M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 10-10-2021 13:51

Aydınlanma'nın Fosseptiği

İnsanoğlu bir dönüşüm geçiriyor: zihnini, cemiyetini ve hatta biyolojisini etkileyen bir paradigma değişimi. En son benzer bir dönüşüm geçirdiğinde Aydınlanma’yı yaratmış ve Aydınlanma’nın yarattığı kurumlarla Homo Sapiens’in tarihinde görülmemiş bir sıçrama gerçekleştirmeyi başarmıştı. Şu halde, bu yeni dönüşümün bizi yeni ufuklara taşıyacağını ummak tarihin tekerrür edeceğine, yahut Öksüz’ün alıntılamayı sevdiği haliyle tarihin kafiyeli olduğuna inananlar için gayet makuldür. Ben maalesef böyle düşünmüyorum: Aydınlanma’yı bu kadar olumlu hatırlıyor olmamız bir tür algıda seçiciliktir, insanoğlunun tarihi, virüs gibi yayılan hastalıklı düşüncelerin bizzat insana faydası olacak sosyal uzantıları, icatları, kurumları, keşifleri engellemesi tarihidir. Aydınlanma’yı biricik kılan “sıradan insan”a dokunmayı başarıp, belki o sabık virüslerin yöntemleriyle yayılmayı başarıp mevcut piramidi topyekun alaşağı etmeyi başarabilmesidir, yani toplumsallaşmasıdır - ve tozlu raflarda bir entelektüel kıvılcım olarak kalan değil, devleti, dini ve cemiyeti dönüştüren müthiş bir fenomendir.

Dünün Aydınlanma’sının yarattığı yeni insanın prototipleri ne yapıyorlardı, bugünün paradigma değişiminin öncüleri ne yapıyorlar? Dün üniversite öğrencileri fakirlikten kırılan mahallelerde barikat kurup hayatlarını feda ediyorlar, bilim adamları kalabalığı arkasına almış egemenlere direnerek bedel ödüyorlar, şairler milletlerinin varlık savaşına katılıp mezarlarının bile olmayacağını bilerek “ülkü” uğruna kalemi ve kağıdı bırakabiliyorlardı. Bugün epey para harcanmış etkinliklerde küçük -ve muhtemelen epey ciddi psikolojik sorunları olan- bir kız çocuğunun saçmalamasını dinleyerek kendinden geçen, ayin yapan bir güruhumuz var. Petöfi nerede, Thunberg nerede?

Elbette dün öyleydi diye, bugünün mücadelesinin acı, gözyaşı ve fedakarlıkla dolu olmasını mücadele etmenin gereği saymak abestir. Fakat yeni dönüşümün ikonları birer mücadele ikonu değiller, yalnızca gösteri ikonu olmayı başarıyorlar. Aydınlanmanın kazanımlarını bir bir yok ederek inşa edilen postmodern manyaklığın temellerinden Eleştirel Teori dahi, bu yeni ikonları görse onları kültür endüstrisinin bir diğer aracı olarak tespit eder ve yerden yere vururdu: Marx’ın görüşlerinin karşındayım, fakat Marx ve özellikle Engels’in arzusu insanları yok eden ruhsuz bir makine yaratmak değildi. Görüşleri postmodern çılgınlığı besleyen Adorno ve Horkheimer da neye sebebiyet vermiş olurlarsa olsunlar, aslında Aydınlanma’nın terekesini tamir etmek isteyen, onun gerçek ve tam potansiyeline erişmesine engel olan sebepleri arayan insanlardı. Fakat nasıl Mill’in ifade özgürlüğü, Locke’un hürriyetçiliği en saçma fikrin hiçbir ön eleme olmaksızın derin bir kültürden süzülerek gelen argümanlarla bir tutulmasına dönüştüyse, Aydınlanma’yla verilen kavga da Thunberg’i, Musk’ı, Zenci Thor’u, “ırkçıdır!” diyerek kampüsten kaldırılan taşı yarattı.

Burada Fukuyama’nın Tarihin Sonu kitabına beş sene sonra yaptığı zeyl ve şerhten kısa bir alıntı uygun düşüyor:

Modernleşme olarak anlaşılan evrensel bir tarih anlatısı postmodernist bir perspektiften saldırıya uğrayabilir ve uğruyor da. Neden ekonomik kalkınma hikayesine “ayrıcalık” atfedelim, ya da bu anlatıyı Tarih’le eş tutalım? Bu Euro-, fallo- ya da bilmemne-merkezli bir anlatı değil midir? Neden başka bir öykü anlatmayalım, mesela, modernleşmenin yok ettiği yerli halkları, ya da kadınların öyküsünü, ya da aile hayatının, her biri farklı bir yol izleyebilecek olan bu olguların öyküsünü? Bilimsel yöntemin icadından önceki bütün o yılların hikayesi ne olacak peki, onlar tarihin parçası sayılmayı hak etmiyorlar mı? Evrensel Tarih’in anlatıcısı kim ve öyküsünü böyle anlatmayı tercih etmesinde ne rol oynuyor?

Modernleşme Teorisi 1970’lerde bu tür saldırılar altında çöktü, ama çökmemeliydi. Pre-modern bir toplumdan sanayileşmiş bir topluma dönüşüm bütün diğer “öykü”leri temelden etkiler ve bütün toplumlar üzerinde bir şekilde tesir sahibidir, bu toplumlar ister başarıyla modernleşmiş olsunlar, ister olmasınlar. Tarihin bütüncül ve tutarlı bir yönünün olmadığını iddia eden postmodernist profesör Paris, New Haven yahut Irvine’deki konforlu çevresinden uzaklaşıp Somali’ye taşınmayı muhtemelen asla düşünmez, yahut çocuklarını Burundi’deki hijyen koşullarında büyütmeyi, yahut postmodernist felsefe derslerini Tahran’da vermeyi.

Evet, bu postmodern manyaklık basitçe insanın sıkılmasından, rahatın batmasından kaynaklanıyor ve sebebi modernizm: Ancak sanayileşmiş bir toplumda, önceki dönemden kalma çelişkileri muhtemelen kelleler havada uçuşarak, gri zeminlerde birçok mücadele verilerek çözülmüş ve istikrarı sağlamış bir toplumda “peki ya modernizmin etkilediği yerliler?” sorusu sorulabiliyor. Üstelik bu yerlilerin değerleri kültürel çoğulculuk bağlamında yüceltilebiliyor: Modern bir toplumda canlı yayında iki kişi alakasız bir meseleden ötürü gerginlik yaşasalar ve taraflardan biri kadın, biri erkekse mesele bir anda feminist mücadeleye bağlanabiliyor da, aynı postmodern çılgınlığın meşalesini taşıyanlar pre-modern ve dolayısıyla edilgen kalmış bir toplumdaki akıl almaz gelenekleri kültürel çoğulculuk bağlamında aklayabiliyor. “Tanrılar saçını kesmeyeceksin ve sarık saracaksın diyorlar!” buyurganlığına “neden?” diye sehl-i mümteni sorarak insanlığa hakiki bir çığır açan Batı’da, bu aptalca geleneği devam ettiren Sikh erkeklerinin hükumette, televizyonda, sinemada bir şekilde görünmesi çoğulculuğun dini bir farzına dönüştü. Buna aptalca demek büyük bir ayıp, günah ve çoğu zaman yasayla suç sayılıyor: Tuhaf bir saygı dini Batı’dan yayılarak bütün dünyayı ele geçiriyor, üstelik bu saygı kazanılan değil, peşinen var olması gerektiği buyurulan bir saygı. Üstelik bütün ölçeklerde ve ölçümlerde en tepede olan Batı’nın, yukarıda zikredildiği gibi, orada olmasının nedeni saygısızlığıdır: Bir inanış, kanaat yahut gelenek sırf eski diye saygıyı hak etmez. Sorgulanır, incelenir, önce “gerçek” olup olmadığı, sonra “doğru” olup olmadığı irdelenir. Tıraşsız kafaya sarık sarmak, aç kalmak, sırtına zincirle vurmak yahut dümbelek çalıp dans ederek tanrılarla konuştuğunu iddia etmek, bütün tabulara karşı hem zihin, hem bilek mücadelesi vermiş ve çoğunda başarılı olmuş Aydınlanma’nın çocuklarının gözünde saygıyı hak eden şeyler.

Kadını, eşcinseli, zenciyi müsamere oynatır gibi oraya buraya sokuşturan zihniyet, “eleyiciliği” kaybediyor ki bir popülasyonun evrimsel açıdan başına gelebilecek en büyük felaket budur. Hayır, bu basit bir sosyal darwinizm değil, iptidai hayvanları insanoğlunun sosyal uzantılarını ve hakikatini anlamadan modelleyip insanı bu şablonlara oturtmaya çalışan zihniyet saçmadır; ancak insanoğlunun evrimsel başarısı yalnız biyolojik eleyiciliğinde değil, mental eleyiciliğindedir: İyi balta yapamayan evlenemez, iyi avlanamayan aç kalır. İyi hitap edemeyen oy alamaz, inandırıcı oynayamayanın filmi gişede hüsrana uğrar, kötü çizenin tablosu alıcı bulmaz. Bütün bunları ortadan kaldıran; sanatta, siyasette, beşeri hayatın bütün alanlarında eleyici olmayı kötü, farklılığı temsilden başka hiçbir kriter olmadan bütün içerikleri bulamaca dönüştürmeyi iyi sayan bir zihniyet var.

Yıllar önce küçücük bir çocukken annemin elinden tutarak gittiğim bir okul müsameresinde, benden birkaç yaş büyük öğrencilerin Katibim temalı bir temsilini izlediğimi hatırlıyorum. Çocuklardan biri zihinsel engelliydi ve tek yaptığı elindeki bastonu çevirerek sahnede gezinmekti – oyunun kalanının akışıyla hiçbir alakası yoktu. Anneme dönüp “anne bu çocuğu da ayıp olmasın diye böyle eklemişler” nevinden bir laf etmiştim ve annem kızmıştı – meğer çocuğun annesi de yanımda oturuyormuş. Fakat sussam da fikrimi değiştirmemiştim: O çocuğa saygısızlık yapıyorlardı. Sessiz bir rol verebilirlerdi, zihin kapasitesinin yeteceği ve işlevi olan bir rol, hayır, öğretmenleri o çocuğu bir şekilde dahil etmek istemişler ve bunun için en kolayı seçip, alakasız bir şekilde baston çevirerek sahnede gezmesini yeterli bulmuşlardı. Bu, paralimpik müsabakalarda katılan herkese ödül vermek gibidir: İnsanoğlunun başarısı kolu olmasa da yüzebilmesindedir halbuki, bunu ne kadar iyi yapıyorsa o kadar ödüllendirilmelidir: Derisi ince olduğu halde betondan barınaklar yapıp en ağır kışları geçirebilmesi gibi.

Üstelik bu eleksizlik kötüyü, bayağıyı, yanlışı ödüllendirme anlamına da geliyor. Nobel almanız için, mesela, iyi yazar olmanıza gerek yok; dezavantajlı kabul edilen bir cinsiyete, etnisiteye, coğrafyaya yahut benzer bir kimliğe mensup olmanız ve pazarlama bilmeniz yeterlidir. İyi bir oyuncu olmak için uzun yıllar diksiyon, duyu belleği, beden dili vs. eğitimi almanıza gerek yok, kendinize yeni bir cinsiyet uydurun ve bu cinsiyetin temsili için zorunlu kotanız sizi hiç değilse ortalama bir görünürlüğe ulaştırsın. Benzer metabolizmaya sahip hemcinsleriniz arasında en iyi olmayı hedefleyen bir sporcu olmak çağdışı bir hedef, çok eski kafalı: Cinsiyetinizi değiştirin ve kas kütlenizin çok daha azına sahip kadınlar arasında birinci gelin ve en iyi kadın sporcu ödülü alın. Bütün bu örnekler çoğaltılabilir, fakat temelde kötüyü ödüllendirmektir: Böyle yaparak zencilere, kadınlara, eşcinsellere, marjinallere iyilik etmiyoruz. Sesi güzel olan bir şarkıcının eşcinsel olduğu için dezavantaj yaşamasını önlemek için mücadele etmiyoruz, bununla uğraşmıyoruz, çocukluk hikayemdeki öğretmenler gibi en kolayını yapıyor, iki salak eşcinseli sahnede dolandırarak “gereğini” yerine getiriyoruz.

Evet, Aydınlanma’ya benzer biçimde insana dair her şeyde gözlemlediğimiz yeni paradigma değişiminin manzarası böyledir, sonuçları da hiç iyi olacak gibi görünmüyor. Üstelik, yukarıda bahsettiğim gibi, mümkün olmasının yegane nedeni de Aydınlanma’dır, onun varisleridir, inşa edilen yeni dünyadır. Bu dünyanın lüzumundan fazla güçlenen şov sahnesi, süre giden aydınlanmamızın eksiklerini ikmal için gerekli ve temel olan eleştiriyi imkansızlaştırarak şova dönüştürdü: Bu yönüyle bir tür evrimsel geri besleme döngüsü olan eleştiriyi yok etti. Bu, insanoğlunun büyük işler başarabilmesini mümkün kılan finans sisteminin türev işlemlerle, yatırıma, üretime dönüşmeyen ve bir grup finans teknokratının ve sermayedarının kendi arasında birbirine para kazandırdığı bir manyaklığa dönüşmesine benziyor. Aydınlanma’nın Fosseptiği’ne düştük, dünya yeni bir rasyonel devrim bekliyor ve mücadeleyi verecek olanlar eleştiride rasyonalite ve tutarlılık aramaya devam etmekte ısrar edenler olacaktır.


M. Bahadırhan Dinçaslan


Sevgili okur,

TamgaTürk desteğine ihtiyaç duyuyor. Patreon hesabımızdan bize bağışta bulunabilir, twitter ve facebook hesaplarımızı takipçilerinle paylaşabilirsin. TamgaTürk TV'deki yayınlarımızın devam etmesi için desteğini bekliyoruz.

Nerede bir Türk varsa ona bakmaya, onun gözünden bakmaya devam edeceğiz!

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Develi Video - AKP'nin En Kötü Taklidi 25-10-2021 11:45 TamgaTürk'ün Kısa Öyküsü 20-10-2021 11:25 Aydınlanma'nın Fosseptiği 10-10-2021 13:51 Alp Er Tunga'nın Mezarını Bulmak ya da Bulamamak 05-10-2021 12:12 Senin Fikrinin Ne Önemi Var Vasat Herif yahut Ajdar Problemi 30-09-2021 12:33 Post-AKP Dönemine Milliyetçiliği Hazırlamak - II 29-09-2021 11:25 Post-AKP Dönemine Milliyetçiliği Hazırlamak 26-09-2021 11:23 Türk Milliyetçiliğinin Sahipliği Kavgası: Hudutsuz Namussuzlar 05-09-2021 13:39 Bir Komplo Teorisi: LGBT Kampanyasının Ekonomisi 27-08-2021 11:58 Afgan Anayasası Nasıl İflas Etti? 16-08-2021 14:24 Taş Kesilmek: Bir Savruk Hasbıhal 09-08-2021 11:05 Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA