Giriş Tarihi : 05-12-2019 21:19

3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü imiş

3 Aralık Dünya Engelliler Günü imiş. Engelli bireylere ait böyle bir günün tahsisi en azından genel insan bilincinin “delilerin yakıldığı“, zihinsel engellilerin “Tanrının laneti“ olarak algılandığı asırları geride bıraktığımızın göstergesi. Neden farklı fiziksel ve zihinsel engellere sahip insanlar tarih boyunca değişik biçimlerde dışlandılar, aşağılandılar ve hatta yok edilmek istendiler? “Toplumsal hijyen” adına yok edildiler kimi yerlerde? Marsta araştırmalar yapıldığı günümüzde insanlık, evrensel kötücül mirasından getirdiği engellilere yönelik ayrımcı düşüncelerden ne kadar sıyrılabilmiştir? Zihniyet değişimi sanıldığından daha yavaş işleyen bir süreçtir. Yeni zannettiğimiz çoğu şey aslında eskinin şekil değiştirmiş halinden başkası değildir. GEÇMİŞ; yeni makyaj ve kıyafetlerle hiç çaktırmadan karşımıza çıkıp kendini “yeni” hem de “yepyeni “diye pazarlayabiliyor. Tüketip sıradanlaştırıyoruz ama fark etmiyoruz bile. Zihniyet kalıpları, inançlar, davranışlar, gelenekler adeta suyun halleri gibi birbirine dönüşerek varlıklarını devam ettiriyorlar. İnsanlar fiziksel ve zihinsel engelleri çoğu defa “Tanrının laneti olarak“ gördüler ağır cezalar, ölümler, kıyımlar yaşandı. Gün geldi yavaş yavaş “bunlar da insan“ demeye başladıklarında engellilik kavramına yüklenmiş ilahi ceza kavramı “bu sana Allah’ın bir imtihanına” dönüştü. Bu mantığa göre; yaratıcı bazı kullarını seçiyor ve onları özel  “Eyüp sabrı testinden” geçirmek için deniyor, sınıyordu. Bunu yaparken de evladını diğer insanlar gibi olmaktan alıkoyuyor, ebeveynin de sabrını ölçerek sınav sürecini geçip geçmeyeceğini görmek istiyordu. Yaradan ebeveynini imtihan etmek için evladına cezayı kesiyordu, bu “kafa-tevekkül”e göre. Böyle olunca da ”Allah’ın işine karışılmayacağından”, durumu değiştirecek; sınavın nesnesi olan engelli çocuğu yetkin bir birey olarak topluma kazandırma çabası, onu toplumsal özne yapma mücadelesi toplumsal şefkat ve sevgi taleplerini içeren söylemlerin ötesine geçince “günah” sayılıp cezalandırılmalı(y)dı(r). Bu cezalandırmayı kim yapacaktır? Kim olacak, elbette; her lafın başında kutsal ve yüce erdemlerden dem vuran “sağlıklı-sıhhatli” insanlarımız. Onlar ki; sağlıklı ve “normal“ oluşlarını genelde “Allah’tan bilmeden" yaşarlar hayatlarını. Engelliliğin “Allah’tan geldiğini” söyledikleri kadar olmasından geçtik zerresi miktarınca Allah’a şükrettikleri şüphelidir. Buraya kadar yazdıklarımızın okuru haklı olarak; “tek suçlu iki cümlelik dini ifade mi“ tepkisine sürükleyeceğini biliyorum. Elbette değil! Gelelim görünüşte küçük esasta büyük sorunlara: Okullarda özel eğitim çocuklarının yürürlükteki mevzuatın emrettiği/hak olarak tanıdığı kaynaştırma dersleri almasını engelleyen/zorlaştıran “veli tepkisi” kitle zorbalığının en ilkel görünümlerinden biri ve bu durum artık sistem tarafından kanıksanmış durumda. Çünkü o veliler siyasal tepki üretiyorlar ve mevcut rekabetçi sistemde “sınıflarda özel eğitim öğrencilerinin olmasının ortalama başarıyı düşürdüğünü” düşünüyorlar. Maalesef onlara; ”burası devlet okulu ve burada insani ve kamusal amaçlar hiç kimsenin özel yararına feda edilemez“ diyecek bir otorite(ler) yok. Okullar RAM raporları ile “kaynaştırma hakkı” tanınan çocukların normalde kayıtlı oldukları sınıflarına alın(a)mamasının dayatmaları ile dolu. Ve bütün bunlara itiraz edilince iğrenç bir ifade ile top Allah’a atılıveriyor: ”Sabır kardeşim. İmtihan. Her şey Allah’tan”... Eskiden bir mesel olarak anlatılırdı; Cumhuriyetin ilk yıllarında planlama için çağrılan yabancı uzmanların her önerisine yetkililerin "mevzuatımız müsait değildir" cevabı vermeleri üzerine adamlar Atatürk'e nihai raporu verirler: ”Efendim ülkeniz kalkınabilir ama mevzuatınız müsait değildir”. “OLİGARŞİK Bürokrasiyi” zemmetmek için. Şimdi de tam tersi; MEVZUATIMIZ MÜSAİTTİR FAKAT KURUMSAL İRADEMİZ MEVCUT DEĞİLDİR. Mevzuatımız müsait, uygulayacak bürokrasimiz yok. Özel Eğitim Yönetmeliğinin okullarda uygulanması birçok şeyi çözebilir ama nerede? Bir çok okulda OÇEM sınıfı öğrencileri teneffüse çıkarılmıyor, temel bir hak olan TENEFFÜS HAKKINDAN bu çocuklar uygulamada yararlandırılmıyorlar. Zil çalıyor dört öğrenci başlarında iki öğretmen sınıfta. Niye? Çocuklar gürültüden ürküyormuş. Yahu bari kaynaştırma sınıflarına almıyorsunuz, bahçeye çıkarın da hiç değilse kalabalığa alışmayı öğrensinler. Bu tavır otizmi pekiştirmekten başka neye yarar? Devlet desteği ile özel kurumlardan alınan derslerde sınıflarda sürekli kamera kaydı yapılıyor. Devlet okullarında OÇEM sınıflarında bu yok. Gerek veli ve gerekse idare bu sınıflarda eğitimin ruhuna uygun verilip verilmediğini denetleme imkânından uzaktır. Öğretmenlerin çok önemli bir kısmı; OÇEM sınıflarında Özel Eğitim Yönetmeliği eğitiminin bireyselleştirilmesini yani çocuğun seviyesine uygun programlamanın yapılmasını emrettiği halde MEB’in verdiği standart ders kitaplarını “papağana ezberletir gibi” işleyip geçiyorlar. İtiraz ettiğinizde “ben akademik boyuta bakarım” diyor. “Zaten bu çocuk akademik eğitime açık olsa burada olmaz seviyesine uygun planlama yapmalısınız” deyince kötü adam oluyorsunuz. ÖZEL EĞİTİM KURUMUNDA dönemsel değerlendirme toplantısı yapılacak öğretmeni çağırıyorsunuz hemen protokol savaşı başlıyor; ”onlar gelsin burası devlet”. Yönetmeliğe uygun görev yapması söz konusu olunca umursamadığı “Devlet”i, egosunu sergilemenin bahanesi olarak kullanmayı biliyor. Oysa yönetmelik koordinasyon içinde davranmayı emrediyor. İyi işler, iyi insanlar yok mu? Elbette var. Onları anmamak haksızlık olur. Fakat genel yaklaşımın popülizm kaynaklı olması nedeniyle gidişat kötü örneklerin artmasına ve iyilerin havlu atmasına yol açıyor. Ortaokul sonrası ÖZEL EĞİTİM MESLEK LİSELERİNİN varlığı çok önemli bir olaydır. Bu liselerimizin derslik ve diğer imkanlarının artırılması ve idealist öğretmen ve idarecilerin teşvik edilmeleri gerekiyor. Her konuda içimizdeki kötücül damardan kaynaklanan hezeyanlarımızı, tembelliğimizi, vurdum duymazlığımızı “Allah’tan, şeytandan, dış güçlerden“ gibi gerekçelendirmelerle sadece gırtlağımıza kadar sorunlara gömülmekle kalmaz, gün gelir bu sorunların açtığı çukurlarda boğuluruz. Özetle; mevzuatımız müsaittir, toplum olarak adamlığımız müsait değildir, devlet olarak kadrolarımızı müsaitleştirecek irademiz yoktur. Biraz dağınık bir yazı oldu ama zaten sorunun kendisi hayatı dağıtmaya yetiyor. Uygulamadaki basit görünen ısrarlı yanlışlara değinmek istedik. Ne ALLAH ne de şeytan suçludur. HİÇ DEĞİLSE ŞU ELDEKİ MEVZUATIN UYGULANMASINI SAĞLASIN MEB, yeterli. Twitter: @kurtbasfaruk
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA