Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 07-02-2021 08:55

Dil Meselesi

Dil sadece kültürel bir mesele değildir, dil esas olarak insanlar arasındaki iletişimin en önemli unsurudur. Bu yüzden de dili sadece kültürel bir öge olarak anlayıp kültür üzerinden tartışmak yetersiz kalır. Dili toplumun ilişki ve iletişiminde sağladığı fayda üzerinden de değerlendirmek mutlak bir gerekliliktir.

Eğer dil iletişimde verimli, hızlı ve etkin bir rol üstleniyorsa toplumun her alanda organize olması ve iş üretmesi de daha verimli, hızlı ve etkin olur.

Türk devrimleri arasında dil ve alfabe devrimi çok büyük ve önemli bir yer tutar. Alfabe devrimi hakkında çok konuşulur ve özellikle de İslamcı muhafazakar kesim sık sık “dedemizin mezar taşını bile okuyamaz hale geldik” diye sızlanır durur. Dedelerinin mezar taşlarından başka okunacak kayda değer bir şey bırakmadıkları gerçeğini bir tarafa koysak bile alfabe bilmenin “mezar taşı” okumak için yeterli olmadığını en azından mezar taşlarında kullanılan dil, sembol ve simgelerin anlamını da bilmek gerektiğini hiçbir şekilde unutmamamız gerekir. Diğer yandan konumuz değil ama unutmayalım ki İslam dininde ve geleneğinde mezar taşı ve mezar taşı yazısı yoktur. Anıt mezar yapmak ve mezar taşı dikmek tamamı ile Türk kültürünün bir unsurudur.

Ayrıca Osmanlı devrinde kaç kişinin dedesinin, babasının, nenesinin mezar taşını okuyabilecek okuma yazma becerisine sahip olduğu da son derecede tartışmalıdır.

Neyse konumuz elbette mezar taşı değil, konumuz dil ve şunu biliyoruz ki, mesela Selçuklularda resmi dil Farsça idi, dolayısıyla  Arap alfabesini bilseniz dahi Farsça öğrenmeden Selçuklu resmi, bilimsel ya da kültürel yazışmalarını okuyup anlayabilmeniz mümkün değildir.

Gelelim Osmanlıca meselesine, Osmanlıca sadece kelime olarak değil, cümle ve gramer yapısı olarak da Arapça, Farsça ve Rumcanın yoğun bir şekilde etkisinde kalmış adeta asimile olmuş, Türkçenin sadece sos olarak kullanıldığı bir dildir. Bu dili bilmeden de Arapça alfabe bilseniz dahi ne okuyup yazabilirsiniz, ne dinleyip anlayabilir ve ne de konuşup anlatabilirsiniz.

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde gerçekleştirilen Türk dil devrimi ile birlikte Türkçemiz Arapça, Farsça ve Rumca gibi yabancı dillerin kelime ve gramer etkisinden arındırılmış, Türkçe devlet, bilim ve sanat dili olarak yeniden doğmuştur.

Bu sayede vatandaş ile devlet, sanat ve bilim ilişkisinde iletişim çok ama çok hızlanmış ve kolaylaşmıştır, aracılara gereksinim ise tamamen ortadan kalkmıştır. Dil devrimi ile eşgüdümlü bir biçimde yürütülen alfabe devrimi ise vatandaşların kolayca okuyup yazma öğrenmelerine özellikle de devlet ile aracısız ilişki kurabilmelerine yol açmıştır.

İnsanların anlaşmalarında ve iletişimde dilin çok önemli bir yeri olduğunu makalemin başında belirtmiştim. Türkçe matematik mantığı çok sağlam kurulmuş, iletişimde çok büyük hız ve kolaylık sağlayabilen bir dildir. Bu özelliği ile Türkçe kalabalıklarda iletişimin hızı ve sağlıklılığı açısından büyük verimlilik ve kolaylık sağlar, belirsizlikleri ve yanlış anlamaları ortadan kaldırır.

Türkçe binlerce yıl boyunca kalabalık orduların, geniş Asya steplerinde binlerce kilometre boyunca at koşturabilmesi ve birbirleri ile kusursuz iletişim sağlayabilmesini sağlayabilen bir dildir. Bu manası ile bir ordu dili olarak şekillenmiş, savaş alanlarının kaotik ve gürültülü ortamında emir ve komutların net bir şekilde anlaşılmasını sağlayacak bir dil olarak şekillenmiştir. Dilin bu ortamda evrimleşmiş olması yapısındaki bu matematik tutarlılık ve sağlamlığı açıklayabilmek için çok önemli bir unsurdur.

Tek bir kelime, Türkçe de kimin ne zaman ne yapacağını rahatlıkla ve net bir şekilde  anlatır. Diğer yandan Türkçenin okunduğu gibi yazılması ya da yazıldığı gibi okunması yazılı iletişimde de anlam kaybını engeller, okuma yazmayı kolaylaştırır, hızlandırır ve verimliliği arttırır.

Türkçe ile ilgili dil bilim konusunda çalışan Max Müller (1823 – 1900) Science of the Language adlı eserinde der ki;

Türkçeyi söyleyip yazmak için en ufak bir istek beslememiş olsa dahi, bir Türkçe grameri okumak bile gerçek bir zevktir.
Kiplerdeki hünerli tarz, bütün çekimlerde egemen olan kurallara uygunluk, yapımlarda baştan başa görülen saydamlık, dilde pırıldayan insan zekasının harikalı kudretini duyanlar hayrete düşmekten geri kalmaz.

Bu öyle bir gramerdir ki, bir billur içinde bal peteklerinin oluşunu nasıl seyredebilirsek, onda da düşüncenin iç oluşlarını öyle seyredebiliriz.

Türk gramer kuralları o kadar düzenli, o kadar kusursuzdur ki, bu dili dil bilginlerinden oluşmuş bir kurul, bir akademi tarafından bilinçle yapılmış bir dil sanmak olasıdır…”

Washington Georgetown Üniversitesi Türk Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. David Cuthell ise “Birçok yabancı dil bilirim. Bu diller arasında Türkçe öyle farklı bir dildir ki, yüz yüksek matematik profesörü bir araya gelerek Türkçeyi yaratmışlar sanki... Bir kökten bir düzüne sözcük üretiliyor. Ses uyumuna göre anlam değişiyor. Türkçe öyle bir dildir ki, başlı başına bir duygu, düşünce, mantık ve felsefe dilidir” demektedir.

Değerli okurlarım unutmayınız, Türkçenin toplum yaşamındaki değerini ve kazanımlarını bilmemiz, Türk dil ve alfabe devrimine sahip çıkmamız geleceğimiz ve ulusumuzun bekası açısından mutlak bir gerekliliktir.


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -2- 05-04-2021 10:13 Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -1- 19-03-2021 09:52 Dokunulmazlıklar Sorunu 03-03-2021 09:24 Anayasa ve Laiklik İlkesi 15-02-2021 09:53 Dil Meselesi 07-02-2021 08:55 Ankara'nın Ruhu 31-01-2021 10:58 Laiklik Nedir Ne Değildir 23-01-2021 11:41 Özgürlük 15-01-2021 15:11 Karanlık Fabrikalar Geliyor 08-01-2021 10:21 Türkçe Ezan Meselesi 25-12-2020 10:43 Seçme Saçmalar 19-12-2020 14:04 Şeriat Bizim Hukukumuz mudur? 11-12-2020 13:47 Osmanlıcılık Oynayarak Türk Milliyetçisi Olunamaz 04-12-2020 14:55 Ahlak Meselesi 27-11-2020 10:47 Sözde Değil Özde Demokrasi 23-11-2020 10:44 Kapitülasyonlar Meselesi 13-11-2020 10:22 Her Deprem Bir Sınavdır 06-11-2020 09:51 Cumhuriyet 29-10-2020 16:15 Eğitim Reformu Nasıl Olmalı 23-10-2020 10:32 Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Roma, Veba ve Göçebeler 26-03-2020 20:05 Kamusal Sağlık ve Kamu Sağlığı 19-03-2020 20:58 Göçebe Köklerimiz 13-03-2020 20:00 Milliyetçilik ve Hilafet Meselesi 06-03-2020 20:02 Türk Kimdir, Türk Tarihi Tezi Nedir 27-02-2020 20:02 Türk-İslam Sentezi Mümkün mü 20-02-2020 20:02 Yeni Toplum Yeni İktidar 14-02-2020 10:18 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA