Haberler
Giriş Tarihi : 12-09-2020 15:57   Güncelleme : 12-09-2020 15:57

Pedofili Şeyhin İstismar Ettiği Çocuğun Babasına Susması İçin 50 Milyon TL Teklif Etmişler

Uşşaki tarikatı şeyhinin istismar ettiği çocuğun babası, Şeyh ve müritlerinin şikayette bulunmaması için kendisine 50 milyon TL teklif ettiğini, reddettikten sonra da aynı şahıslar tarafından defalarca ölümle tehdit edildiğini söyledi.

Pedofili Şeyhin İstismar Ettiği Çocuğun Babasına Susması İçin 50 Milyon TL Teklif Etmişler

Uşşaki tarikatı şeyhi Fatih Nurullah lakaplı Eyüp Fatih Şağban'ın 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğunun ortaya çıkması ile başlayan tartışmalar etkisini sürdürüyor.

Tartışmaları alevlendirecek röportaj ise Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz'dan geldi. Saymaz, istismara uğrayan çocuğun babası F.A. ile konuştu.

Baba F.A., Akyazı Jandarma Karakolu'nda ifade verdikleri sırada Şeyh Fatih Nurullah ve müritleri tarafından, şikayette bulunmaması karşılığında kendisine 50 milyon TL teklif edildiğini ileri sürdü.

F.A, teklifi reddetmesi üzerine de bu kez 100 kez ölüm tehdidi aldığını öne sürdü.

F.A., mesleğinin sıhhi tesisatçılık olduğunu belirterek, Şağban ile yılında bir tesisat işlerini yapması vasıtasıyla tanıştığını zamanla ilişkiyi geliştirerek cemaate dahil olduğunu söyledi.

İşte Saymaz'ın istismara uğrayan küçük çocuğun babasıyla gerçekleştirdiği kan donduran röportaj:

“Kızım, ‘Bu adam bana kötü şeyler yaptı’ dedi”

Geçen şubat ayında Sakarya Kuzuluk'taki dört katlı inşaatın tesisat işini Şağban’ın kendisine teklif etmesiyle birlikte buraya geldiğini, pandeminin de başlamasıyla Şağban’ın teklifi üzerine burada kalmaya başladıklarını söylen F.A., sözlerine şöyle devam etti:

Aslında kızım dergahın çay dağıtım işini yapmıyor. Fatih Nurullah, “Çayı Y. getirsin” diye tembihlemiş. Kurban Bayramı'ndan bir hafta sonra Avcılar'a gittik. Evi taşıdık. Eşyayı yerleştirirken, Fatih Nurullah'ın resminin bulunduğu duvar saatini kızım indiriyor. “Anne, asmasak olmaz mı” diyor. Annesi “Neden?” diyor. “Bu adam bana kötü şeyler yaptı, birkaç defa öptü” diyor. Annesi “Yanlış anlamışsındır” diye kapatıyor.

Kızım birkaç gün sonra Fatih Nurullah'ın avret yerini ellediğinden, dudaklarını defalarca öptüğünden bahsediyor. Eşim 27 Ağustos'ta Fatih Nurullah'ı arıyor. “Çocuğa ne yaptın?” diyor. “Bekaretini bozacak bir şey yapmadım” diyor. Peki, ne yaptın? “Bana eş olarak vermiştin ya” diyor. “Yalan söyleme” diyor.

Fatih Nurullah, çıkmaza girdiğini düşünüyor ve haberim olacağından korkuyor. Saat 14.37'de beni aradı. “Hata ettim” dedi. Zaten o gün kızım, “Rüyada Fatih Efendi'yi gördüm. Ateşe atıyordum” demişti.

“Paraya Sıkışmışsındır, Sana Para Göndereceğim”

Kızımın söylediğine göre Fatih Nurullah, iç çamaşırını çıkarmış. “İleri gitti mi” diye sorunca çocuk ağladı. Tecavüzden şüphelendim. Fatih Nurullah “Bekaretini bozmadım” deyince “Utanmıyor musun” dedim. Eşim bana dedi ki, “Bunlar güçlü, uğraşamayız. Savcılığa versek bir şey tutturamayız. Allah belasını versin, uğraşmaya değmez.”

Çaresiz şekilde düşünürken, Fatih Nurullah'ın para babalığını yapan Z.H. aradı. “Paraya sıkışmışsındır. Sana para göndereceğim” dedi. İki dakika sonra Fatih Nurullah aradı. “Ebu Bekir olmak istemez misin” dediği konuşma… Bu sözleri beni tahrik etti. Sandım ki, tecavüz gerçekleşti. Kendisi ne olduğunu söylemiyor. Kızım utanıyor. Eşime dedim ki “Hazırlan, gideceğiz, hesabını soracağız."

"Telefonla Kafasına Vurmam Üzerine Müridleri Beni Öldüresiye Dövdü"

İki çocuğumuzu komşuya emanet edip dört yaşındaki kızımızı yanımıza aldık. Kuzuluk'a doğru yola çıktık. Aklımdan geçenler iyi şeyler değildi. Eşim farkına vardığı için yolda jandarmayı aradı.

Baktık ki, jandarmalar orada. Müritler kapının ağzında etten duvar örmüş, şeyhi vermiyorlar. Şeyhin evde olmadığını söylüyordu. Münakaşa ederken, Fatih Efendi odasından indi.

Ses kaydını açtım. Mürit ve jandarmalara dinlettim. Fatih Nurullah'ın “Oğlum, büyütecek bir şey yok, aramızda hallederiz” demesi üzerine telefonla buna iki defa vurdum. Vurmamla beraber beni öldüresiye dövdüler. Kaçıp kurtuldum. Telefon olay yerinde kaldı. Bütün delillerim oradaydı. Eşime “Telefonu al” diye bağırdım. Eşim telefonu alıp çantasına koymuş. Almasaydı ses kayıtları çöpe gidecekti.

Jandarma onu ön kabine oturttu. Benim elimi kelepçelediler, bir şey yapmayayım diye. Giderken Fatih Nurullah yalvardı. “Seni aklına getiremeyeceğin servete kavuştururum, gel bunları anlatma” dedi. Biliyorum, istesem verir. Gözümü tek bir şey bürüdü: Suçluysa, yaptıysa bir hainlik, cezasını çeksin.

Akyazı Jandarma Karakolu'nda ifademizi aldılar. Fatih Nurullah, jandarmalara yalvarıyor. “F. ve karısıyla beş dakika konuşabilir miyim” diye. Kabul etmedim. Müritleri “Gel vazgeç, ne istersen verecekler. Medya duymasın, aramızda çözelim” dedi.

Uçuk rakamlar teklif ettiler. İlk teklif ettikleri, 5 milyon TL'ydi. Sonra 20 milyon. Tarikatın Kıbrıs halifesi Erdoğan geldi. “Cemaatin 500 milyon serveti var, ne dilersen dile, vereceğiz” diye yemin şart ettiler. En son teklif ettikleri, 50 milyon TL'ydi. Kabul etmedim.

Sungurlu'ya geldik. Bu sefer ölüm tehditleriyle karşılaştık. Cemaatten 100'ün üzerinde tehdit aldık. Dost gibi yaklaşıp “Aldığın parayı yiyemezsin, sakat kalırsın, çoluk çocuğuna yazık” gibi tehditler…

Dedim ki, “Para teklif etmenize gerek yok. Bana cennet dahi vaat etseniz, davamdan vazgeçmeyeceğim. Bu yola başımı koydum. Bu adamın sahtekarlığını ortaya çıkaracağım. Öleceğimi bilsem vazgeçmeyeceğim.”

Bizi 2-3 gün önce devlet korumasına aldılar. Çorum'da polis lojmanında kaldık. Birkaç akrabanın bizi aradığını öğrendik. “Geçmiş olsun dileklerimizi ileteceğiz” demişler. Yalan, tehdit için geliyorlardı. Şimdi polis korumasındayız. Devletin belirlediği yerdeyiz. Altı korumamız var.

Y. ile konuşmaya çalıştık. Ağladı, üzerine gitmedik.

Canımı feda edebileceğim kadar sevdiğim biriydi. Onu Allah dostu bilip sevdik. Son zamanlarda mehdilik çıkarmıştı. Yalan söyleyeceğini düşünmüyorduk. Diyorduk ki, bu adam mehdi. Şüphemiz vardı ama inanmak istiyorduk.

Baba F.A. şeyh Fatih Nurullah'ın müritlerinin, ona iftira atıldığına, büyü yapıldığına inandığını söylüyor. Nurullah'ın cezaevinden mehdi olarak çıkıp otorite kuracağına inanıldığını söyleyen F.A. “Onu yıkmak için bu yola başvurmuşuz. Yüzde 80'i hâlâ destekliyor. Ben onun çirkin yüzünü önce kendi cemaatine ve sonra Türkiye'ye göstermek için uğraşıyorum. Bunu Allah rızası için yapmaya çalışıyorum. Bu sahtekarlıklar büyümesin” dedi.

Temiz inançlarının kötüye kullanıldığını söyleyen baba, sözlerini şöyle noktaladı: Biz Allah ve peygamber sevgisiyle yaklaşmıştık. Cahilliğimizin bedelini kendi çocuğumuzla ödedik.