Enver Zarif
Giriş Tarihi : 03-11-2020 09:14
Güncelleme : 03-11-2020 09:38

Bir Kürtçü Terörü: Sulduz Katliamı

İran İslam Devrimi öncesinde silahlı ve sivil gruplar çeteleşmiş, ülke kaosa sürüklenmiş durumdaydı. Bu durum da yer yer politik, dini ve etnik çatışmalara dönüşüyordu. İran İslam Devrimi’nin, devrimci güçlerin zaferinden sonra Batı Azerbaycan'daki bazı şiddetli Kürt milliyetçi gruplar, merkezi bir gücün olmamasından yararlanarak, ve özerk bir hükümet kurma bahanesiyle 20 Nisan 1979’da  Batı Azerbaycan halkına büyük çaplı bir katliam gerçekleştirdiler.  Katliamcı Kürtler, yıllar önce Şah tarafından bölgeye gönderilmiş ve İran Kürdistan Demokrat Partisi adıyla silahlanmış; bölge halkıyla irtibatı kopuk insanlardan oluşuyordu. Bu tarihe kadar İran İslam Cumhuriyeti’nin Türk karşıtı politikaları  ve Paniranist gruplarının lobi faaliyetlerinin etkisi altında bu katliamın boyutu gizlendi. Buyrun bu katliamı inceleyelim.

İran İslam Devrimi'nin gerçekleşmesinin üzerinden sadece 8 gün geçmişti. 20 Şubat 1979'da Kürt teröristler Mahabad garnizonunu ele geçirdiler. Demokrat Parti'nin politikasına karşı çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle 1980 yılında 7 kişilik bir grupla Demokrat Parti'den ayrılan “Ghani Blourian" isimli terörist, anılarında şunları yazıyor: "20 Şubat'ta, aynı gün, saat 11: 20'de, Mahabad garnizonu silahsızlandırıldı".

Teröristler Mahabad garnizonunu ele geçirip örgütlendikten sonra 20 Nisan 1979'da en az 20 000 kişilik silahlı Kürtle birlikte Nakade'de bir parti mitingi düzenlemek için yola çıktılar. Gitmekte oldukları Nakade’nin yalnızca 5’te 1’i Kürt nüfusa sahipti.

Nakada'ya silahlı teröristlerin gelişi sırasında kötü niyetlerinin farkında olan bu şehir halkı, parti liderlerini gerginlik ve kan dökülmesini önlemek için başka bir yerde miting düzenlemeye ikna etmeye çalıştı.

Abrishami, "Ortadoğu'da Kürt Sorunu" adlı kitabında şöyle yazıyor: "Bazı saygın Şii din adamları ortaya çıktı ve bu silahlı gösteriyi önlemek için parti ofisiyle görüştüler".

Ancak şehir halkının bu önlemi fayda vermedi. Son çare olarak şehrin ileri gelenleriyle temas halinde olan "Abdul Rahman Ghassemlou" (Kürdistan Demokratik Partisi lideri) ve "Molla Salah" (Sünni Nakada'nın din adamı) bile şehrin boşaltılmasını ve teslim edilmesini talep etti. Ama  Kürt teröristler bütün uyarılara rağmen provokasyon için Nakdeh'e girip şehrin spor stadyumunda toplandılar. Mitingin başlamasından kısa bir süre sonra  bir mermi ateşilenmesiyle, 20.000 Kürt terörist, şehrin sokaklarına indi. Gündelik yaşamına devam eden sivilleri öldürmeye başlayan teröristler; utanç verici tarihlerine yeni bir katliam eklemeye başlamışlardı bile. Nakdehlı sivil Türkler ellerindeki birkaç silahla ve çok az miktarda cephaneyle şehirlerini Kürt teröristlerden korumak için çatışmalara giriyorlardı. Türkler, kısa zamanda örgütlenip Qala Bashi (şehrin ortasında bulunan, stratejik öneme sahip bir tepe) ve İmam Caddesi’ndeki yüksek binaların çatısını ele geçirir. Kürt teröristler çıkan çatışmalarda ağır kayıplar verip dağılarak kaçarlar. Geride Kürtlerin bıraktığı yıkım, binlerce ölü kadın ve çocuk Türk  ve utanç verici bir etnik temizlik denemesi kalır.

O hafta Demokratların işledikleri suçlarla ilgili olarak Hojjatoleslam Hassani şunları söyledi: "Ertesi gün iki evi ziyaret ettiğimde, bunlardan birinde on bir Türk’ün başı kesilmişti ki onları görünce çok üzüldüm. 3 yaşındaki bir kızın başı kesilerek 23 yaşındaki annesinin göğsüne üç şişle yapıştırılmıştı. Yaşlı adam ve yaşlı kadın da onların arasındaydı. 22 kişi daha başka yerde asılıydı. Başka bir evde genç bir adam baltayla parçalara ayrılmıştı. Bu suçların failleri demokrat olduklarını iddia eden Kürtlerdi".

4 gün süren bu etnik temizlik denemesinde yaklaşık 2000 Türk şehid edildi. İran ordusu ise garnizonunu Kürt teröristlere teslim etmenin ve sonrasında hiçbir şekilde müdahil olmayıp katliamı seyretmesinin utancıyla bu emsalsiz terörün üzerini kapatmaya çalıştı.

Türk olduğumuzu unutmayalım; çünkü Kürtler de hatırlıyor.


Enver Zarif


Katliama ilişkin görüntüler

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA