Portreler
Giriş Tarihi : 29-06-2021 14:00   Güncelleme : 29-06-2021 14:00

Turancı 'Yalvaç': Hüseyinzâde Ali Turan

Turancı 'Yalvaç': Hüseyinzâde Ali Turan

Hüseyinzâde Ali, 8 Mart 1864’te Azerbaycan’ın Sâlyan şehrinde doğmuş olan Azerbaycan Türkü doktor, profesör ve yazardır. Babası Kruzma beylerinden Kâzım Hüseyinzâde’nin oğlu Hüseyin Hüseyinzâde, annesi Kafkasya Şeyhülislamı Ahund Ahmed Hüseyinzâde’nin kızı Hatice Hanım’dır. 

Küçük yaşta annesini kaybeden Hüseyinzâde Ali, ortaöğrenimini 1885 yılında Tiflis’te tamamlamıştır. Babasını da kaybeden Hüseyinzâde Ali, dedesi Ahmed Hüseyinzâde’nin himayesine girmiş, yükseköğrenim görmek üzere Petersburg’a gitmiştir. Burada Panslavizm ve Sosyalizm akımlarına maruz kalmış ancak bu akımlardan Pantürkizm ve Halkçılık üzerine çıkarımlar yapmıştır. Türkçülük üzerine eğilim gösteren Hüseyinzâde Ali, Türkoloji dersleri de almıştır. 1889 yılında Fizik-Matematik Fakültesinden mezun olan Hüseyinzâde Ali, Petersburg’da Doğu Bilimleri Fakültesi’nin derslerini takip etmiş, Rusça, Arapça ve Farsça öğrenmiştir. 1890 yılında İstanbul’a gitmiş ve Mekteb-i Tıbbıyye-i Askeriyye’ye girmiştir. 

Sizlersiniz ey kavm-i Macar bizlere ihvan
Ecdadımızın müştereken menşei Turan
Bir dindeyiz biz, hepimiz hakperestan;
Mümkün mü ayırsın bizi İncil ile Kur'an?
Cengizleri titretti şu afâkı serâser
Timurları hükmetti şehinşahlara yekser,
Fatihlerine geçti bütün kişver-i kayser

(Turan adlı şiirinden)

Tıbbiyede eğitim gördüğü zamanlarda İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucu gençleriyle tanışmış ve aralarında yer almıştır. Mezuniyetinden sonra Haydar Paşa Askerî Hastanesi Deri ve Frengi Hastalıkları Kliniği’nde çalışmaya başlamıştır. 1897 yılındaki Türk-Yunan Savaşında cephede yer almış savaşın ardından muallim muavini (doçent) sıfatıyla Askerî Tıbbiye’ye geçmiştir.

1903 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne mensup olduğu gerekçesiyle polis tarafından arandığı için bir müddet İstanbul’da durup daha sonra Azerbaycan’a gitmiştir. Bakü’de yayımlanan Kaspi gazetesinde yazı yazmaya başlayan Hüseyinzâde Ali, Azerbaycan ve Rusya Müslümanlarının çeşitli problemleri hakkında toplumu aydınlatan yazılar yazmıştır. 1904 yılında Rus-Japon savaşının ortaya çıkardığı belirsizlikten faydalanmak amacıyla Rusya’daki Müslüman aydınların bulunduğu bölgelerde heyetler oluşturmuş, bu heyetleri Petersburg’a göndererek Rus hükûmetinden çeşitli taleplerde bulunulmasını sağlamıştır. Hüseyinzâde Ali Bey, Ahmet Ağaoğlu, Ali Merdan Topçubaşı ve Adil Han Ziyathan gibi aydınların öncülüğünde on bir kişilik bir heyet halk tarafından seçilerek Petersburg’a gönderilmiştir. Burada yetkililerle görüşen heyet, halkın isteklerini bildirmiştir. 

Rus yetkililerden Hayat adlı günlük bir gazete çıkarma izni alınmış, 1905-1906 yıllarında yayımlanan gazetenin Ali Merdan Topçubaşı sorumlu müdürlüğünü, Hüseyinzâde Ali Bey ve Ahmet Ağaoğlu ise başyazarlığını üstlenmiştir. Ağaoğlu, 102. sayıdan sonra ayrılınca Ali Bey gazeteyi tek başına yönetmiştir. Rus aleyhtarı bir siyaset takip ettiği ve İslamcılık-Türkçülük yaptığı gerekçesiyle gazete kapatılınca Ahmet Ağaoğlu ile birlikte haftalık Füyûzat dergisini çıkarmıştır. Bu iki dergi, Gaspıralı İsmail’in önderlik ettiği Türkiye Türkçesi’ni yazı dili olarak kullanma fikrini Azerbaycan’da hayata geçirmiş, Kafkasya’da Şiî-Sunnî çekişmelerinin ortadan kalkmasında etkili olmuştur. 

Ali Merdan Topçubaşı’nın hapsedilmesi üzerine 1907 yılında Kaspi’nin başyazarlığını yapmıştır. Bunun yanı sıra 1908-1910 yılları arasında arkadaşlarıyla birlikte Bakü’de kurdukları Saadet Mektebi’nde Türkçe dersleri vermiş ve ders nâzırlığı yapmıştır. 

II. Meşrutiyet’in ilanının ardından Bahaeddin Şakir ve bazı İttihatçıların davetiyle İstanbul’a gelmiştir. Bir müddet İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin merkez-i umûmî ve İstanbul merkezi üyeliğinde bulunmuştur. Türk Ocağı’nın ve Türk Yurdu dergisinin kurulmasına büyük emeği olmuştur. 

Girdiği bir sınavı kazanarak İstanbul Tıp Fakültesi Deri ve Frengi Hastalıkları Kliniği’nde şef olarak görev yapmıştır. 1926 yılında müderrisliğe tayin edilmiştir. 1933 yılında Dârülfünun’un lağvedilmesine kadar ders vermeye devam etmiştir.

Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı’nda Hilâliahmer’de görev almış ve bazı cemiyetlerde faaliyet göstermiştir. Kafkas Türkleri Neşr-i Maârif Cemiyeti Üyesi (1913), Türk-Macar Dostluk Yurdu Cemiyeti Genel Merkez Üyesi (1916), Maarif Vekâleti Âsâr-ı İlmiyye ve Milliyye Tedkik Cemiyeti Üyesi (1917) ve Meclis-i Âlî-i Sıhhiyye Üyesi (1917) olmuştur. 

1917’de I. Dünya Savaşı sırasında Türk dünyasının problemlerini anlatmak üzere Avrupa ülkelerine gönderilen Turan Heyeti’nde yer almıştır. Stockholm’de toplanan Milletlerarası Sosyalist Konferansı’na Âkil Muhtar ve Nesim Muhlis ile beraber gönderilmiştir. Ahmet Ağaoğlu ile birlikte siyasî müşavir sıfatıyla Kafkasya’ya gönderilmiş, Mâverâ-yi Kaskas federasyonunun bozulması ve her halkın kendi bağımsızlığını ilan etmesi üzerine Gence’de bulunan Nuri Paşa’nın yanında giderek Azerbaycan aydınları ile Osmanlı hükümeti arasındaki görüşmelere katılıp Azerbaycan’da bir cumhuriyet kurulması amacına hizmet etmiştir.

Damad Ferid Paşa hükümeti zamanında iki defa tutuklanan Hüseyinzâde Ali Bey, aylarca hapis yatmış ve Malta’ya sürülmekten tesadüfen kurtulmuştur. 1926’da Mustafa Kemal Atatürk’e karşı düzenlenen İzmir Suikastı davasına adı karışıp tutuklanmış olsa da bu suçtan beraat etmiştir. 1936’da İstanbul’da toplanan III. Türk Dil Kurultayı’nın çalışmalarına katılmıştır.

Türkçülük fikrini nakşettiği isimlerden biri olan yakın dostu Ziya Gökalp'in 'Yalvaç' diye andığı Hüseyinzâde Ali Turan, 17 Mart 1940’ta İstanbul’da hayata veda etmiş ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Eserleri: 

- Veba ve Mikrobu 
- Mektub-i Mahsus 
- Türkler Kimdir ve Kimlerden İbarettir 
- Abd-ı Gılaf ve Mahfaz 
- Ebedi Güzellik
- Hâl-i Vatan, Yurt Kaygusu
- Truvanın Son Gecesi
- Bahçemin Ağaçları
- Ondan Önce ve Sonra
- İttihat ve Terakki Nasıl Kuruldu

Çevirileri:

- Kefalet Yahut Vefakar Dostlar
- Garbın İki Destanında Türk
- Faust