tahammül ediyorsunuz’ diye soruluyor. Cetvelin diğer tarafına geçelim. MHP’nin AKP ile bir ittifakı var. O halde ben de bu ittifakın nasıl olabildiğini sorayım. Neden? Diyeyim ki; ‘Siz nasıl Dolmabahçe’de oturdunuz’, ‘Nasıl mutabakat yaptınız ve şimdi nasıl içinize sindiriyorsunuz’, ‘Nasıl Oslo’da oturdunuz’, ‘Abdullah Öcalan’ın mektubunu Diyarbakır Meydanında nasıl okuttunuz ve bunu içinize sindirip şimdi bu birlikteliği yapıyorsunuz’, ‘Öcalan’ın kardeşini devlet televizyonuna çıkardınız, konuşturdunuz. Bunu nasıl içinize sindiriyorsunuz’. Bizi, CHP ile varsayılan bir HDP ilişkisi üzerinden eleştiriyorsanız diğer tarafta bunun on misli gerekçe var. Dolayısıyla bizim için bu iddia hükümsüzdür. HDP’ye daha önce oy vermiş seçmen 31 Mart'ta tercihini buradan yana kullanmıştır; ne diyebiliriz buna? Biz siyasi partiyiz. Ama biz şunu da çok net söyledik: FETÖ’yü, PKK’yı meşru gören, bunlara sempati besleyen hiç kimsenin oyunu istemiyoruz” ifadelerini kullandı.