Giriş Tarihi : 28-11-2019 21:02

Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası

Cervantes bundan yaklaşık yarım milenyum yani 400 küsur sene önce “Don Kişot” isimli eseri yazdığında, çoktan değişmiş bir dünyayı ve onu anlayamayan bir romantiği anlatma çabası gütmüştü

Cervantes bundan yaklaşık yarım milenyum yani 400 küsur sene önce “Don Kişot” isimli eseri yazdığında, çoktan değişmiş bir dünyayı ve onu anlayamayan bir romantiği anlatma çabası gütmüştü. Bu romantik, eski dünyaya tutunarak var olmaya çalışan kendi çağındaki beceriksizliklerini yenidünyanın erdemsizliğine bağlayan kişileri yazmıştı. Bu romantiklerin kendi hayal âlemiyle önce kendilerini sonra saplantılarını diri tutma çabalarını ve bu yüzden ortaya çıkan tutarsızlığı, saçmalığı hatta meczupluğu açıklama çabasını gütmüştü. Peki, saçmalık nasıl ortaya çıkar? Normalde saçmalıklar anlık tezahürlerdir, birden bire ortaya çıkmasına rağmen hayal dünyasının ilerleyiş biçiminde saçmalık nasıl ortaya çıkmaktadır? Aslında bunun için çağ yani zaman prensibine bakmak gerekmektedir. Zaman geri devinimi olamayacak kadar ilerleyen kesintisiz ve tekrarsız bir devinimdir. Çünkü yeni gelen çağ, artık hep eskiyi kapatan bir ilerlemedir ve bunu algılayamayan insan ise, kendi dışındaki insanlığın bazen dramı, bazen de yarasıdır. Cervantes’in yarattığı Don Kişot karakteri, tavan arasında bulduğu eski-püskü bir zırh ve kılıç ile kendini savaşçı zanneden bir adamın hikâyesidir. Hatta yel değirmenine hayalindeki anlamı yükleyip saldıran Don Kişot, turp dişleyip portakal bıçaklayan zekânın da sanıyorum ki ilk prototipi olarak Cervantes tarafından daha modernitenin şafağı sökmeden keşfedilmişti. Don Kişot’un mucizevi varlık olan Rosinante isimli atı ve elde etmek istediği ülküsel sevgilisi Dulcinea vardı o romanda… Herhalde, bugünkü manada elindeki vasıtayı ya da gücü, aynı Don Kişot’un gerçekte sütçü beygiri olan Rosinante’si kadar abartan ve elde etmek istediği hedeflerin ise en az aziz Dulcinea kadar hayali olduğunu fark edemeyen Don Kişotlar kuşatmış etrafımızı… Artık motorunu üretmediğimiz tanklarımızdan tutun da göklerde uçan uçağımıza kadar(!) Hatta bunların,  örgütlenerek çoğunluğa dönüştüğü bir yerde ve dahi bunların iktidarında yaşadığımı hissediyorum her ne hikmetse… Çünkü Cervantes’in bir tane Don Kişot’u vardı, sağ olsun bizim zamanımız Don Kişot enflasyonu yaşıyor ve daha acı olan ise hepsi birbiriyle örgütlü. Örgütlü Don Kişotların, örgütlü cehaleti çağındayız… Nasıl ki, Don Kişot, hayal dünyasıyla kendi çağının toprak sahiplerini siyasilerini, onlara sağlayacağı fayda ile ele geçirebiliyorsa günümüz Don Kişotları da günümüz de, parti liderlerinin vazgeçilmezi olmuş durumda… Örgütlü cehalet istiyor, parti lideri kelle alabiliyor. Eski püskü kalkanı büküldüğünde, çamaşır kazanı kapağını kalkan gibi kullanan, başındaki tulga parçalandığında başına berber tasını geçiren ve aynadaki gerçekliğine bakınca hayali manada mükemmel bir şövalye gören Don Kişot kadar; alt yapısız, yarı göbekli vatan evlatlarının, kitle iletişim araçları ve diziler yoluyla hipnoz edilerek Don Kişotlaştırıldığı süreçler bunlar… Peki ya Don Kişotlaştıramadıkları bir kısım yandaş ne olacak? Aslında çözüm basit: Onlar da Sanço Panzalaşacak! Meşhur berber Sanço Panza… Gamsız, tasasız ve maceraperest Sanço Panza… Cehalette Don Kişot’tan daha cahil ama onun kadar romantik olmayan; fırsatçı, faydacı bir taşra kurnazı. Aslında efendisi Don Kişot’un saçmaladığını bilse de, o olmaksızın, maceraya atılamayacağı için onun davasını sadece karısına karşı ödünç alır ve karısından bu sayede uzaklaşmanın yolunu bulur. Aynı günümüzdeki bir takım yandaşın, Cumhuriyetçi seçmene karşı bunların davasını ödünç aldığı gibi. Sanço Panza, Don Kişot’a inanmaz ama Don Kişot sayesinde karnı doyar, ısınır. Don Kişot, onun için, çalışmaya ihtiyaç duymadan elde ettiği beslenme ve ısınma imkânıdır. Her şeyin farkında olduğu halde susar, efendisi eleştirildiğinde, yalancı şahitlik yapar, efendisinin abartılı hikâyelerini, bir de kendi abartarak bire bin katarak yayar. Çünkü inanmış gibi yaptığı davası üzerinden tüm sorumluluklarından kurtulmuştur; karısından, geçim derdinden ve birçok şeyden… Aslında basittir Cervantes’in derdi… Cervantes eski çağların dirilemeyeceğini Meczup Don Kişot üstünden gösterir bizlere… Don Kişot’un amacı için, her ne kadar eski çağları yeniden diriltmek desek de, kendi çağının insanlarından kurtulmak, hikâyelerdeki mükemmelliğe sığınmak, oralara kaçmak gerçek amaçtır. Hâlbuki efsaneler, hikâyeler sadece insanların mükemmel yanlarıyla anlatıldığı kandırmacalardan ibarettir. Kaldı ki yaşanmış bir mükemmellik varsa dahi eski çağ çoktan yaşanıp bitmiştir, yeni gelen çağ bambaşka bir çağdır. Gelgelelim ki, Don Kişot’a bir müddet toprak sahipleri destek verir. Hem de ona inanmadıkları halde, inanmıyorlardı ama fayda sağlama ihtimalleri vardı. Çünkü Don Kişot’un hikâyesi çoktan yaşanıp bitse de şövalyelik, toprak esaslı feodal sisteme dayanmakta idi. Böylece yeni yasalar şövalyeliğe imkân vermese de, Don Kişot üzerinden eski rejim ayakta kalıyordu ve toprak sahipleri bunu ahlak kıstası gibi sunarak hukuku esnetebiliyordu. Kullanılıyordu eski zamanları diriltmek isteyen Don Kişot… Ancak tam da bunu anlamayan cahil romantiğe Don Kişot denir, bunun farkında olduğu halde bundan sebeplenen çıkarcı-faydacı cahile ise Sanço Panza denir(!) Her ikisini kullanana da ekonomi baronları! Hikâye gereği bunlar belki de sadece birer kişi olarak sembolleşmiştir ama bugün en az, onlarca Don Kişot, tonlarca Sanço Panza var… Kent soylu romantik Don Kişotlarımız ve kır soylu pragmatist köylülerimiz sadece bize mi has? Hayır canım ne münasebet! Bütün dünya Don Kişotlaşıyor... Irak’a savaş ilan ederken Eski Çağları diriltmek adına “Crusade” yani “Haçlı Seferi” diyen kişi de dünya devi bir ülkenin lideri olarak Amerikan Başkanı Bush idi. Nasılsa mazi, hep rejimleri kutsamak adına pürüzsüz anlatılıyor. Mazi mükemmeldi diye anlatılan her hikâyede, her ne hikmetse, ilerlemek yerine eskiye dönmeye çalışan insan kitleleri görüyoruz. Çünkü bunlar kolay yönetiliyor ve yönlendiriliyor. Don Kişotlar tetik düşürüyor, Sanço Panzalar alkışlıyor ve hizmet ediyor, feodal bey görünümlü ekonomi baronları ise bu faaliyeti sikkeye çeviriyor. Aslında çağ değişiyor, araçlar gereçler değişiyor ama insanın haris doğası ve çıkarcılığı ile ilgileri, istekleri, beklentileri değişmiyor. Sırf bu nedenle insan denen hastalıklı yapı yüzünden çıkarcılığın değişmez doğasını tarihin tekrarını sanıyoruz. Eee? Ne diyordu büyük Mehmet Akif: “Geçmişten adam hisse kaparmış. Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? ‘Tarih’i "tekerrür" diye ta'rif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?..” Aslında ne çağ aynı ne de zaman. Ancak ibret almayan insan her yerde ve her şartta aynı… Molieré’in “Cimri”sine, Jonathan Swift’in “Yalancı Gulliver”ine bile razı olası geliyor insanın... Hatta Goethe’nin “Dr. Faust”u o kafa karışıklığına rağmen ödül gibi gelir, Ancak çağımızın Don Kişot kılıklı örgütlü cehaleti, Sanço Panza kılığındaki örgütlü destek çetesi karşısında… Dikkat edin hayalperest Don Kişot her kim ise itham ediyor akıl sahiplerini, ya da düşmanı tanımlıyor. Her ne kadar verdiği tanımlar yalan yanlış da olsa, Sanço Panzalar ise hemen itibar cellatlığına, haysiyet suikastına soyunuyor rezilce! Bu cellatlık ile efendileri Don Kişot’ların saçma iddialarını meşrulamak adına davranıyor ve gerçeğin acımasızca ırzına geçiyor her seferinde… Bize 400 küsur sene öncesinden, gösterdiğin insan doğası ve aydınlanmaya yaktığın “mum” için teşekkürler Cervantes! Maziyi bazen roman içinde okusanız da, ROMAN gibi okumamak lazım… Gerçekliğin ironisi anca bu kadar güzel yapılabilirdi… Twitter: https://twitter.com/fatihdogrucan Facebook: https://www.facebook.com/mehmetfatih.dogrucan
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA