M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 20-04-2020 20:23
Güncelleme : 28-08-2020 13:53

Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku…

"Be-merdî ki mülk-i serâser zemin Neyerzed-ki hûnî çeked ber zemin

"Be-merdî ki mülk-i serâser zemin Neyerzed-ki hûnî çeked ber zemin."

Vaktiyle bir gadre uğramıştım. İngilizce bildiğim için ajan olmakla suçlandım… Bu bana anlatıldığında, tek bir şeye bozulmuştum: Ülkücü bir ailenin mütevazı çocuğunun İngilizce bilmesi normal gelmiyordu. Bunu ülkücüye yakıştırmıyorlardı ve kendileri de ülkücüydü. Bizim İskender Öksüz’ün “Özüne Oryantalizm” tabiri gibi bir özüne hor bakıştı bu. Canım buna yandı, dünyanın en basit, en sıradan özelliği dahi “bizimki”nin kafasında böyle manyakça komplo teorileri tetikleyebiliyordu. Bizimkine düşman olup ona kafasız demek kolay, düşman olmuyorum ama, sabrım taşınca ben de “kafasız” diyorum yalan yok.

Ama derdim, “bizimki”nin böyle kafasız olmaması. “Neden böyle” ve “ne etsek de böyle olmasa” bütün meselem. Yaptığımız basitçe bu, biz keşif yapmıyoruz pek, icat da. Fakat en küçük ve önemsiz ölçekten en büyüğüne bir düşünce tarzı inşa etmeye çalışıyoruz. Biz kimiz? Biz, çoğumuz kendimize “seküler milliyetçi” diyoruz farkımızın altını çizmek için, ama hepimiz bu tabiri kullanıyor değiliz. Hatta bazımız bunu yanlış buluyor. Ancak Ercilasun’un “kaynama” dediği olgunun ilk emarelerini gösteren bir kuşağız ve memnun değiliz. Çünkü verili gelen düşünce yapısı hastalıklı. Çok sevdiğimiz Atsız’ı dahi eleştiriyoruz.

Mesela, hep verdiğim örnektir. Atsız’ın savunması, savunma özelliğinin yanında, okuduğum en sıkı edebi metinlerin başında gelir. Yakın dostlarım bilir, bir pasajı ezberimdedir ve sık sık alıntılarım… O savunmada, “hele psikanalizin ortaya koyduğu hakikatlerden sonra…” diye bir ifade var. Bu ifade ve sonrasında gelen görüşe katılıp katılmamak bir mesele, ama “cuk” oturuyor derler ya, öyle güzel oturuyor Atsız’ın savunmasına. Fakat aynı Atsız, bir şiir yazıp, “Freud denen Yahudi’ye gider verir can” diye bir ifade kullanıyor. İşte bu basit örnekteki düşünce sistematiği sorunudur bizim canımızı sıkan. Dün haşin mücadeleler verilirken belki o kadar önemli değildi ama, bizim içine doğduğumuz ve geliştiğimiz dünyanın detaycılığı içinde çok daha önemli hale geliyor. Psikanalizin ortaya koyduğu savlardan faydalanarak, bu satırların yazarının gördüğü üzere yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada “savunma edebiyatı” diye bir tür olsa ilk beşe girecek bir metin yaz, sonra psikanalizin kurucusunu aşağıla…

Sonra din bahsi var. Basitçe, dünyanın en normal, en sıradan, en bayağı, en lalettayin tespitini yapıyoruz: Milliyetçiliğin dini inançla esastan bir alakası yoktur. Bu ne demek? Elbette din ve kültür arasında bir ilişki vardır, ancak milliyetçilik teolojik bir mesele değildir. Bunu böyleleştirmeye çalışanlar da İslamcıdır, basitçe, Türkler köhne bir ideolojiye esir, kafasız insanlar olsunlar diye uğraşır, muzırdır. Bunu dediğimizde ne din düşmanlığımız kalıyor, ne türediliğimiz, ne hainliğimiz… Olsun, biz yine yaptığımızı yapmaya devam edeceğiz. Komplo teorileri kurulsa da, arkadaşlık ilişkileri putlar yüzünden kırılsa da, biz özgür düşüneceğiz. Hapsedildiğimiz müsellese sığmayacağız.

Hani, fikirlerini sevmesek de o piştov imajlı kitap kapağını çok sevdiğimiz şair diyordu ya, “dost ufuklar düşünceme dar benim.” Evet, dar geliyor, bunu genişletmeye çalışıyoruz. Ama Nurslu Said’e, umum şeyhe, hacıya hocaya, Özal’a, Erbakan’a, şuna buna hiç değilse rahmet nazarıyla bakabilenler, Türk milliyetçiliğinin dini inançla alakası yok diyen dünyanın en normal fikrine öfke kusuyorlar. Şüphesiz bunda görebilenler için nice ibretler vardır...

Peki bu tepkinin altında ne var? Evvela, “büyük”lerin tepkisi. Savaş varken milliyetçi olunur. Komünist tehdit varken milliyetçi olunur. Fakat bugünün dünyasında neden milliyetçi olunur? Buna cevap aramak lazım. (Benim veya bizim verdiğimiz cevaplar başka bir bahsin konusu) Bizim "büyük"ler buna cevap bulamadıkları için, milliyetçilik yapabildikleri zemin devam etsin istiyorlar. Biz kendi gerçeğimizle, dünyamızla barışık, uyumlu, bahsettiğim tecrit kaynaklı ve tecrit yaratan düşünce sistematiği kusurlarını içermeyen bir milliyetçilik peşindeyiz. Çünkü ancak bunun faydalı, bunun doğru, bunun  güzel olduğunu görüyoruz. Kendi küçük dünyamızın hamasetinde değiliz, ikonlarımızı tokuşturmuyoruz. Evrensel bir hayat yaşıyoruz, evrensel bir düzlemde yaşıyoruz ve burada kişiliğimizi koruyarak evrensel bir değer üretmek istiyoruz. Mesele bu kadar basit, ama “dün”ün şartlarının “büyük”leri, büyüklük taslayacakları zeminin altlarından çekilmesinden ölesiye korkuyorlar. O yüzdendir milliyetçiliğe dair yeni seslere ve genç kuşaktaki bu uyanışa ölesiye düşmanlıkları.

Bir de müridlerin düşmanlığı var. Onlar bu bahiste mazur görülebilirler, çünkü iyi bir şey yaptıklarını düşünüyorlar ve bunun neden iyi bir şey olmadığını anlayabilmeleri için içine hapsoldukları gettonun dağılması lazım. O gettoyu biz dağıtırız diye iddia ediyoruz, ama bunu iddia ederken gettonun içinde korkuyla, o tecridin içindeki küçük adamları büyük sanarak büyümüş adamların bize düşmanlık etmesi, bizde öfke yaratmamalı. Çünkü son tahlilde onları kazanmak istiyoruz, her şeye rağmen, eksik, kusurlu yahut yanılgı içinde olsalar bile, hasletlerle donanmış insanlar. Biz başka sebepler üzerine, başka amaçlarla bir milliyetçilik inşa ediyoruz yahut istiyoruz diye, o milliyetçiliğin kazandırmak istediği hasletlerin bir bölümünü şimdiden kazanmış insanlara neden haset edelim? Derdimiz onları da kazanmak, hiç değilse prensipte böyle.

Tokuşmamız ancak hadsizlik ettiklerinde oluyor: Mini etek giydiğimizde bize aşifte muamelesi yapıyorlarsa, “Türk şunu yapmaz, bunu yapmaz” diye Türk’ün Allah’ı pozu kesiyorlarsa mesela, kendimizi koruyoruz sadece. Ama bizde, onların bize yönelmiş hasedinin, kininin, düşmanlığının zerresi yoktur, saldırgan olan onlar, anlamıyorlar. Çünkü fikirlerinin, eylemlerinin, söylemlerinin çok ciddi, çok terbiyesiz ve çok hadsiz bir saldırganlık içerdiğini bilmiyorlar.

Sonra, “sen kimsin” hikayesi… Bu topraklar ezelden beri çok tanrıcıdır. İslam’la bu ortadan kalktı mı sanıyorsunuz? Herkesin kendi yansımasını gördüğü bir sürü tanrı var, pirini taşlamayagör… Yüzde yüz haklı bile olsan, mesele o değildir, şahıstır ve şahsın, dolayısıyla o şahısla özdeşleşmiş olan “kendi”nin savunması… Yapıştırıverirler “sen kimsin!”i. O kim? Bu sorunun cevabı yoktur. Kendilerini de aşağılık görürler, bunun farkında değiller. Fikir sahibi olmak için bilgiden başka şart aramanın, en başta bu şartı arayanın kendisini aşağılaması anlamına geldiğini anlamazlar.

Olsun. Diyorum ya, biz yolumuza bakacağız. Tevarüs ettiğimiz her şeyi “benimseyeceğiz” ancak desteklemeyeceğiz. Bu ne demek? Atsız’ı eleştirmemiz onu küçültmez. Çünkü bizden sonra gelecekler de bizi eleştirecekler, ümidimiz budur. Kimsenin fikir saltanatının kapıkulu değiliz. Ama Atsız’ın da hakkını vereceğiz. Sonra, bu işlerde bir ölçümüz olacak; bu hak neye göre verilmeli? Bizden olduğu için mi alkışlayacağız mesela. Ülkü devi nasıl olunur? Eşeği camianın kapısına bağlasak, 60 yıl durunca devleşecek mi? Ölçümüze göre mesela Atsız’ı eleştirirken “eleştiriyoruz ama severiz” deme ihtiyacı duyacağız, Türkeş’e hak teslim ederken güzel anacağız, ama Nurslu Said’i böyle anmayacağız.

Pek “netameli” bir örnek vereyim, hani din düşmanıyım ya. Arvasi… Arvasi’nin, Evrim teorisiyle ilgili “O mantığa göre çınar ağacı da maydanozun gelişmiş halidir” diye bir lafı alıntılanır durur. Eğer bu laf doğruysa, hüküm basit: Arvasi bu işlerden zerre anlamıyormuş. Evrim gibi hem biyolojik, hem sosyal varlığımızın gelişiminin hakikatine bu kadar kör bir adamın doğru bir laf etme ihtimali pek yoktur. Dolayısıyla evrim bahsinde, yahut fikir bahsinde Arvasi gelirse karşımıza, hani dedik ya bir ölçü lazım, o ölçü bilimdir, bilimsel düşüncedir, ahlaktır her şeyden evvel. Hah, tam o sebepten, “orada dur” diyeceğiz. Ama, “bir sürü dinibütün adamın İslamcılar tarafından zehirlenmesine mani olmuştur” diye, hiç değilse ileride temiz ve seküler, dolayısıyla “doğru” bir milliyetçiliğe ulaşma şansını onlara tanıdı diye, orada hakkını teslim edeceğiz. Mesele bu kadar.

Şimdi mikyasımız bu, bu mikyasa vurup, “şunu şu kadar tutuyoruz, bunu hiç tutmuyoruz, bunu biraz tutuyoruz” diyoruz. Bu da bizim tartışmalarımızda, arayışlarımızda çok küçük bir yer kaplıyor. Bahsi açılınca değiniyoruz, geçiyoruz, hepsi bu. Ama tartışmayı hep bu koparıyor, çünkü karşı taraf çok zayıf. Bir tane uluslararası çapta, kendinden söz ettiren, otorite olmuş, yabancı dillere kitapları çevrilmiş “Türk milliyetçisi mütefekkir” yetiştirememiş kitle, herkesin pek tabii hakkı olan “beğenmeme” hakkına saldırıyor. Çünkü küçüklüğü ortaya çıkacak. Biz küçüklüğü kabul ediyor, büyümenin yollarını arıyoruz. Farkımız bu. Varsın öyle, böyle desinler.

Fikirlerimi ciddiye alan bir avuç yoldaşıma, ileriye bakmayı salık veriyorum. Nurslu Said’i kahraman gösteren Çalık değil sizin denginiz. Siz “Bir Enver bilmem kaç Atatürk eder” gibi kadim ve kronik hastalığımıza hitap eden hamasi laflara bağışıklık geliştirdiniz. Bir adamın yaşça sizden büyük olması, yahut kalabalık unvanları haiz olması hiçbir şey ifade etmez. Sizin arayışınız, sizin kaygınız, kafa yoruşunuz hepsinden kıymetlidir. Size saldırmalarına, sizi dışlamalarına, size sövmelerine aldırmayın. Bakın yıllardır yaşıyorum bunu, hiçbir şey olmadı. Hiçbir zararı dokunmadı. İşte büyüdük, kalabalıklaştık. Birbirimizle tanıştık. Her gün yeni arkadaşlar tanıyoruz, kardeşlik, dostluk, yoldaşlık kuruyoruz. Zehirli bir zihin yapısının kalitesiz kalemşörlerinin devri kapanıyor, can havliyle pençe atmaları bundandır. Altlarından alıştıkları zemin çekiliyor, zelzele olmuş gibi korkup size diş bilemeleri bundandır, yahut müritlerinin böyle saldırganlaşması…

Sekülarizme, bilimsel düşünceye, rasyonel tezlere metafizik mesnetlerle saldırıp, sizi bir şey bilmemekle, cahil olmakla, şununla, bununla itham edenlere bir bakın… Türkiye ölçeğinden çıktığınızda, bu zavallı sürünün yeri nerededir? IŞİD militanının az hallicesi… Ebter olan onlardır, üzülmeyin… Aramızdan biri çıkacak ve yalnızca Türkiye’de değil, dünyada yükselen milliyetçilikleri etkileyecek, bizden olduğu için değil, hak ettiği için büyük olacak ve büyük anılacak… Dün dünya çapındaki “devlet adamı” Atatürk’ü yaratan milliyetçiliğin yarınındaki ülkü budur, dünya çapında bir Türk milliyetçisi mütefekkir, bambaşka ülkelerdeki siyasete tesir eden, alıntılanan, tartışılan bir düşünür-önder… Hürriyetini ve istiklalini eşit derecede önemseyen ve her şeyden evvel kendisi için iyi olduğundan milliyetçi olmuş bir kuşak… Doğmakta olan budur, siz bu kuşağın öncüleri olmakla iftihar edin. “Kelebek ok yay almış ava şikare çıkmış / Donuzları korkudur ayuları koçmağa…”

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA