Giriş Tarihi : 22-12-2019 20:26

Ankara Efeleri

Türk kültürünün düğünlerini, eğlencelerini seyrederken “ Yurtta sulh, cihanda sulh“ sözünün manasını daha iyi kavrarsınız

Türk kültürünün düğünlerini, eğlencelerini seyrederken “ Yurtta sulh, cihanda sulh“ sözünün manasını daha iyi kavrarsınız. Cengâver bir milletin barış zamanı savaşa hazırlanma tekniği ile savaş zamanı barışı korumak için ne kadar çaba harcadığını görürsünüz. Estetik edilmiş bir hayat, kişiyi merhametli ve vicdanlı yapar sözüne hak verirsiniz. Kaba ve hoyrat bir yaşam gözden çarçabuk çıkartılır, karşı tarafla sağlıklı bir empati kuramaz. Dolayısı ile savaş daha acımasız daha kanlı olur. Türk halk oyunlarında estetik ve sertlik bir aradadır. Her oyun veya dans kendi kültürünün acısını, sevincini, yansıtır. İnsanları sadece danslarını izleyerek duygularını, düşüncelerini dans hareketlerinden çok rahat anlayabilirsiniz. Hatta bu dans ve müzik bazen o kadar önemli olur ki, ülkenin adının önüne bile geçer. Yunan’da Sirtaki, İspanya’da, Flamenko, Arjantin Tango, Avusturya Vals ne kadar adından söz ettirirse Türklerin de horonu  zeybeği, halayı o denli kendinden söz ettirir. Dikkatli izlendiğinde bütün dans ve oyunlarının bir anlamı olduğu gözlenir. Mesela Flamenko da acı, hüzün ve cesaret ön plana çıkar. Ayak vuruşlarından bunu hissedersiniz. O dansla birlikte o milletin acısını anlarsınız. Sirtaki de gurur vardır, sertlik ve hırs. Ayak vuruşları ve bakışlarına yükler kararlılığını. Vals, sanatsal ağırlıklı gibi görünse de aslında bir o kadar gizli acıların figürleriyle doludur. Tangoda hırs, vazgeçilmezlik ve tutkuyu hissedersiniz. Bizim oyunlarımıza gelince; çok daha farklı şeyler hissettirir. Bir Kafkas oyununu görünce kartal olduğunuzu hissedersiniz, onu oynayan avının üzerine atlayacak kadar gerilmiştir. Azametli, güçlü, hünerli, kıvrak olunduğunu hissettirir. Her yörenin kendine has özellikleri vardır. Kimi zaman hırçındır, kimi zaman da durgun seyreder oyun figürleri. Neredeyse hepsinde bir mana yüklüdür, ayak vuruşları, el hareketleri, bir hikâye anlatırlar. Savaş alanında gösterdikleri kahramanlıkları, savaş gerisinde ve özellikle barış zamanı nasıl talim ettiklerini ve dinamik tuttuklarını gösterir. Erkekleri her an savaşa hazır hissi verir. Üç kıtaya hükmeden bir medeniyetin elbette sıradan davranışları olarak algılanmamalı bu davranışlar. Tesadüf olarak geliştiğini söylemek haksızlık olur. Milletini koruma, ülke bütünlüğü için yapılan savaşlarda hünerlerini bir nevi bu oyunlarda sergilerler, talim ederler. Barış zamanı erkeklerin her an talim ettiklerini sanırsınız. Oysa Türkler her alanı bunun için kullanmasını bilmiştir.  Her fırsatta kendilerini geliştirmek, her an savaşa hazır halde ruh dünyalarını diri tutmak adına müzikle bütünleştirdikleri oyunlarını sergilemişlerdir. Bu oyunlara en iyi örnek Ankara Seymenlerinin oynadığı oyunlardır. Mertlik, cesaret, kıvraklık huzur ve güven aşılayan oyunlarıyla seyredenleri mest etmeyi başarırlar. Her bir oyunun kendi içinde hikâyesi nesilden nesile değerlerini aktarılmaktadır. Verdikleri mesajda hikâyeler de böylece ölümsüzleşmektedir. Ankara Seymenlerinin oynadığı oyunlar fert gibi görünse de, kendi içinde bir bütünlük teşkil etmektedir. Fert ve topluluk aklının birleşmesini vurgulamaktadır. Ankara Seymenlerinin oynadığı oyunların ortak özelliği kahramanlığa vurgu yapılan, el kol ayak hareketleridir. Yürüyüşleri sıradan olmayıp hem tevazuyu hem vakurlu olmayı simgelemektedir. Kolların önde ve arkadaki duruş hareketi; gizemi ve dik duruş, kararlılığa vurgu yapmaktadır. Kolların birden bire zarif ama sert hareketlerle ortaya çıkması, koçların dövüşmek için boynuzlarını rakibine göstermesi gibi aynı anda ayak hareketinin yere sertçe vurması da kararlığını göstermek içindir. Bu simgesel bir harekettir. Oyun sonunda genellikle yay germe gibi kolları yana eğik açılması, her an yay germe, silah atmak için hazır olduğunu, bunun çalışmasını olduğunu simgelemektedir. Bir oyun vardır ki, Seymenler oynarlarken coşarlar, seyredenlerde kendilerini güvende hissederler. Şiiri bile başlı başına mesaj doludur; Alı verin martinimi atayım Fırsat verin malı mülkü satayım Düşmanları birbirine katayım Koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz Biz ahbap uğruna ölenlerdeniz Zeybek misin zeybek donu giyecek Cahil misin el sözüne uyacak Katil misin datlı cana kıyacak Koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz Biz bayrak uğruna ölenlerdeniz Silindi mi maşrapamın kalayı Dizildi mi Seymenlerin alayı Düşmanları öldürmenin kolayı Koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz Biz vatan uğruna ölenlerdeniz. Bu oyunda halka şeklinde ve sakin bir yürüyüşle başlar. Bunun simgesi; barış zamanın sükunetini gösterir. Daha sonra her Seymen hem kendi etrafında döner hem topluluk olarak dönerek yere diz vurma figürleri ve naralar atarak ayakları yere sertçe vurarak kararlılıklarını, düşmana korku salmayı, dostlarına güven vermeyi amaçlamaktadır. Fidayda oyununda, figürler tamamen savaş talimine yöneliktir. Kıvrak ve yay germe figürleri görülmektedir. Ayaklar yere sertçe vurulur. Sarı Yıldız oyunu ise, başlı başına bir simgeler bütünüdür. Ayak hünerleriyle savaşta ve barışta ne kadar deneyimli, akıl almaz kendilerine has oyunlarının olduğunu, şaşırtıcı ve kimsenin cesaret edemeyeceği, taklit edemeyeceği hünerlerinin olduğunu vurgulamaktadır. Savaş hünerlerini taktikleri vurgulanır. Atım Araptır benim; oyunu hem kendi içinde, hem toplu olarak dönerek oynanan bir oyundur ki, bu oyun da Türkmen geleneğinde var olan semah dönmeyi açıkça görmek mümkündür. Dünya etrafında dönen ay, yıldız ve evreni simgeler. Dolayısı ile kültürlerin ne kadar iç içe olduğunu, kopmaz bir bütünlük içinde olduğuna da şahit olursunuz. Semah dönme geleneğini yaşatmak, kutsal bir ayine dönüşüp mana âleminden de kopmadıklarını göstermektedirler. Burada şarap kelimesinin gerçek şarapla alakasının olmadığı muhabbet ve üzüm taşıdığının simgesi olarak görülmektedir. Asker ağıtlarının, ölüm ağıtlarının, sevdiğini kaybedenlerinin ağıtlarının ortak buluştuğu bir müzik ve oyun kültürünü Seymenler yaşatmaktadırlar. “Bir gemim var adalara yaslanır” bu türküde ağır bir dram yatmaktadır, bunu bile öyle ses rengine dönüştürüp sunarlar ki, dinleyiciler hem dramı hisseder, hem çareler üretirler. Tılsımlı bir bütünlük oluştururlar. “Çıkabilsem  şu hapisten saraya  Davacılar dizilmişler  sıraya  Kimsem yoktur  gelsin girsin araya.” Hasılı halk oyunları, halk kültürü ve insan yaşamı iç içe girmiş birbirlerini beslemektedirler. Aralarından birini çekerseniz yarım kalır. Bir kültürü ve medeniyeti anlamak için danslarına bakmak kafidir. Geçmiş ve geleceğe olan güvenlerini orada apaçık görmek mümkündür. Türk kültürünün ebedi yaşaması için kültür aktarımını gençlere öğreterek başarmak mümkündür. Yenilenerek geliştirilmesi, geleceğe yansıtılması en büyük dileğimizdir.
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA