Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 14-06-2021 20:32   Güncelleme : 14-06-2021 20:32

Kırımoğlu: Kırım Bir Koz Olarak Kullanılmamalı

Ukrayna’dan Rus işgali altında bulunan Kırım’a su temin edilmesi konusu bir kere daha gündeme getirildi. Ukrayna krizinin çözümü için oluşturulan Üçlü Temas Grubu Ukrayna Heyeti Sözcüsü Oleksiy Arestoviç, geçen hafta yaptığı açıklamada Ukrayna’nın Donbas’taki durumun çözülmesi karşılığında Kırım’a su temin edebileceğini ileri sürdü. Söz konusu açıklamayı değerlendiren Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım’ın Donbas müzakerelerinde “bir koz” olarak kullanılamayacağını ifade etti.

Kırımoğlu: Kırım Bir Koz Olarak Kullanılmamalı

Kırım Tatar halkının milli lideri, Ukrayna milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım'ın pozisyonu hakkında net bir ifadede bulundu.

Kırımoğlu, Rus işgali altındaki Kırım’ın Donbas’taki durumu çözme konusunda “bir koz” olarak kullanılmasının mümkün olmadığını vurguladı. Obozrevatel televizyon kanalında konuşan Kırımoğlu, “Kırım topraklarını ve Kırım nüfusunu, ülkenin başka sorunlarını çözmek için bir koza dönüştürme hakkı kimseye verilmedi. Ukrayna Cumhurbaşkanı, Parlamento, Dışişleri Bakanlığı Dnipro’daki suyun Kırım’a temin edilmesi konusunda net bir tutuma sahiptir; ancak işgal sona erdikten sonra su Kırım’a temin edilecek.” diye belirtti.

"Rusya Uluslararası Hukuk Normlarına Uymalıdır"

Arestoviç’in atıfta bulunduğu Minsk anlaşmalarında Kırım’dan bahsedilmediğini hatırlatan Kırımoğlu, “Arestoviç’in açıklamasının özeti şu şekilde: Rusya Donbas konusunda bir taviz verirse ve Minsk Anlaşmalarının tüm maddelerini yerine getirirse Ukrayna tekrar Kırım’a su temin etmeye başlayabilir. Fakat Minsk Anlaşmalarında Kırım hakkında hiç söz edilmiyor; sadece giriş bölümünde tarafların Ukrayna toprak bütünlüğüne saygı gösterdiği ifade ediliyor. Bu da Ukrayna toprak bütünlüğünün uluslararası kabul görmüş sınırları içinde yeniden tesis edilmesi anlamına geliyor. Yani Rusya’nın bize taviz vermesi gerekmiyor, Rusya’nın uluslararası hukuk normlarına uyması gerekiyor.” diye konuştu.

"Saldırgan Ülke İle Pazarlık Yapılmaz"

Arestoviç’in yaptığı açıklamaya benzer açıklamaların, Ukrayna’nın ulusal çıkarlarına zarar verdiğini vurgulayan Kırımoğlu, “Bu tür açıklamalar Ukrayna’nın ulusal çıkarlarına ciddi zarar verebilir, özellikle işgalci devlete yönelik yürütülen yaptırım politikasını baltalayabilir. Su, elektrik, toprak olsun saldırganla pazarlık yapmaya başlarsak, müttefiklerimiz ve ortaklarımızdan saldırgana karşı yaptırım uygulamalarını istemek için bir ahlaki hakkımız kalmaz.” diyerek bu tür açıklamalarda bulunan kişinin Üçlü Temas Grubu Ukrayna Heyeti Sözcüsü görevinden alınması gerektiğini belirtti.

Üçlü Temas Grubu Ukrayna Heyeti Sözcüsü Oleksiy Arestoviç, geçen hafta yaptığı açıklamada, Rusya, Donbas’tan askeri güçlerini tamamen geri çekerse veya Minsk Anlaşmasını tamamen yerine getirirse, Ukrayna Kırım’a tekrar su temin etmeye başlayabilir şeklinde açıklamada bulunmuştu.

İşgalden Sonra Kırım'a Su Tedariği Kesildi

Rusya Kırım’ı işgal etmeden önce, yarımadanın içme suyu ihtiyacının yüzde 85’i Ukrayna tarafından Dinyeper (Dnipro) nehrinin Kuzey Kırım Kanalı’na aktarılması sayesinde sağlanıyordu.

1961-1971 yıllarında kurulan Kuzey Kırım kanalı Ukrayna’daki Kahovskoye baraj gölünden Kırım’ın Kerç şehrine kadar uzanıyor. Uzunluğu 402,6 km olan kanal saniyede 300 metreküp su akışı sağlıyor.

Şubat-Mart 2014’te Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinden sonra kanaldan sağlanan su tedariki durdurulmuştu. Rus işgalci yönetimi, su sorununu yeraltı kaynakları aracılığıyla çözmeye çalışıyor. Birçok yerleşim yerinde su kuyuları açılmaya başlandı. Ancak bu durum da, Kırım toprağının tuzlanmasına yol açıyor.

İşgalciler Kırım'daki Suyu Askeri İhtiyaçları İçin Kullanıyor

Bilindiği gibi önceki seneler de Kırım’da kurak geçmişti. Kuraklık ve Rus işgalcilerin Kırım’ın su kaynaklarının büyük kısmını askeri ihtiyaçlarına harcamasından dolayı yarımadadaki doğal kaynaklardaki su seviyesi hızla azalıyor.

İşgal Edilen Topraklardan İşgalci Devlet Rusya Sorumludur

Ukrayna yönetimi, 12 Ağustos 1949 tarihli Savaş Zamanında Sivillerin Korunmasına İlişkin Cenevre Sözleşmesi’ne dayanarak işgal edilen topraklardaki ihtiyaçların işgalci devlet tarafından karşılanması gerektiğini vurguluyor.

Dışişleri Bakanlığının resmi sayfasında 15 Eylül 2020 tarihinde yayımlanan açıklamada, “Ukrayna anakarasından Kırım’a su tedariki ancak yarımadanın tamamen işgalden kurtarılmasından sonra yeniden yapılacaktır. Bu tutum, uluslararası hukuk normlarına dayanmaktadır.” ifadelerine yer verildi.