Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 29-10-2020 16:15

Cumhuriyet

Cumhuriyet demek cumhurun yani ulusun EGEMEN olduğu siyasi, ekonomik ve hukuki düzen demektir,

Ankara havalisinde 1290'da kurulmuş, 1354'e kadar aşağı yukarı 64 yıl devam etmiş ve Osmanlı tarafından yıkılmış Ankara Ahi Cumhuriyeti ile Kafkasya Kurultayı sonrasında kurulan ve 1918-1920'de yılları arasında varlığını sürdüren Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti denemelerini hariç tutarsak 29 Ekim 1923 öncesinde dünyanın hiçbir coğrafyasında Türk milleti yasal ve anayasal olarak egemen değildi. Bu tarihten önce kurulan hiçbir devlet de “egemenlik” bakımından bir Türk devleti olarak tanımlanamaz.

Türk milletinin egemenlik hakkına sahip olduğu ilk devlet 28 Mayıs 1918'de de kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'dir. Bu devlet Orta Doğu'da kurulan ilk cumhuriyet olmuştur, ancak 1920'de Kafkasya ötesi Sovyetler Birliği'ne katılmıştır ve Türk milletinin egemenliğe sahip olduğu bir devlet olma özelliğini yitirmiştir.

Cumhuriyet öncesinde kalan dönemde, Devlet-i Ali’de egemenlik hakkı Hanedan-ı Ali Osman’a aitti, imparatorluğun egemenliğindeki topraklar hanedanın mülkü, bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar ise hanedanın kulu, kölesi ya da tebaasıydı, bir vatandan yahut da vatandaşlık hakkından bahsetmek hiçbir şekilde mümkün değildi.

Cumhuriyet’in ilanı ile beraber bu topraklar vatan ve bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar da vatandaş olma hakkı kazanmış bulunmaktadır, işte cumhuriyet devrimi ve bu devrimin temel kazanımları bunlardır.

Tabiri caizse Cumhuriyet Devrimi ile başkasının çiftliğinde köle olanlar, çiftliğin sahibi, özgür bireyler olma hakkı kazanmışlardır.

Özgürlük ve bağımsızlık ne yazık ki sadece askeri güç, hukuk ve siyaset ile temin edilememektedir. Bir ulusun özgür ve bağımsız olabilmesi için ekonomik özgürlük ve bağımsızlığına da sahip olması gerekmektedir.

Kendi ihtiyaçlarını kendi üretim gücü ile karşılayamayan herhangi bir toplumun tam bağımsızlığından ve özgürlüğünden söz etmek asla ve kat'â  mümkün değildir!

Mustafa Kemal Atatürk diyor ki;

Siyasal, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.” 

Tarih, milletlerin yükseliş ve çöküş sebeplerini ararken birçok siyasî, askerî, toplumsal sebepler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok, bütün bu sebepler, toplumsal olaylarda rol oynarlar. Fakat bir milletin doğrudan doğruya yaşamıyla, yükselişiyle, çöküşüyle ilişkili ve ilgili olan, milletin ekonomisidir. Tarihin ve deneyimin belirlediği bu gerçek, bizim millî yaşamımızda ve millî tarihimizde de tamamen belirmiş bulunmaktadır. Gerçekten Türk tarihi incelenirse bütün yükseliş ve çöküş sebeplerinin bir ekonomi sorunundan başka bir şey olmadığı anlaşılır. Tarihimizi dolduran bunca başarılar, zaferler veya mağlubiyetler, yokluk ve felâketler, bunların hepsi meydana geldikleri dönemlerdeki ekonomik durumumuzla ilgili ve ilişkilidir. Yeni Türkiyemizi lâyık olduğu düzeye eriştirebilmek için, kesinlikle ekonomimize birinci derecede önem vermek zorundayız. Çünkü zamanımız tamamen bir ekonomi döneminden başka bir şey değildir.

Bilirsiniz ki, ekonomisi zayıf bir millet fakirlik ve yoksulluktan kurtulamaz; toplumsal ve siyasal felâketlerden yakasını kurtaramaz. Memleketin yönetimindeki başarı da ekonomisindeki kazançların derecesiyle orantılı olur. Hiçbir uygar devlet yoktur ki, ordu ve donanmasından evvel ekonomisini düşünmüş olmasın. Memleket ve bağımsızlık savunması için varlığı gerekli olan bütün kuvvetler ve araçlar, ekonomik yaşamın açılma ve gelişmesiyle olabilir.

Kapitülâsyonlar, bir devleti kesinlikle çökertir. Osmanlı Devleti ile Hindistan Türk ve İslâm İmparatorlukları bunun en büyük kanıtıdır.

Kendilerine "Allah’ın Gölgesi" diyen padişahlar, memleketi kendi mülkü ve bütün temel unsur olan milleti de yine Allah tarafından kayıtsız şartsız emrine boyun eğen bir kitle sanarlar. Bundan başka padişahların etrafında birtakım çıkarcılar bulunur ki, onlar da padişahın lütfuna, himayesine erişmek için bu görüş tarzını iyi imiş gibi gösterirlerdi. Bütün bu görüş ve yorumlar karşısında masum millet, gerçekten bunun doğru olduğunu, dinin gereğinden olduğunu farz ve zanneder. İşte Osmanlı padişahları, milletin bu anlayışından yararlanarak milletin hakkı olan, milletin şerefi, onuru ve bütün varlığıyla ilgili olan birçok kaynakları, hediye ve bağış olarak yabancılara vermekte tereddüt etmemişlerdir. Biliyorsunuz ki ilk kapitülâsyon Fatih zamanında, İstanbul’da oturan Cenevizlilere verilmiş, biraz sonra genişletilmiş ve başka milletleri de içine almıştır. Yine çok iyi biliyorsunuz ki, milletin içinde yaşayan Hıristiyan unsurlara ayrıcalık, aynı tarihte verilmiştir. Fakat milletin yaşamsal kaynaklarıyla o kadar ilgili olan bu ayrıcalıklar verile verile o kadar büyüdü ki millet, sırtına yüklenen bu yükün altında kıvranmaya başladı. Katlanama-maya başladı. Onları, bir hediye ve bağış olarak alanlar, sonraları bu ayrıcalıkları bir kazanılmış hak saydılar. Onunla da yetinmediler. Her fırsattan yararlanarak onları artırmak ve genişletmek yollarına gittiler. Hükümeti korkutmaya kalkıştılar. Efendiler, görkem ve gösteriş içinde zaman geçirmeye alışan bu padişahlar, saray ve ileri gelenleri, debdebeyi devam ettirmek düşüncesindeydiler. Onun için devletin gerçek kaynaklarını kuruttuktan sonra gereksindikleri parayı dışarıdan sağlamaya kalkıştılar. Bunun için de birçok borçlanmalar yaptılar. Milletin bütün kaynaklarını vermek ve onur ve şerefini feda etmek suretiyle o borçlanmaları yaptılar. Bir gün, o paraların faizlerini ödeyemeyecek hale geldiler. Devlet, cihan gözünde iflâs etmiş sayıldı.

Bunlar Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomiye verdiği özel önemi gösteren söz ve görüşleridir, geçmişi ve bu günü aydınlatan bu görüşleri her zaman dikkate almak ekonomik bağımsızlığımızı sağlayamazsak siyasi ve askeri bağımsızlığımızı da koruyamayacağımızın farkında olmamız gerekmektedir.

Tüm okurlarımın, Cumhuriyet Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum...


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Osmanlıcılık Oynayarak Türk Milliyetçisi Olunamaz 04-12-2020 14:55 Ahlak Meselesi 27-11-2020 10:47 Sözde Değil Özde Demokrasi 23-11-2020 10:44 Kapitülasyonlar Meselesi 13-11-2020 10:22 Her Deprem Bir Sınavdır 06-11-2020 09:51 Cumhuriyet 29-10-2020 16:15 Eğitim Reformu Nasıl Olmalı 23-10-2020 10:32 Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Roma, Veba ve Göçebeler 26-03-2020 20:05 Kamusal Sağlık ve Kamu Sağlığı 19-03-2020 20:58 Göçebe Köklerimiz 13-03-2020 20:00 Milliyetçilik ve Hilafet Meselesi 06-03-2020 20:02 Türk Kimdir, Türk Tarihi Tezi Nedir 27-02-2020 20:02 Türk-İslam Sentezi Mümkün mü 20-02-2020 20:02 Yeni Toplum Yeni İktidar 14-02-2020 10:18 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA