Portreler
Giriş Tarihi : 14-08-2020 13:33   Güncelleme : 22-10-2020 16:23

Türkistan’ın Ruhu: Abdülhamid Süleyman Çolpan

Türk dünyasının her bir bucağında, Türk milletinin her bir evladının hafızasında “Güzel Türkistan”ıyla mukaddes bir yere sahip Abdülhamid Süleyman Çolpan, Türkistan’ın ruhunun vücut bulduğu çok yönlü bir münevverdir

Türkistan’ın Ruhu: Abdülhamid Süleyman Çolpan

Türk dünyasının her bir bucağında, Türk milletinin her bir evladının hafızasında “Güzel Türkistan”ıyla mukaddes bir yere sahip Abdülhamid Süleyman Çolpan, Türkistan’ın ruhunun vücut bulduğu çok yönlü bir münevverdir. 1893 yılında bugünün siyasi haritasında Özbekistan sınırları içerisinde kalan Andican’da dünyaya gelen Çolpan, unutulmaz şiirler yaratan bir şair oluşunun yanı sıra iyi bir gazeteci ve tercümandır.

Küçük yaşlarda medreselerde ve Rus okullarında eğitim gören şair, daha sonra Taşkent Üniversitesi’ni bitirmiştir. Genç yaşlarda Arapça, Farsça, Rusça ve İngilizce öğrenmiş; hem Türk hem İslam hem de Batı klasiklerini de yine genç yaşlarda okuma fırsatı bulmuştur. Türkistan’da Sovyet idaresi tesis olana dek Çarlık’ın işgal ettiği topraklarda otoritesinin zayıflamasından faydalanarak çağdaş Osmanlı edebiyatını da yakından takip etmiştir.

20 yaşından itibaren eserlerini yayımlamaya başlayan Türk milletinin kıymetli sembolü Çolpan, ilk yazılarını Sada-yı Türkistan, Sada-yı Fergana ve Türkistan gazeteleri için kaleme almıştır. Gaspıralı İsmail’in ortaya koyduğu Ceditçilik ile fikri dünyası şekillenen Çolpan’ın yazıları ve şiirleri bu doğrultuda sosyal ve siyasi meseleleri, milli sorunları konu edinmiştir.

Rus ırkçılığını maskelerinin altında taşıyan SSCB idarecilerinin işgal altında bulundurdukları topraklardaki Türklüğün mevcudiyetini önlerindeki en büyük sorun olarak görmeleri, Türk dünyasının nice münevveri gibi Çolpan’ı da etkilemiştir. Komünist idare tarafından şiirleri nedeniyle sekiz kere tutuklanan milli şair, 4 Ekim 1938 tarihinde “Ziyalılar Katliamı” diye de anılan olayda Abdulla Kadiri, Fıtrat, Pulat Saliyev, Gazi Alim Yunusov, Abdulla Taciyev, Akbar İslamov, Ankabay Hudaybahtov, Sancar Sıddık, Kurban Beregin, Azam Eyüb, Atacan Haşimov ile birlikte kurşuna dizilerek katledilmiştir.

Ardında Türk milletine sayısız şiir, makale ve Türk diline kazandırdığı tercümelerini bırakan Çolpan’ın milletine hitap eden tarihî çağrısı ise hala kulaklarda çınlamaktadır:

“Kozgal halkım yeter şunca cevrü cefalar
Al bayrağıngni kalbim oygansın,
Kulluk, esaret barçası yansın,
Kur yengi devlet, yavlar örtensin
Ösib Turkistan kaddın kötersin!”