Dosya Haber
Giriş Tarihi : 03-10-2021 15:13   Güncelleme : 13-10-2021 15:47

ÖZEL HABER | Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Meşrulaştırılmış İşgali

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Londra ve Zürih Anlaşmalarıyla bağımsızlığını kazanması 16 Ağustos 1960 tarihinde olmasına rağmen Enosis’i öngören Akritas Planı’nın çıkış tarihi olan 1963’ten itibaren her yıl 1 Ekim’de kutlanan bağımsızlık günü bu yıl da her yıl olduğu gibi adeta bir Helen milli bayramı edasında kutlandı.

ÖZEL HABER | Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Meşrulaştırılmış İşgali

Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi olarak tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye’de adlandırdığımız adıyla Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin resmi dillerinden biri de Türkçe, lakin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni işgal altında topraklar olarak gören ve Kıbrıs’ta hem Kıbrıslı Türkleri hem de Kıbrıslı Rumları temsil eden tek meşru devlet olduğunu iddia eden Kıbrıs Cumhuriyeti bu yıl da her yıl olduğu gibi bağımsızlık günü mesajını sadece Yunanca yayımladı.

Bağımsızlık Günü Töreni adadaki Türklerin soykırımını açıkça destekleyen Enosis yanlısı kurucu başkan Makarios’u anarak başlıyorken ve kutlama alanı sanki Enosis gerçekleşmiş gibi Yunan bayrakları ile doluyken; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Anastasiades’in "Keşke Kıbrıslı Türkler de kutlamalar da yer alsaydı" demeci ise sadece sözde kalan, içi boş bir temenniydi.

Altın Pasaport skandalıyla sarsılan ama ne hikmetse dünyadan yeteri kadar tepkiyi toplamayan Rum Yönetimi Hükümeti 1963’ten itibaren gelen tüm hükümetlerde olduğu gibi Kıbrıs’ı bir Yunan adası olarak görmekte, her fırsatta Kıbrıs Türklerini ve Türkçeyi yok saymakta. Örneğin; Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde Kıbrıs Barış Harekatı’nın işgal gibi anlatılması ve Türkiye’nin suçlanması gibi Rum propagandalarının yer aldığını biliyoruz ve şaşırmıyoruz. Yalnız adanın tarihi geçmişi ile ilgili bilgi veren yazıda bile adanın Yunan adası olduğu vurgulanmaya çalışılmış olması ise dikkatten kaçmıyor.

Bir ülkenin Muz Cumhuriyeti değilse, İçişleri Bakanlığı bile resmi dilini yok sayarsa diğer ülkelerin de bu resmi dili ve bu dili konuşan halkı yok saymasına şaşırmamalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait İçişleri Bakanlığı resmi Twitter sayfası:

Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti’nin resmi Twitter sayfaları ise sadece Yunanca ve İngilizce dillerinde, bazı önemli vatandaş işlemleriyle ilgili formlar ise sadece Yunanca dilinde mevcut:

Türkofobi/Türk Düşmanlığı

Geçtiğimiz yıllarda sosyal medyayı kasıp kavuran "Black livesmatters" hareketi ve ardından başlayan ve sadece Afro-Amerikalıların değil Asya kökenli Birleşik Devletler vatandaşlarının da ırkçılığa uğradığına dikkat çeken "Stop AsianHate" hareketlerinin dünya kamuoyunda ilgi görmesi hiç şüphesiz ırkçılık, ksenofobi, jinefobivb gibi her türlü ayrımcılığa karşı çıkmaya teşvik edildiğimiz  21.yüzyıl konjoktüründe şaşırılası değil. O halde ten rengi, etnik kökeni, inancı, cinsel yönelimi ne olursa olsun tüm insanları kucaklayan bu özgürlükçü yeni dünya düzeninde Türklere, Türklüğe hakaret etmek nasıl normal kabul edilebiliyor? Hem de bu resmi kanallar aracılığı ile bile yapılıyor.Rum işgali altında olan ve adanın Türklerini de temsil ettiğini iddia eden Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Atina Büyükelçiliği’nin resmi internet sitesinde Türk vatandaşları için vize şartları belirtilirken Türk sözcüğünün bilerek küçük harfle yazılması bile Türk Düşmanlığının resmi kanallar aracılığıyla yansıtılmasının en küçük örneklerinden biri olabilir.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1 Ekim Bağımsızlık Günü ile ilgili yayımladığı Twitter mesajında yer alan "ourtwonations (iki millet)" vurgusu ise Yunan ve Ermeni milletlerinin  dostluğunu kastederek Kıbrıslı Türklerin adadaki varlığını bu  yazılan resmi demeç ile resmen yok sayıyor.

Nüfusunun önemli çoğunluğunun Türkler hakkında "Asya’ya geri dönmesi gereken Moğollar" olduğunu düşünen Yunanistan’a giden milyonlarca Asyalı turistin bu ülkenin bu ırkçı gerçeklerinden haberi var mıdır acaba?  Bu çirkin ırkçılığı dünya kamuoyuna sunmak bizlerin görevi. Türkiye’nin acilen geçmişteki acılarımızı sineye çektiği dış politikasından vazgeçmesi ve halihazırda dünyakamuoyunda uğradığımız hakaretlere, yok sayılmalara karşı Türk’e yakışır şekilde uygarca ve adabınca yanıt vermesi gerekmektedir.


Elif İ.