Giriş Tarihi : 05-01-2020 20:28

Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara

İnsan yaratılmadan önce de tabiat vardı

İnsan yaratılmadan önce de tabiat vardı. Dağlar, ağaçlar yerli yerindeydi. Dereler, nehirler tertemiz özgürce akıyordu. Cennet dediğimiz olgu da yaratılmıştı, ona bakıp; güzel olan her şeye yeryüzünde “Cennet“ dedik. Yani bizim bilinçaltımızda, genlerimizde çok güzel yerler vardı, yeryüzündeki her güzelliği onunla eşleştirdik ve mana verdik. Sonra insan yaratıldı. Diğer canlılarla birlikte bu güzel cennet denen dünyada yaşamaya başladılar. Havasını, suyunu birlikte tüketmeye başladılar.  Zamanla insan diğer canlılardan daha farklı davranmaya, düşünmeye başladı. Bin yıllardan beri evrilerek gelişmeye başladı ve diğer canlılardan arayı açtı. Birlikte yaşadıkları bu dünyaya hâkim olmayı hedeflediği için diğer canlılara adeta kıyım yapmaya, onları bilinçsizce yok etmeye başladı. Dünyanın tek hakimi olarak kendini gördü, zekasını bunun için kullanmayı, bunu hak ettiğini düşündü. Öyle bir döneme girildi ki, artık efendisi olmayı hayal ettiği dünya yani bu gezegenle kavga etmeye başladı. Şundan korkulur oldu, insanlar bir gün dünya denen bu gezegenle savaşacaklar, birbirlerine savaş ilan edecekler. Böyle düşündüğümüz zaman insanın içine bir korku yerleşiyor, kendi hatalarımızdan oluşturduğumuz bir korku. Biliyoruz ki, insan ve diğer canlılar doğayla karşı karşıya gelirsek biz insanlar bu savaşı kaybederiz. Çünkü doğanın yaşaması için insana ihtiyacı yok ama insanın yaşaması için kesinlikle doğaya ihtiyacı var. Bunu aptalca hırslarımız yüzünden göz ardı etmeye başladık. Doğanın sorumsuzca, suyunu, havasını kirlettik, dağlarını delik deşik ettik, ormanlarını talan ettik. Bunların birçoğunu da medeniyet ve gelişmişlik adına yaptık. Tabiat ana hala bizlere sabır etme devam ediyor ama ne zaman kadar. Onu kızdırıp, gazaplandırmadan önce aklımızı başımıza almamız gerekmektedir. Bunun için acilen çalışmalar yapmamız, insanları uyardıktan sonra verdiği tahribatında tez zamanda onarmamız lazım. Bunun için elbette duyarlı insanlar var. Dünyada ve bizim ülkemizde de her türlü mücadelenin içine giren ve insanları uyarmak, diğer canlıları korumak adına. Ülkemiz adına çok şanslı olduğumuz bir dönem yaşadık onu anlatmadan önce çevre bilinci zihinlerimize ne zaman yerleşti onu dağarcığımıza eklemek istiyorum. 1985 yılında ‘’Workers’ Party’nin Brasilia’daki bir toplantıda, Amazon Ormanlarının kaynakları sadece kauçuk ağaçlarından ibaret olmadığını, meyve, ceviz, bitki, yağ gibi yararlanılabilecek daha pek çok kaynakların olacağını vurguladı. Mart 1987’de Mendes, çevre kirliliğini önlemek için ayrılan bölgelerin artırılmasına ikna etmek için Washington D.C.’ye uçtu. Mendes yaptığı iş için United Nations Environmental Program Onur Ödülü de dahil olmak üzere birkaç ödül aldı. Dünyada çevreci hareketler ilk olarak Amerika, Fransa ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde yaygınlaşmıştır. Avrupa’da, özellikle Almanya, İtalya, Fransa ve İngiltere’de sosyalist yönelimli partiler bu örgütlerin platformunu adapte etmişler; 'Yeşil' partiler kurulmuş ve yeşil reformcular, çevreci-sosyalistler ortaya çıkmıştır. Türkiye’de ise çevre düşüncesinin ve hareketlerinin gelişimi 20. yüzyılın ortalarını bulmuştur. Çevresel sorunlarla ilgilenilmesi Osmanlı dönemine kadar uzansa da korumayla ilgili özel bir politika geliştirilmemiştir. Bu genel bilginin içine eylem olarak kim ve nerede ne yapmış onu da eklemek, daha sonra ülkemdeki, çevreci hareketine geçmek istiyorum. Chico Mendes (15 Aralık 1944- 22 Aralık1988) Brezilyalı bir çevreciydi. Amazon Ormanları için savaştı ve insan haklarını savundu. 1988 yılında savunduğu fikirler nedeniyle bir çiftçi tarafından öldürüldü. Ülkemize dönecek olursak elbette bunun için örnekler pek çoktur ancak bugün ben her alanda olduğu gibi çevreciliği ile de fark yaratmış dünya liderleri arasında belki de bu anlamda öne geçmiş birinden bahsedeceğim. Atatürk, Dünya Lideri; çevrecilik bilincinin yerleşmesinin de öncülüğünü yapmış, diğer liderlerin önüne geçmiştir. Hayatı boyunca yeşili, çevreyi korumak adına güzel örnekler vererek çevresini bilinçlendirmiştir. Ankara’da Atatürk Orman Çiftliğini sayfalar dolusu yazsak ancak anlatabiliriz. Bu çalışma, dünyada örnek olacak çalışmalardan bir tanesidir, halkına örnek olmak, tarımda gelişmenin önünü açmak adına, övünülesi bir çalışmadır. Efsane gibi anlatılan Ankara’da bir “Koliba” vardır ki, bu Trakya şivesiyle “kulübe” anlamına gelmektedir, sıkıldığında dinleneceği, yeşillerin içinde huzur bulacağı mütevazi bir kulübeciktir. Türk köylüsüyle toprak üzerinde bağdaş kurarak oturduğunu, o fotoğrafları bilmeyenimiz yoktur. Atatürk’ün yine efsane gibi anlatılan bu bağlamda dünyaya örnek olan bir hikayesi vardır ki, gerçek anlamda gurur kaynağımızdır. Yıl 1929, Ağustos’un 21. günü yurt gezilerinden döndükten sonra dinlenmek için geldiği Yalova iskelesine yaklaşırken, sahildeki büyük çınar ağacı dikkatini çeker. Çınarın heybetinden çok etkilenen Atatürk, tekneyle karaya çıkar ve çınarın gölgesinde bir süre dinlenir. Ardından çınarın yanına bir köşk yapılmasını ister. İşte hikâye de orada başlar. Köşkün yakınındaki bir çınar ağacının dalları köşkün ışığını kestiği için köşkün çalışanı tarafından kesilmek istenir. Bunu gören Atatürk ağacın dalının kesilmesi yerine köşkün taşınmasını ister ve teknik alt yapısını oluşturarak bizzat gözlemci olarak çalışmalara eşlik eder.  Köşk 4.80 cm sola kaydırılmış, böylece ağacın gölgesinden kurtulmuştur. Dünya çevrecilik tarihine geçmesi için bu örnek yeterlidir aslında. Onun yerleştirdiği bu çevreci bilincini daha sonra ne kadar kullanabildik bu soruyu kendimize korkusuzca sorabiliriz. Bizim de dünya çapında ünlü çevrecilerimiz olmuştur. Bir Manisa Tarzanını anmadan geçmek haksızlık olur. Onun Manisa ve çevresine 50 bin ağaç diktiği söylenir. Dünya da çok az olan ağaçlı yol “İyaban” yine onun eseridir. Yüzlerce ağacı bizzat kendisi taşımış, yol boyunca dikmiştir. Daha sonraki yıllarda Hayrettin Karaca, namı diğer Toprak Dede çevre bilinciyle birçok çalışmalar başlatmıştır. Bu örnekleri çoğaltabilmek en büyük dileğimizdir. Yaşadığımız şehirden yani başkentten bütün olarak ülkeye baktığımızda bir zamanlar yeşil katliamlarının yapıldığını, ağaç kesimlerinin had safhaya ulaştığını üzülerek görmekteyiz. Çevre bilinci bütün çıkarların önünde olmalı, geleceğe bırakacağımız temiz hava, temiz bir çevre bütün miraslardan daha değerlidir. Geniş park alanları, yeşile doymuş bir başkent hayal olmaktan çıkmalı gerçekleştirilmeye doğru yol alınmalıdır. Mevcut yönetim; belediyecilik anlayışı ve hamleleri ile bu konuda hayalimizi gerçekleştirecek çalışmalar sergilemektedir. Bütün isteğimiz ve beklentimiz yeşile doymuş, parkları ve temiz ve medeni şehirlerin planlarıyla donatılmış bir Ankara görmektir. Böyle bir Ankara şehrinde yaşamak, ayrıcalıklı olmak anlamına gelmeli. Hâlihazırda Belediye’nin yapmış olduğu yerli tohum destekleme ve çiftçiye tohum destekleri, ağaçlandırma için ödeneklerin ayrılması, köylüden şehre doğru bir kalkınma hamlesinin yapıldığını göstermektedir. Şehrinin insanlarını bünyesinde yetiştirdiği buğdayla, karnını doyurmak son yılların en doğru ve güzel kararlarından biridir. Bu yatırım insan yapılan en doğru yatırımdır, gelecek korkusu olmadan yaşamak demektir. Belediyecilik; sadece alt yapı çalışması, çöp, temizlik gibi işleri yapan bir kurum değildir. Şehrinde yaşayan insanları müreffeh bir hayata kavuşturması, kültür ve sanat alanlarında sanat erbaplarını destekleyip, sanatın gelişmesine katkı sağlaması, insanın insani değerlerle yaşaması için gerekli çalışmalar yapması demektir. Bu konuda umutvarız… Esen kalın.
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA