Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 15-09-2020 09:24   Güncelleme : 15-09-2020 09:24

Türk Dünyasının Bir CNN’i, Al Jazeera’si Olabilir mi?

Türkiye ve Azerbaycan arasında ortak bir medya platformu oluşturularak bir televizyon kanalı projesi üzerinde çalışmalar yürütülmesi, akıllara ‘Türk dünyasının bir CNN’i, Al Jazeera’si olabilir mi’ sorusunu getirdi.

Türk Dünyasının Bir CNN’i, Al Jazeera’si Olabilir mi?

Azerbaycan’da Real TV isimli kanalda siyaset bilimci Aynur Camalqızı’na işte bu soru yöneltildi. Camalqızı, “Türkçe konuşan ülkelerin farklı çıkarları, farklı siyasi sistemleri vardır. Dolayısıyla burada ortak bir medya platformu oluşturmak zor. Örneğin, Türkçe konuşan halkların ortak TV kanalları şu anda ne yayın yapıyor? Müzik, kültür ve diğer alanlarla ilgili yayınlar. Böyle bir bilgi akışını sağlamak mümkün ancak geniş anlamda iletişim, analitik, araştırma… Bunlar zor süreçlerdir. Ancak bu rüya gerçekleşirse, Türk dili konuşan ülkeler için önemli bir bilgi kaynağı olacaktır” yanıtını verdi.

TamgaTürk de aynı soruyu Türkiye’nin önemli entelektüellerinden yönetmen, yapımcı ve senarist kimlikleriyle de tanınan A. Yağmur Tunalı’ya yöneltti. “Türk cumhuriyetleri ile ilgili Türkçe üzerinden veya herhangi bir dil üzerinden yayın yapmanın muhtelif problemleri var. Ortak medya platformu veya ortak yayın da ihtiyatla düşünülecek bir teşebbüs sayılmalı. Bizimle Türkistan Cumhuriyetleri arasında 100 yıllık bir kopukluk var. Bazı topluluklarımızla daha da fazla. Önce çeşitli yakınlaşmalara ağırlık vermeliyiz. Ticaret ve çok yönlü alışveriş bir hayli ilerledi. Yani Gaspıralı’nın dediği “dilde fikirde işte birlik”te iş öne geçti. Bu iş birliğine henüz müşterek yayın gibi çok karışık ve karmaşık tarafları olan bir konuyu dahil edecek durumda değiliz. Bunun için çok yönlü ilişkilerin gelişmesi,  toparlanmanın sağlanması gerekiyor. Ondan sonra müşterek bir televizyon kurabilmek belki düşünülebilir” diye konuşan Tunalı, akabinde üç adımlı bir yol haritası çizdi:

Ortak yayın düşünülecekse ilk yapılacak iş, müzik üzerinden olacaktır. İkincisi buradan genişleyerek kültür ağırlıklı bir kanala geçilebilir. Bunu da anlaşmalarla, dernek vakıf veya devlet kurumlarının iştirakiyle yapmak işi çıkmaza sokabilir. Teşebbüs gücü olan idealist tarafı da kuvvetli kimse veya kimseler bu hareketi başlatabilirler.  Ülkeler arası bir imzalara bağlanan iş birliği yerine gücü kuvveti yetenlerin ağı da oluşturdukları ilişki ağıyla her yerden haber vermeleri, programlara katılmaları önemli bir başarıyı getirebilir. Biz, bunun küçük bir denemesini TRT Avrasya televizyonunda (Şimdiki Avaz) 1994 yılında 26 haftalık bir programda sadece haber için denedik. Üçüncü etaba, genel seyirciye hitab edecek bir televizyona veya haber kanalına bu müzik ve kültür kanallarından edinilen tecrübeyle sağlam bir şekilde geçmek mümkün olabilir.

a. yağmur tunalı (@yamurtunal) | Twitter

Tunalı, açıklamalarına şöyle devam etti:

Hiçbir zaman için ortak bir protokolle, devletler arası iş birliği ile bu tür bir yayın düşünülmemeli.  Yaşadıklarımıza ve bilgilerimize göre bu yürütülemez bir yapıya benziyor. Karışan çok olacaktır. Kritik konularda karar alınması iyice zorlaşacaktır. Diyelim Çin'le ilgili bir haber var. Bugün bile böyle bir haberin nasıl verileceği ülkelerimiz için çetin bir konudur.  Kazakistan'ın durumu iyidir de Azerbaycan’ın o kadar iyi değildir mesela. Bunun gibi bir yığın problem çıkar. Bu hassasiyetleri de gözeten, devlet dışı bir kadronun çıkaracağı bir televizyon ancak Al Jazeera gibi yayın yapabilir.

Al Jazeera, Arap Birliği’nin yayını gibi görülüyorsa, bilelim ki değildir. Müstakil, profesyonel bir kadrosu var. Türk kanalı da ancak böyle bir profesyonel elle yönetilebilir. Böyle bir ihtiyacın duyulması halinde bu kadro, bütün Türk devlet ve topluluklarının hassasiyetlerini gözetecektir. Bunun için de ilgisi ve bilgisi de tam olmalıdır.

İki ülke arasında belli bir mutabakat çerçevesinde yapılan iş belki daha kolaydır.  Tesirinin ne olacağı ayrı bir konudur. Düşünün, AB'nin ortak haber kanalı teşebbüsü bile ne hale Euronews, Avrupa'nın en etkili kanalı da itibar edilen kanalı da değildir.

Bizim düşündüğümüz yönde çok yönlü, genel seyirciye hitap eden bir ortak kanal hemen hemen mümkün değil. Bana kalırsa buna gerek de yok.  Kaldı ki, Türk Cumhuriyetleri arasında henüz ortak kurumlar teşekkül etmiş değil. AB, Eurovision filan neredeyse 100 yıllık çalışmalardan sonra gelinmiş bir noktadır. O da müşterek yayın değil, birbirini kollama üzerine varılmış bir mutabakattan ibaret bir yayın politikası vardır ve sonuç da bellidir.

Bugün dünyanın birçok ülkesi gibi Türk ülkeleri de Türkiye dizilerini seyrediyor. Burada hiçbir devleti dernek, vakıf, kurum-kuruluş tesiri yoktur. Yapılan iş kendini kabul ettiriyor. Düşünülecek örnekler arasında ne yenisi ve en net anlaşılanı budur. Özbekistan’da 2002'te ilk diziyi yayınlattığım zaman işin bu noktaya geleceğini bilememekle beraber, en kolay iletişimin ve etkileşimin oradan hareketle geleceğinden emindim.

Mesela, bir müteşebbis olarak kendi televizyonunuzu açıp ben bütün Türkleri gözeten bir yayın yapacağım diyebilirsiniz. Bir kanalı alır veya kurarsınız, “Genel seyirci için bir yayın planlarsınız. Bunları yaparken de Türklerin meselelerini şu şu şu konular önde olmak üzere gündemde tutacağım” dersiniz. “Haberde vereceğim, şunu yapacağım, bunu yapacağım” dersiniz. İşinizi iyi yaparsanız, kaba propagandadan kaçarak halkla ilişkileri incelikle uygular ve seyrettirirseniz devamı kendiliğinden gelir. Ama bu devletlerarası, kurumlararası şekilde yönetilebilecek bir mesele kesinlikle değildir. Özel ve hür teşebbüs işidir.

Yoksa illa ortak olalım vs... Yok kardeşim, ortak olmayalım. Ben televizyonumu, haber ağımı kurayım, ondan da bahsedeyim, o da kendisinden bahsedildiğini, benim onu kendimden farklı görmediğimi anlayıp memnun olsun. Bakış budur. Yoksa müşterek bir yayından bahsetmek mümkün değil. Gelişmiş dünya ülkelerinde, aralarındaki ilişkileri düzenlemiş, problemlerini büyük ölçüde çözmüş ülkelerde bile mümkün değildir.