izmir escort instagram takipçi satın al izmir escort antalya escort bursa escort porno izle izmir escort antalya escort takipçi satın al instagram takipçi satın al instagram takipçi kasma
Semir Yapıcı
Giriş Tarihi : 09-11-2019 17:55
Güncelleme : 21-01-2021 10:46

Dede Korkut Aslında Homeros Mu?

Dede Korkut Hikayelerini okurken birçok yerde dünya mitolojisinde de yer alan ögeleri bulmak mümkün

Dede Korkut Hikayelerini okurken birçok yerde dünya mitolojisinde de yer alan ögeleri bulmak mümkün. Bu konuda farklı yerlerde aynı hikayeler oluşmuş olabilir fikri öne sürülebilir, elbette mümkün; Tylor'dan Propp'a birçok yazar bununla ilgili yazdı. Ancak ben -her ne kadar şu an mütekait de olsam- bir tarihçi olarak olayların tarihteki ilerleyişi ile beraber bakmak istiyorum. Zira Türklerin tarihteki en hareketli milletlerden birisi olduğu göz önüne alındığında henüz mitolojilerin oluşum evresinde dahi Türkleri orada görebilirsiniz.

Türk kültürü uzunca bir süre sözlü anlatımın ağırlığı üzerinden yaşadı. Bu sözlü anlatımın temsilcisi olan ozanlar zaman zaman anlatımlarına duruma göre ekleme yaparlar; mesela yanılmıyorsam Radloff, Manas Destanını toplarken Manasçılar korkusuz Manas'ın tüm dünyada hiçbir şeyden korkmadığını onun gücüne denk kimsenin bulunmadığını söylerler ve ancak biraz çekindiği bir dostu olarak Ak Padişah diye Rus Çarı'nı da eklerler.

Türk kültürü aynı zamanda geçişkenliği yüksek olan bir kültür. Özellikle kabaca Sibirya'nın güneyi ve Hindistan'ın kuzeyi arasındaki kuşakta yaşayan Türkler diğer kültürlerle daha çok etkileşime girip hem bu tür geçişleri özümsemiş hem de kendi kültürlerinin öz ögesi yapmışlar üstelik bu geçişleri takip edebiliyoruz. Buna karşılık örneğin Sibirya civarındaki Türkler daha ziyade kapalı toplum oldukları için aldıkları ögeleri fark etsek bile hakkıyla takip edemiyoruz; hemen hemen üçüncü nesilde %100 onların oluyor. Mesela Güney Sibirya'da tufan anlatımı var; farklı coğrafyalarda benzer düşünmeden kaynaklı görünüyor ama şahsi görüşümce bir misyonerin bunu bir yaşlıya; yaşlının kendi çocuğuna; onun da kendi çocuğuna anlatması sonucu artık onların oldu.

Dede Korkut’a gelince; Bamsı Beyrek ve Odysseus'un hikayeleri arasındaki benzerlikler malumdur. Özellikle Odysseus'un evinden uzakta olduğu yıllarda karısı Penelope'nin taliplerinin çıkması, Odysseus'un dilenci kılığında dönüp talipleri bertaraf ederek tekrar başa geçmesi Bamsı Beyrek’in tutsaklıktan kurtularak Yalancu oğlu Yaltacuk ile evlenmek üzere olan Banı Çiçek’le evlenmesi neredeyse aynı. Nitekim Yunan mitolojisi ile benzerlik Aslan Basat'ın Tepegöz'ü ve yine Odysseus'un Polyhepmus'u öldürmesi meselelerinde de görülüyor.

Bunlardan başka yeni bulunan Salur Kazan'ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi boyunda da Herkül'ün Hydra'yı öldürmesi ile benzerlikler var diye düşünüyorum.

Öncelikle Odysseia ve İlyada, Dede Korkut Hikayelerinin yazıya geçirildiği XV. Yüzyılda muhtemeldir ki Türkler arasında bilinen eserler. Tabi bu geçişler Dede Korkut Hikayelerinin yazıya geçirildiği devirde mi oldu yoksa daha evvelinde, biz Diyar-ı Rum olarak tanımladığımız Anadolu ve elbette ki Avrupa’ya ilk geldiğimiz zamanlarda mı bilmiyorum. Zira biz Avrupa'ya Anadolu'dan önce gidiyoruz. O yüzden bu tür geçişler yazıya geçirildiği dönemden önce, hikayeler henüz teşekkül ederken de yaşanmış olabilir. Tabii bahsettiğim geçiş sadece doğrudan Dede Korkut Hikayelerine değil bizim kültürümüze girmiş olabilir.

Nitekim bahsi geçen yazıya geçirme devrinde Türkler Doğu Roma İmparatorluğu’nu tamamen yuttular. Osmanlı Doğu Roma İmparatorluğunu fethetti, Akkoyunlular da aynı devirde Trabzon Rum İmparatorluğu ile yakın ilişkilerdeydi. Bu yoğun etkileşim döneminde iki kültür arasında geçişler yaşanmış olabilir.

Tabii bunlar şahsi varsayımlarım, tarih geriye gittikçe flulaşır. Bu flulaşma da o bulanık görüntüleri hayal gücümüzle doldurmamıza sebep oluyor. Dede Korkut, İlyada ve diğer mitolojiler arasındaki benzerlikler farklı zamanlarda benzer şeylerin düşünülmesinden dolayı ortaya çıkmış olabilir ancak bu noktada toplumların zannettiğimizden daha fazla etkileşime girmiş olmalarını gözden kaçırmamak gerekiyor. Diyar-ı Rum'a geldiğimizde burası boş değildi.

Son olarak, Dede Korkut aslında Homeros değildir.

Not: Bu yazının başlığı Bahadırhan Dinçaslan’ın "Karşılaştırmalı Mitoloji: Dede Korkut Alman Mıydı" başlıklı yazısından mülhemdir. Kendisinin bu konudaki yazısını okumak için buraya tıklayınız.


Semir Yapıcı

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
bursa escort bursa escort konya escort selçuklu escort kulu escort akşehir escort cihanbeyli escort meram escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri