Ekonomi
Giriş Tarihi : 15-04-2021 16:32   Güncelleme : 15-04-2021 17:10

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 2003'ten Bu Yana En Düşük Seviyesini Gördü: 9 Milyar 930 Milyon Dolar

TCMB net döviz rezervleri, 2003'ten bu yana en düşük seviyesini görerek 9 milyar 930 milyon dolara indi.

Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 2003'ten Bu Yana En Düşük Seviyesini Gördü: 9 Milyar 930 Milyon Dolar

Merkez Bankası'nın açıkladığı verilerden yola çıkarak Reuters ve Bloomberg haber ajanslarının yaptıkları hesaplama sonrası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası net döviz rezervlerinin 9 Nisan 2021 tarihinde 9 milyar 930 milyon dolara gerilediği ortaya konuldu. Bu rezerv düzeyi, 2003'ten bu yana görülen en düşük seviyeyi temsil ediyor.

Rezervler Neden Önemli

BBC Türkçe'den Onur Erem'in hazırladığı haberde, rezerv ile ilgili konular uzmanlarına soruldu. 

Ankara Üniversitesi'nde görevli Prof. Dr. Yalçın Karatepe, rezervler ile ilgili yaptığı değerlendirmede, net rezervlerin, döviz kurlarındaki ani artışlar gibi karşılaşılabilecek iç ve dış şokların yarattığı negatif etkileri gidermek için kullanıldığını belirtti. Rezervlerin bir diğer işlevi ise uluslararası finans çevrelerinin ülkeye olan güveninin yüksek düzeyde kalmasını sağlamak.

Prof. Dr. Karatepe, yeterli net rezerve sahip olmayan Merkez Bankası'nın, piyasaya müdahale etme imkanının düştüğünü söyleyerek "Siz müdahale etme imkanına sahip değilseniz bu durumda koskoca Türkiye'yi piyasa koşullarıyla baş başa bırakmış olursunuz, o da ciddi sorunlara yol açabilir. Merkez Bankaları aslında piyasaların büyük abisidir. Büyük abi nedir? Her zaman desteğini alabileceğimizi bildiğimiz kişidir. Ama o abinin o desteği verebilmesi için yeterli imkanının olması lazım. O da zor durumdaysa size destek olamaz. Türkiye'nin kısa vadeli dış borcu 140 milyar dolar. Bunların bir yıl içinde ödenmesi gerekiyor. Hiçbir yerden para bulamazsak Merkez Bankası'ndan döviz alıp ödeyebiliriz diye düşünürüz normalde. Ama Merkez Bankası rezervinin bunu karşılama ihtimali bile yok. Hatta cari işlemler açığından ortaya çıkan eksikliği de giderecek kadar rezervi olmadığı için bu durum bizi kırılgan ve riskli hale getiriyor" ifadelerini kullandı.

2003-2021 Değişimi

Prof. Karatepe, Türkiye'nin 2003 yılından daha kötü bir noktaya gelmesini değerlendirdiği açıklamasında, Türkiye'nin 2001'de çok ciddi bir ekonomik kriz yaşadığını vurgulayarak "O dönemde Türkiye'nin gayrı safi yurtiçi hasılası şimdikinin üçte biri civarındaydı. Dolayısıyla bu ölçekteki bir ekonominin yaklaşık 750 milyar dolarlık yurtiçi hasılası olduğunu düşünürsek, ciddi şekilde daha geride olduğumuzu da görürüz" şeklinde konuştu.

Merkez bankalarının bağımsızlığı üzerine doktora tezi yazan Doç. Dr. Ayyıldız Onaran, rezervlerin düşmesinde yanlış politikaların etkili olduğunu öne sürdü. Merkez Bankası'nın bağımsızlığının engellenmesi, faizi düşük tutma çabası, üretim kapasitesindeki azalış ve uluslararası alanda kredibilite sorununun birleşmesi bu tablonun oluşmasına yol açtığını ifade etti.

Döviz giriş çıkışlarının nasıl gerçekleştiğini anlatan Prof. Karatepe  "Merkez bankaları ihracat yapan şirketlerin yurt dışındaki alacaklarına karşılık kredi verebiliyor, yurtdışından borçlanabiliyor, Hazine yurtdışından borçlanarak Merkez Bankası'na aktarabiliyor veya TCMB piyasadan döviz alabiliyor. Fakat son yöntem, döviz fiyatlarını yükseltme ihtimali nedeniyle son dönemde tercih edilmiyor" dedi.

Merkez Bankası'ndan döviz çıkışı ise TCMB'nin veya Hazine'nin döviz borçlarını ödemek veya piyasaya döviz satmak şeklinde gerçekleşiyor. Birkaç yıl öncesine varana kadar, Merkez Bankası piyasaya döviz satmak için ihaleye çıkıyor ve gelen tekliflere göre döviz satıp karşılığında TL alıyordu. Ancak Prof. Karatepe 2016'dan itibaren, "TCMB piyasaya müdahale ediyor" algısı oluşturmamak için bunu yapılmadığını vurguladı.

Karatepe,TCMB'nin bunun yerine kamu bankaları üzerinden satış yaptığını, bu uygulamanın resmen takip edilemediğini ve bugüne kadarki usule uygun düşmediğini belirtti.

128 Milyar Dolar Nerede

CHP'nin son zamanda Merkez Bankası döviz rezervlerine ithafen "128 milyar dolar nerede?" diye sormasının altında da bunun yer aldığını söyleyen Karatepe, "2020'nin Haziran ve Temmuz aylarında, salgının belirgin etkisinin olduğu dönemde ABD doları 6,80 seviyesinde iki ay boyunca yatay seyretti. Bu çok olağandışı bir durumdur. Piyasa koşullarına bakıyorsunuz, gelişmelere bakıyorsunuz, kurların o seviyede kalması, özellikle Türk lirasına reel negatif faiz verildiği bir dönemde bu ancak döviz satışıyla mümkün olabilirdi. Sonunda ne oldu? Hem kurlar yükseldi, hem faiz yüzde 19'a çıktı. O kadar döviz rezervini heba etmenin bu ülkeye kattığı bir şey olmadı" şeklinde yorumda bulundu.

Merkez Bankası döviz rezervlerinin nasıl artırılabileceğine değinen Doç. Ayyıldız Onaran, ilk adımın Merkez Bankası'nı bağımsız kılmaktan geçtiğini belirterek TCMB'nin bağımsızlık konusunda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle istikrarlı ve doğru hamleler yapamadığını söyledi.

Çelişkili politikaların bir kenara konup yanlışlarda ısrarlı davranılmaması gerektiğini ifade eden Ayyıldız Onaran, TCMB'nin temel amacı olan fiyat istikrarını sağlamaya odaklanması ve hem ülke içinde hem uluslararası alanda güven aşılayacak adımlar atması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Karatepe ise mevcut yönetimin bu yönde bir adımı olmadığını savunarak "Şu anda rezervlerde bir sorun olmadığı algısı vererek piyasayı yatıştırmaya çalışıyorlar ama piyasa olup biteni çok net bir şekilde görüyor" dedi.