Giriş Tarihi : 10-03-2020 20:00

‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu

2

2. Dünya Savaşı sonrası Fransa ve Cezayir arasındaki etkileşim 20. Yy başlarına göre büyük değişiklik göstermişti. Cezayir’de doğan ve yaşayan vatandaş Fransız pasaportuna sahipti. Fakat bu pasaportla bir Fransız vatandaşı gibi Fransa’ya girme yetkisi yoktu. Fransa o dönem Cezayir’e yalnız pasaport değil kimlik de verseydi bugün Cezayir asıllı bir Fransız’dan yalnızca bir ‘Zidane’ değil ‘Macron’ da çıkabilirdi. Peki buradan çıkacak “Cezayir asıllı Macron” Fransa için iyi bir Cumhurbaşkanı olabilir miydi? Bu yazı konusunu geçtiğimiz yaz akrabalarını ziyaret etmek için Hollanda’dan Türkiye’ye gelen benden yaşça küçük kuzenlerimle yaptığım gündelik konuşmalar sonrası seçtim. Yaşlarını, yaşadıkları ülkeyi özellikle belirtiyorum ki yaptığım çıkarımları yalnızca o ülkenin politikacılarından veya istatistik kurumlarının verilerinden almadığımı göstermek istiyorum. 1961’de başlayan ilk dalgayla çalışmak için Avrupa ülkelerine giden 1. nesil “işçiler” dedelerimizdi. Ekonomik anlamda “alt sınıf” olarak tabir edebileceğimiz bu nesil iş gücü ihtiyacını karşılamak ve para kazanmak maksadıyla gitmişti. Bugün özellikle onların çocuklarının yani 2. neslin edebiyatını yaptığı Almanya’da öteki olma ve ikinci sınıf insan muamelesi görme durumunu ise birinci nesil yaşamıştı. Birinci neslin yaşadığı problemler zamanın getirisiydi. İkinci neslin yaşadığı ise doğumunun ‘gurbette’ olmasından ötürü zorunluluk, Türkiye’ye dönmek istememesi ile bir tercihti. 3. nesil yani dedelerin torunları için ise durum bambaşka bir boyutta. Bayramlarda getirdikleri valizlerin içindeki çikolata markalarından giyim tarzlarına kadar her şeyiyle farklı bir kültürü içlerinde barındırdıkları aşikâr. Şimdilerde o kültüre sosyal medya aracılığıyla daha aşina olsak da bu bir on yıl önce böyle değildi. Çıkış noktası üçüncü nesil gurbetçi kuzenlerimin bana -güncel anlamıyla- Hollanda’daki ‘ghetto’ yaşamından bahsetmeleri oldu. Okulunda ve sokakta çok fazla Fas kökenli göçmen yaşıtlarından, onların abilerinden söz etti. -Mevzu bahis ülke için her ne kadar yasal olsa da- Hollanda’da esrar kullanım ortalamasını yükselttiklerinden, - benzer örnekleri ülkemizde de olan-  belirli semtleri mesken tutup buralarda yaralama olaylarına karıştıklarını anlattı. Aklı kirada olmayan vatandaş için sürekli ikilem olan bir soru ve sorun göçmenler. Göçmenin seçemeden doğduğu coğrafya yüzünden çeşitli problemler yaşamasının getirdiği zorlukları ve yaşadıklarını görüp ona acımak… ve onların belki eğitimsizliklerinden kaynaklanan belki de tercihen suça meyli vatandaşın göçmen haberi okuduğu zaman duygu karmaşasına girmesine yol açıyor. Önceki yazılarımda pek başvurmasam da bu yazımın konusu itibariyle ihtiyacı olduğu için sayısal veriler kullanarak Almanya, Hollanda, Fransa ve Türkiye’deki mültecilerin durumları hakkında ayaküstü bilgiler vereceğim. Araştırma yaptığım kaynaklarımı ise bahsettiğim ülkelerin istatistik kurumlarından ve güvenilir araştırma şirketlerinden aldığımı belirterek başlayayım. Microcensus ’un verilerine göre bugün Almanya sınırları içinde yaşayan fakat Alman vatandaşı olmayan insan sayısı 10 milyonun üzerinde. Göçmen nüfusu kekinin yüzde 13’lük bölümünü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları oluşturuyor. T.C. vatandaşlarını yüzde 10’luk dilimle Polonya ve ardından yüzde 6’lık dilimle Rusya vatandaşları takip ediyor.[1] Türkiye’de yaşayanların kaba tabirle “Almancı” olarak adlandırdığı sayısı 3 milyonu geçkin bu çifte vatandaşların son iki kuşağından Türk muhalifler, siyasi eğilimlerinden ve onların Türk siyasetine oy etkisinden oldukça rahatsız. 24 Haziran 2018 Genel Seçimleri verilerine göre Almanya’da yaşayan T.C. vatandaşlarının %65.1’lik kesimi MHP ve AKP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’na, %19.1’lik kesimin ise CHP, İyi Parti, SP’nin oluşturduğu Millet İttifakı’na oy verdiği görülüyor. Bu sonuçlara göre döviz kurlarını ve yaşam standartlarını baz alan T.C. muhalifleri “Almancıların” Türkiye’deki hayata nazaran daha özgür ve zengin yaşamasına rağmen Türk siyasetinde iktidar partisinden ve ortağından yana oy kullanmasından oldukça rahatsız. Almanya Federal Hükümetinin “Uyum Raporu” verilerinde Türk göçmenlerin eğitim oranını yükseltme konusunda atılan adımların başarısız kaldığı gösteriliyor. Raporda göçmenlerin 9 yıllık eğitimlerine rağmen yüzde 50’lik kısmının Almancayı uygun düzeyde konuşamadığı bilgisi veriliyor. 2009 yılındaki rapora göre ise göçmenlerin yalnızca 33 bininin yüksek öğrenim kurumlarında okuduğu söyleniyor. [2] Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan Türklerin iktidar partisine oy veren kesimi ile ilgili birçok araştırma kuruluşunun verilerinde de bu kesimin eğitim seviyesinin diğer parti seçmenlerine kıyasla çok daha düşük olduğu görülüyor. Öte yandan Almanya’da yaşayan göçmenlerin son yıllarda özellikle düğün, konser, eğlence vb. gibi etkinliklerde çıkardıkları taşkınlıkları dolayısıyla, sosyal yaşama etkileriyle Alman siyasetinde göçmen karşıtı oluşumların kitlelerinin büyüdüğü görülüyor. Göçmen karşıtı politikalarıyla bilinen AfD partisi son yapılan genel seçimde oyunu büyük oranda arttırarak ana muhalefet partisi konumuna yükselmiş durumda. 3. nesil Türk göçmenlerin ‘Underground rap’e ve yasadışı maddelere ilgisi de etkenler arasında. Çoğu siyasi baskı ve savaş durumundan kaynaklı kaçış ve iltica raporlarına göre Almanya’ya zorunlu göç eden veya iltica talebinde bulunup kabul alan insan sayısı 2012 yılında 53.000 iken 2016 yılında 745.000’e çıkıyor. 2019 yılı Ocak ve Ekim ayları arasında ise 141.000 iltica başvurusunda bulunulmuştur. 2019 yılı başvurularının 34.000’i Suriye’den 10.000’i ise Türkiye’den yapılmıştır.[3] En fazla mülteci alan ülke sıralamasında ikinci sırada yer alan Almanya’ya 2.500.000 fark atarak birincilik koltuğunda ise Türkiye oturuyor.[4] Hollanda’da da zorunlu veya isteğe bağlı göç Almanya ile benzerlik gösteriyor. Göçmen sayısı kümülatif olarak artıyor.[5] 2018 yılında 26.000 mültecinin Hollanda’ya gelmesiyle de ülkenin belirlediği sığınmacı sayısı aşılmış oldu. Ekim 2019’da gelen mültecilerin %23’ü Suriye, %5’i ise Türkiye’den. Hollanda’da göçmen sayısının her geçen yıl artmasına rağmen geçici oturma izni verilen insan sayısı 2016-2018 yılları arasında yarı yarıya azaldı. Bu durum tıpkı Almanya’daki gibi muhafazakâr sağ partilerin yükselişiyle açıklanabilir. Benim görüşüm bunlar arasındaki en önemli verinin yine Hollanda’daki eğitim seviyesi en düşük kesimin mülteciler olması.[6] Kısaca Fransa’ya da değinelim: Fransa’da sığınma ve koruma talep eden insan sayısı bu yıl itibariyle 120.000’e yakın. Bu taleplerin %71’i ise farklı sebepler gerekçe gösterilerek reddedilmiş.[7] Fransa’ya mülteci olarak gelen insanların geldiği ülkelerin sıralaması en çoktan aza doğru sırasıyla Afganistan, Arnavutluk ve Gürcistan. Ve son olarak dünyada en fazla göçmene sahip olan ülke Türkiye: Temmuz 2019 itibariyle Türkiye’de yaşayan “kayıtlı” Suriyeli sayısı 3,6 milyon. Dedikodulara göre kayıt dışı göçmen sayısında liderlik koltuğunda da yine Türkiye var. 2019 Ocak-Haziran ayaları arasında kayda geçen Türk karasularında ölen ve kaybolan insan sayısı 28, yakalanan insan sayısı ise 18.365. Her geçen gün güncellenen sayılarda son alınan verilerde Türkiye’den 10.000’den fazla mülteci 2019 itibariyle Almanya, ABD, Kanada ve İsveç’e sunuldu. Yerel vakıflar ve fonlar hariç yalnızca Birleşmiş Milletler mülteci örgütünün Ağustos 2019’dan beri Türkiye’den talep ettiği ödenek 400 milyon dolar. Bugüne kadar yalnızca bu örgüt eliyle harcanılan tutar ise 123 milyon dolar.[8] Türkiye Cumhuriyeti son üç yıl için ekonomide içeride ve dışarıda daha da bağımlı bir ülke görülüyor. TÜİK istatistiklerine göre 2011 yılından bugüne intihar vakalarında keskin ve gözle görülür bir artış söz konusu. Özellikle genç ve genel işsizlik, enflasyon, döviz kurları, insan hakları ihlalleri gibi birçok problem ülke içi muhalif seçmen sayısının artmasına ve son yerel seçimlerde başkent de dahil olmak üzere birçok büyükşehirin muhalefet partilerinin ele geçmesine sebep olduğu biliniyor. Sosyal problemlerin ve hayat pahalılığının şikayetçileri yalnızca yerel halk değil. Mart 2020 itibariyle sınır kapılarını açan Türkiye’den gitmeye uğraşan göçmenlerin de bu şikayetlerle Türkiye’den ayrılmak istedikleri görülüyor. Bununla beraber dünyadaki mültecilerin yüzde 86’sı gelişmekte olan ülkelerde yer alıyor. En fazla iltica başvurusunun yapıldığı ülkeler ise sırasıyla: Almanya, Fransa, Yunanistan, İspanya, İtalya. Konuyla ilgili şahsi fikrim en gündemsiz ülkelerin dahi gündemini meşgul eden ‘göçmen sorununun’ ülkelerin iç güvenliklerini ve demografik yapılarını tehdit ettiği yönünde. Finansal ve sosyal açıdan ülkelerin alışageldiği düzeni bozabilme potansiyeli olan özellikle Fas, Tunus, Suriye kökenli mülteciler için yapılabilecek en büyük iyilik genç nüfusun az olduğu, az gelişmiş bir ülkede geçici güvenli alan oluşturulması ve diğer ülkelerin ortak bir fondan mevzu bahis ülkeyi beslemesi, mültecilerin de yetkinliklerine göre burada istihdam edilmesi. Ki bu da ne kadar oluru olan bir durumdur bilinmez. Tüm bu istatistiklerle mutlak bir cevaba varmak pek mümkün görünmüyor. Türkiye özelinde Suriyeli mültecilerin savaş sonrası iltica ettikleri ülkelerde ödenek almasından, sosyal hayata uyum sağlamaya çaba göstermemesinden ve söylemlerinden Türkiye Türkleri rahatsız. Devletlerarası anlaşmalar ve Avrupa’nın mülteci kotası gösteriyor ki gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler de Suriyeli mültecileri istemiyor. İki sınır kapısı arasında sıkışan mültecilere Yunan polis kuvvetlerinin müdahalesi veya yaşadıkları ülkelerde “bireysel” bir ayrımcılığa uğramaları da birer insan hakları ihlali olarak görülüyor. Kısacası bir şeyler yapılmak isteniyor fakat yapılmaması da gerekiyor. Ve bütün bunların ışığında en başta konuştuğumuz “Fransa’dan Cezayir asıllı bir Macron çıksaydı iyi olur muydu” sorusuna keskin bir evet veya hayır cevabı vermek yanlış dursa da eldeki verilerle bu cumhurbaşkanının ‘iyi’ olarak nitelendirilmesi için Cezayir asıllı olsa da Fransa’da doğmuş, büyümüş ve gelişmiş olması gerekiyor. [1] Federal İstatistik Ofisi (2019): " Göçmen kökenli bir nüfus -Microcensus 2018 Sonuçları", s. 128 [2] VOA (7 Temmuz 2010): ‘Almanya’da Türk Göçmenlerin Eğitim Düzeyi Arttırılamadı’ [3] BAMF: İltica 10/ 2019'daki mevcut rakamlar, s. 3 [4] UNHCR (2019): "Küresel Eğilimler: Zorla Yerinden Olma 2018" [5] cbs.nl [6] cbs.nl [7] OFPRA [8] UNHCR (Birleşmiş Milletler Örgütü) Türkiye Talha Barış Yapıcı
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA