Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 15-02-2021 09:53

Anayasa ve Laiklik İlkesi

Toplumlar anayasalarında laik oldukları yazdığı için laik olmaz, laik oldukları için anayasa yazarlar...

Anayasal düzenler skolastik çağın bitmesi ve aydınlanma devriminin rehberliğinde hümanist çağın başlaması sonrasında egemenliğin muhayyel ilahlar ve hanedanlardan insanlara geçişi ile kurulmuş hukuki sistemlerdir.

Eski düzende insanlar egemen değildi, egemen olan ilahlar ve ilahların seçtiği iddia edilen hanedanlardı, bu düzende insanların kural koyması, kanun yapması kabul edilemezdi. Kanunların ilahlar tarafından yapıldığı, kuralların ilahlar tarafından konulduğu iddia edilir, bu kanun ve kuralların kutsal kabul edilen bir kitapta toplandığı ve bu kitabın özel seçilmiş kişiler eli ile insanlara gönderildiğine inanılırdı. Doğal olarak bu kuralların insanlar tarafından bırak değiştirilmesini, eleştirilmesi bile söz konusu olamazdı.

İnsanlar binlerce yıl boyunca iktidarlarını “ben asil kandan geliyorum” ve “beni ilahlar seçti” yalanları üzerine bina eden hanedanların yönetimine boyun eğmek zorunda kalmıştır, dinler ise bu iktidar biçiminin hukuki altyapısı ve gerekçesini oluşturacak bu zorba ve adaletsiz düzeni yasallaştıracak şekilde biçimlenmiştir.

Aydınlanma çağı ile beraber bu yalan, talan düzeni yıkılıp, insanların egemen olduğu cumhuriyet düzenleri kurulunca,  insanların kanun yapma ve kural koyma hakkı çerçevesinde, bu yeni düzenin nasıl işleyeceğini belirleyen, toplumsal yaşamın temel ilke ve uzlaşılarını ortaya koyan anayasalar da insanlar tarafından yazılmaya başlanmıştır.

Anayasalar bir taraftan yasalara temel teşkil eden ilkeleri ve sistemin nasıl işleyeceğini belirlerken diğer taraftan da devlet millet ilişkisini tarif eder.

Anayasalar ve anayasa yapma süreci bu yüzden doğası gereği zaten laik bir süreçtir, laiklik ilkesinin kabul görmediği toplumlarda anayasa yapılmaz, yapmak ya da yapmaya kalkmak tam anlamı ile anlamsız olur. Çünkü bu tip toplumlarda insanların kanun yapma, kural koyma yetkisi yoktur, kanun ve kuralların kutsal kitaplarda yazdığı ve bu kitapların bir ilah tarafından gönderildiğine inanılır. Yasalar kutsal olduğu iddia edilen bu metinlere göre yapılır.

Aynı şekilde bir anayasaya devletin dini şudur budur yazmakta son derecede anlamsızdır. Öncelikle dini kuralların geçerli olduğu bir toplumda anayasa yazmaya soyunmak zaten kendi içinde son derecede çelişik bir durumdur. Diğer taraftan da inanan inanmayan, o dine inanan bu dine inanan farklı vatandaşlardan oluşan bir toplumda herkese ait olması ve hizmet etmesi gereken devleti dini bir çerçevede tanımlamak adalete uymaz.

Cumhuriyet’in kuruluşuna giden yolda 1921 ve Cumhuriyet ilanı sonrasında yazılan 1924 anayasalarında yazan “devletin dini İslamdır” ibaresi  bu yüzden son derecede anlamsız ve çelişkili bir ifade olarak kalmış, neticede 1928 yılında anayasadan çıkarılmıştır.

Bu günlerde yeni anayasa tartışmaları gündeme gelmiş bulunuyor ve bazıları bu anayasaya 1921 ve 1924 anayasalarında bulunan “devletin dini İslamdır” ibaresini eklemeyi, bazıları ise laiklik ilkesini anayasadan çıkarmayı hayal ediyor.

Böyle bir şeye güçleri yeter mi elbette bilmiyorum lakin bunu başarırlarsa Türk milletinin binlerce yıl savaşarak elde etmiş olduğu egemenlik hakkının ortadan kalkacağını iyi biliyorum.

İster İslam olsun isterse de Hristiyan herhangi bir dinin hukuku, insani ya da milli egemenliğe hiçbir şekilde izin vermez!

Özellikle İslam şeriatının eşitlik, insan hak ve özgürlükleri temelinde yazılmış anayasamızın yerini alması durumunda Türk insanının kazanılmış hak ve özgürlüklerini çok büyük ölçüde kaybedeceği de kesindir.

Şeriat ile yönetilen ya da yönetilmeye çalışılan ülkelerin perişan durumu bir tesadüf değildir, çağın gereklerine uymayan, çağın getirdiği hak ve özgürlükleri eşitlikçi bir yapıda koruyamayan arkaik hukuk sistemleri egemen oldukları toplumları daima felakete sürüklemiştir.

Diğer yandan dini inançlar üzerinden bir toplumsal uzlaşı sağlamak da hiçbir şekilde mümkün değildir, “devletin dini İslamdır” ibaresi anayasaya yazılsa anında “hangi İslam” sorusunu gündeme getirecektir. Somut verilere dayanmayan dini inançlar her daim atomize olmuş parçalı yapıları ile daima kavga çıkarmıştır. Bu yüzden de dini sistemlerin egemen olduğu zamanlarda kanlı mezhep ve din kavgalarının önü hiçbir şekilde alınamamıştır.

Ben iktidarın ve makul mütedeyyin kesimin bu anayasa tartışmalarında laiklik topuna gireceğine hiç ihtimal vermiyorum fakat eğer girerlerse din çok ağır bir tartışmanın içine çekilir, emin olun onarılamayacak kadar büyük bir yara alır ve güç kaybına uğrar.

Dünyada gelişmenin yönü insanların egemenliğinde, laik düzenlerin kurumsallaşması yönündedir, bu akışın tersine gayret sarf etmek sadece enerji ve zaman yitirmeye yol açar, başarılı olma olasılığı da yoktur.

Emin olun ki çok yakın bir gelecekte tüm dinler folklorik bir nitelik kazanacak, insanların sosyo psikolojik ihtiyaçlarını karşılayan doğum, ölüm ve evlilik gibi özel anlarda folklorik, törensel ayinlerde kullanılmak dışında bir anlam taşımayacaklardır.


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Semih 3 ay önce
"İster İslam olsun isterse de Hristiyan herhangi bir dinin hukuku, insani ya da milli egemenliğe hiçbir şekilde izin vermez!"

Bu ülke ne çektiyse bilmediği konularda bu kadar kesin hüküm verenler yüzünden çekti.
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -2- 05-04-2021 10:13 Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -1- 19-03-2021 09:52 Dokunulmazlıklar Sorunu 03-03-2021 09:24 Anayasa ve Laiklik İlkesi 15-02-2021 09:53 Dil Meselesi 07-02-2021 08:55 Ankara'nın Ruhu 31-01-2021 10:58 Laiklik Nedir Ne Değildir 23-01-2021 11:41 Özgürlük 15-01-2021 15:11 Karanlık Fabrikalar Geliyor 08-01-2021 10:21 Türkçe Ezan Meselesi 25-12-2020 10:43 Seçme Saçmalar 19-12-2020 14:04 Şeriat Bizim Hukukumuz mudur? 11-12-2020 13:47 Osmanlıcılık Oynayarak Türk Milliyetçisi Olunamaz 04-12-2020 14:55 Ahlak Meselesi 27-11-2020 10:47 Sözde Değil Özde Demokrasi 23-11-2020 10:44 Kapitülasyonlar Meselesi 13-11-2020 10:22 Her Deprem Bir Sınavdır 06-11-2020 09:51 Cumhuriyet 29-10-2020 16:15 Eğitim Reformu Nasıl Olmalı 23-10-2020 10:32 Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Roma, Veba ve Göçebeler 26-03-2020 20:05 Kamusal Sağlık ve Kamu Sağlığı 19-03-2020 20:58 Göçebe Köklerimiz 13-03-2020 20:00 Milliyetçilik ve Hilafet Meselesi 06-03-2020 20:02 Türk Kimdir, Türk Tarihi Tezi Nedir 27-02-2020 20:02 Türk-İslam Sentezi Mümkün mü 20-02-2020 20:02 Yeni Toplum Yeni İktidar 14-02-2020 10:18 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA