M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 16-04-2020 19:08
Güncelleme : 28-08-2020 14:00

20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri

“korkudan ihtiyarlayabilir mi yirmi yaşında insan?” -Attila İlhan- Türkiye’de en genel haliyle iki tip insan olduğu kesin

“korkudan ihtiyarlayabilir mi yirmi yaşında insan?” -Attila İlhan-

Türkiye’de en genel haliyle iki tip insan olduğu kesin. Laik-dinci, köylü-kentli, yaşlı-genç gibi kategoriler bu iki tip insanı tarif edemiyor. Laikliği savunan kesim arasında en az dinciler arasında olduğu kadar hurafeler yaygın, aşı karşıtı delilerin itibar gördüğü bir havza burası. Kent tarifimiz sıkıntılı, saçma sapan bir yerel yönetimler kanunu benim dağ başımdaki köyümü bir gecede “mahalle” yaptı mesela. Bir yerleşim yerinin fiziki özellikleri onu kent yapar mı? Yahut nüfusu çok artmış bir köy, şehir olur mu; nüfusunu kaybetmiş bir şehir, köyleşir mi?

Aldığı eğitimin kalitesi sebebiyle çok daha makul, yenilikçi ve global düşünen yaşlılarımız var, ancak gençlerimiz oldukça sığ bir vizyona hapsedilmiş durumda. Demografik ya da siyasi özellikler bu “iki tip insan”ı kategorize ederken yetersiz kalıyor. Belki birbirine paralel gelişen iki tip “kültür”den bahsetmek daha doğru, bu kültürlerin haliyle farklı cinsiyetler, yaş grupları, siyasi görüşlerden mensupları var. Bu iki kültürün özelliklerini tespit etmek için demografiden fazlasına ihtiyacımız var, o yüzden E. T. Hall’un çok sevdiğim “düşük bağlamlı – yüksek bağlamlı kültür” tasnifini kullanmak yerinde olacaktır. Hall, özetle iletişim ve etkileşimde bağlamın belirleyiciliğine göre kültürleri ikiye ayırır, düşük bağlamlı ve yüksek bağlamlı kültürler. Düşük bağlamlılık genelde kuzey-batı yönünde artar, yüksek bağlamlılık da güney-doğu. Fransa, İngiltere’ye göre daha yüksek bağlamlıdır, Japonya Fransa’ya göre.

Bu kültürlerin özellikleri nelerdir? Düşük bağlamlı kültürlerde kelimelerin anlamı, mesajın asıl taşıyıcısıdır. İletişim daha doğrudandır. Yüksek bağlamlı kültürlerde mesajın asıl taşıyıcısı bağlamdır; kelimelerin anlamı kime, nasıl, hangi ortamda söylendiğine göre daha fazla değişir. Bu özellikler, kültürlerin organize oluş biçimlerinden zamanı kullanış biçimlerine birçok işlevini etkiler: Düşük bağlamlı kültürlerde, mesela, tartışmalar şahsileştirilmez, maksat hedefe ulaşmaktır. Yüksek bağlamlı kültürlerde tartışmalar şahsileşir; hakikate yahut hedefe ulaşmak önemli değildir. Düşük bağlamlı kültürlerde otorite katmanlara dağılır, yüksek bağlamlı kültürlerde (Hofstede’nin kuramlarıyla da harmanlarsak) güç aralığı çok açıktır, tepede güçlü bir otorite ve altında geniş bir eşitler katmanı bulunur. (Ayrıca şahsi kanaatime göre yüksek bağlamlı kültürler yolsuzluğa daha yatkındır.)

Düşük bağlamlılık-Yüksek Bağlamlılık hususunun anlaşılması için bir örnek verecek olursak, Hall, hukukun “düşük bağlamlı” olması gerektiğini söyler. Zira öteki türlü çok fazla tefsiri yapılabilecek, eğilip bükülebilecek ve bağlama göre anlamı değişecek bir metin ortaya çıkar. Bu bahiste, sosyal medyada gördüğüm, Sadi Irmak’a atfedilen bir hatıra dikkat çekici. Atatürk, Sadi Irmak’ı tahtaya kaldırıyor ve “Denizin suyu tuzludur” ifadesini kaç şekilde yazabileceğini soruyor. Irmak 5 şekilde yazabiliyor, aynı ifadeyi Fransızca farklı şekillerde yazması istendiğinde ancak 2 versiyon çıkarıyor. Atatürk bunun Türkçenin lehine mi, aleyhine mi olduğunu sorunca, Irmak “Lehinedir, bu söyleyiş zenginliğidir” diyor. Atatürk itiraz ediyor: “Milletlerarası antlaşmalar niçin Fransızca yazılır? (…) Fransızca öyle bir dildir ki kelimelerin cümle içerisindeki yeri sağlamdır. Bu sebeple Fransızca bir metin yıllar sonra da okunsa daima aynı anlama çıkar.”

Konuyu biraz dağıtalım: Hindistan’da ilginç bir durum vardır. Bir bütün olarak ülkeye bakılınca, düşük bağlamlı bir kültür görürüz, bu da şaşırtıcıdır. Zira kolektif bir doğu toplumunun yüksek bağlamlı olması beklenirdi. Ancak deşelediğimizde göreceğimiz manzara, neden böyle olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterir: Hindistan’da coğrafya çok geniştir, çok farklı kültürler ve daha önemlisi diller bir aradadır. Her bir grup, kendi içinde aşırı yüksek bağlamlı iken, ülke çapında ancak asgari bağlamlar paylaşılabildiğinden, genel manzara düşük bağlamlıdır. Bu bakımdan bir ülkede iki tür kültüre rastlayabilmek mümkündür ve bizim iki tip Türk’ü anlamaya çalışırken bu tasnifi kullanmamız belki işe yarayacaktır?

Aklıma gelen bu fikirle, Türkiye’deki nesiller arası çatışmayı yeni neslin daha düşük bağlamlı bir kültüre sahip olmasına bağlayabilir miyiz sorusunu da düşündüm. Ufak bir test yapmaya karar verdim, Pasifik Üniversitesinin bireylerin düşük ya da yüksek bağlamlı kültürlerden hangisinin özelliklerini daha çok gösterdiğini ölçen bir testini sosyal medyada paylaşarak, çözenlerin eğitim, yaş ve memleket bilgisiyle bana göndermesini rica ettim. Elbette bu bilimsel açıdan eksik ve kusurlu, iki cihetiyle: Birincisi örneklem sağlıklı değil. İkincisi, test sorunludur, zira bağlamın belirleyiciliğini ölçmek yerine, bağlamın belirleyici olduğu yahut olmadığı toplumlardaki çeşitli davranış şekillerinin olup olmadığını ölçüyor. Bu biraz “suyunun suyu”dur, mezkur davranışların ortaya çıkış sebebinin yüksek bağlamlılık olup olmadığından tam emin olamayız, keşke direkt olarak bağlamın belirleyiciliğini ölçen bir test olsaydı.

Fakat bilimsel isabetlilikte olmasa da bu test bize hala bir fikir verebilir, imkanlar müsait olduğunda daha isabetli bir şekilde sınayabiliriz. Gelen cevaplar üzerine düşündüğümde, ilk etapta yanıldığımı fark ettim. Gençlerimizin, özellikle hala eğitimine devam eden, ekonomik statüsü “öğrenci” olan arkadaşların testlerinde belirgin bir fark yoktu. Epey yüksek bağlamlı bir kültür olan Türk kültüründe beklendiği üzere yüksek bağlamlı kültüre has davranışları gösteriyorlardı. Elimizde veri yok, yalnızca şunu iddia etmek mümkün: Belki bütün Türkiye ortalaması baz alınınca birkaç puan daha düşük bağlamlı davranış özelliği gösterdikleri ortaya çıkar.

Ancak bu yanılgının arkasında başka bir keşif vardı. Hem tanıdığım, hem de bu test vesilesiyle yeni tanışıp incelediğim/konuştuğum bir kesimde, tuhaf bir şekilde düşük bağlamlılık baskın çıkıyordu. Bu kesimin özellikleri aşağı yukarı şöyle: Ortalama yüksek lisans seviyesinde eğitim ve görece yüksek gelir seviyesi… Bu ister istemez 30’lu yaşlara tekabül ediyor. Memleketin ise sonuca etki etmediğini gözlemledim; İzmir’in gettosunda yaşayan adamla Erzurum şehir merkezindeki aynı davranışları gösteriyor, Kayseri’nin köyündeki adam, yukarıda bahsettiğim altyapıyı haizse, orta-yüksek sınıftan bir Londralı ile daha büyük bir benzerlik içinde.

Bu ne anlama gelir? Her şeyden evvel aklıma gelen şu: Türkiye’de genç olabilmek için 30’lu yaşlarınıza gelmeniz gerekiyor. Gençliğin gerektirdiği dinamizm, iddialı pozisyon, özgürlükçü duruş ve çatışmadan kaçınmayan, bireyliğini ön plana çıkaran tavır, ancak 30’lu yaşlarda, toplumsal statü/unvan (eğitim/kariyer) ve tedirginliği gideren bir maddi gelir elde edildiğinde mümkün olabiliyor. Eğer gençlik yalnızca bir yaş kategorisi değilse, belli davranış özelliklerini de beraberinde getirmesi icap ediyorsa, Türkiye’nin kendine has sorunları nedeniyle bu ancak 30’lu yaşlarda ortaya çıkıyor. Sorun gençlerde değildir, yüksek bağlamlı, aşırı kolektif ve güç aralığının aşırı açık olduğu bir toplumda, ciddi bir güç ve mevzi elde etmeden birey olmayı imkansız kılan kültürümüzdedir.

Pekala düşük bağlamlı kültür “Türk”ünün davranış özellikleri neler? Her şeyden evvel çatışmadan kaçınmıyor. Çatışacağı (söz gelimi birini eleştireceği) zaman karşısındakinin “kim” olduğu bir anlam ifade etmiyor. Şahsı ya da karşısındaki şahıs meselenin odağı olmuyor, netice, hakikat yahut iş-eylem-fikir mesele ediliyor. Daha rekabetçi, daha birey ve bireyci. “Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek” adına uzun uzun, neredeyse törensel, hatta ritüalistik girizgahlara ihtiyaç duymuyor, yanlış anlaşılabileceğini anlamıyor bile. Bu yönüyle bu Türk epey yalnızdır zira kendisiyle aynı kültür özelliklerini paylaşmayan kalabalık yığın, onun bu davranışını ciddi bir tehdit olarak algılıyor. Bu doğrudanlığı, ritüellere aldırışsızlığı kibir, tepeden bakış yahut saldırgan bir davranış olarak kodluyor.

Tümevaran, gözlemleyerek büyük resme ulaşan, bireyliğinin farkında olup onu koruyan, sınırlarını çizen, sosyal anlamda zamanı ve mekanı kompartımanlara ayırabilen Türk… Eğitim düzeyi ve maddi konfor arttıkça, cemaat tipi dayanışmanın “hayatta tutan” ancak “birey olmayı engelleyen” çarkına duyulan ihtiyaç azalıyor ve bu Türk ortaya çıkıyor. Onca tarihi, hatta kronik sorunla boğuşan Türkiye’nin siyasi ve içtimai meseleleri, bu tip Türk’ün toplumda belirleyici olmasıyla daha kolay ve hızlı biçimde çözülecektir, burası muhakkak.

Ancak bu tip Türk’ün belirleyici olabilmesinin tek yolu siyaset, burada da devasa bir duvar var: Vatandaşın siyasetten beklentisi. Siyaset beşeri sermayesini “Düşük bağlamlı kültür Türk”lerinden teşkil etmelidir. Yaş asıl indikatör değil, ama yukarıda bahsettiğim gibi bu aşağı yukarı 30’lu yaşlardaki bir kesime tekabül ediyor. Ancak bu kesim hangi partide siyaset yaparsa yapsın, siyaset kurumundan mevcut beklentiler nedeniyle memleketine sağlayacağı faydayı asla sağlayamayacaktır. Söz gelimi, Türkiye’de siyaset kurumu bir sadaka ve lütuf merciidir, yüksek bağlamlı kolektif kültürün insanları bundan rahatsızlık duymaz, memnuniyet duyar. Bunun kısa ve uzun vadedeki zararlarını, mahzurlarını, üstelik ahlaksızlığını ancak düşük bağlamlı kültürün özelliklerine uygun davranış düşünenler tespit edebilir. Bu tespiti yaptığınızda da, gereğini yerine getirirseniz, oy alamazsınız.

Her şeye rağmen, cesaret ediş toplumun muvazenesini sarsacaktır. Bir tuhaf denge halindeyiz: Yüksek bağlamlı kültürün yarattığı siyaset mekanizmasından beslenen “ihtiyar”lar, 20 yaşında ihtiyarlamaya mecbur bırakılmış “genç”ler ve bu niceliğin karşısında cürmü kadar yer yakamayan ancak memleketin gelişmişlik endeksine göre en faydalı, en bilgili, en donanımlı, hepsinden daha önemlisi “gençlik özellikleri” gösterdiği için en “değiştirmeye muktedir” kesimi, orta yaşlılar… Tekrar edeyim, yaşları burada kolaylık olsun diye kullanıyorum, girişte bahsettiğim gibi asıl mesele, düşük bağlamlılık… Bütün yapmamız gereken, bu üçüncü grubun cesaret ede ede, sevgili bir ağabeyimin dediği gibi “put kıra kıra” varlık ve etkinlik alanını genişletmesi. Siyaset yapmak yeterli değil, siyasetten beklentinin değişebilmesi için, bu kesimin toplumu etkileyebilme araç ve imkanlarının (şöhret, makam ve maddi güç bakımından) artması gerekiyor.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin Sahipliği Kavgası: Hudutsuz Namussuzlar 05-09-2021 13:39 Bir Komplo Teorisi: LGBT Kampanyasının Ekonomisi 27-08-2021 11:58 Afgan Anayasası Nasıl İflas Etti? 16-08-2021 14:24 Taş Kesilmek: Bir Savruk Hasbıhal 09-08-2021 11:05 Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA