Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 18-05-2020 20:07
Güncelleme : 28-08-2020 17:03

Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler

Birçok başka toplumda olduğu gibi bizim toplumuzda da milliyetçi dünya görüşünü savunan kesimler geçmişe çok fazla bağlıdırlar

Birçok başka toplumda olduğu gibi bizim toplumuzda da milliyetçi dünya görüşünü savunan kesimler geçmişe çok fazla bağlıdırlar. Geçmişin kavgalarını sürdürmeyi geleceği inşa etmeyi düşünmekten çok daha fazla önemseyen böyle bir kafa yapısı ne yazık ki Türk milliyetçileri arasında da epeyce fazladır, ne yazık ki bu durum hem ülkemize ve hem de Türk milliyetçiliğine çok büyük zarar vermektedir.

Geçmiş elbette önemlidir, lakin geçmişe takılıp kalıp, geçmişte yaşamak bugünkü yahut da gelecekteki herhangi bir sorunumuzu çözmez. Atalarımızın başarıları ile övünüp, başarısızlıklarına mazeret üretmekle harcadığımız zaman ve enerji aslında milletimizi değişen dünya koşullarına hazırlamak için harcamamız gereken zaman ve enerjiden çalınmaktadır.

Geçmişi bir laboratuvar olarak değerlendirerek tarihi olaylardan ders çıkarmak ve geleceğe yönelik tedbir ve stratejilerimizde kullanmak elbette çok önemlidir. Fakat bu sadece bir yöntemdir, bunu bir takıntı haline getirmek hiçbir yarar sağlamaz. En temelinde milliyetçi ideolojinin geleceğe yönelik bir düşünce biçimi olduğunu unutmamalıyız. Milliyetçi ideoloji en temelinde milletin egemenlik haklarını tesis etmeyi, milletin güç ve refahını arttırmayı, milletin bu günkü ve gelecekteki menfaatlerini koruyup kollamayı hedeflemektedir.

Farklı siyasi veyahut ekonomik yöntem ya da stratejiler ile bir milletin hak ve menfaatleri koruyup kollanabilir, gücü ve refahı arttırılabilir. Bir milliyetçi nasıl geçmişe takılı yaşamamalı ise aynı şekilde herhangi bir yol ve yönteme de takılı kalmamalıdır. Dünya koşullarının her daim değişebileceğini, farklı dönemlerde farklı yol ve yöntemlerin ön plana çıkıp, daha kullanışlı bir hal alabileceğini göz önüne almalıdır. Hangi koşulda hangi siyasi, ekonomik strateji, yol ya da yöntemin kullanılacağı rasyonel akıl ve bilimsel metodun rehberliğinde, milletini seven, milletinin hak ve menfaatlerini korumak için çaba gösteren insanlar tarafından belirlenmelidir.

Özellikle milli egemenliğin söz konusu bile olmadığı dönemlerden kalma olay ve anılara takılı kalmak, o dönemde iktidar olan egemenlerin başarıları ile avunmak, ya da başarısızlıklarına mazeret üretmeye çalışmak bir milliyetçi için oldukça tuhaf bir durumdur. Unutulmamalıdır ki millet kavramı modern çağlara ait bir kavramdır ve milli egemenlik feodal egemenlerin elinden çoğu zaman da savaşılarak, kan ve can pahasına koparılıp alınmıştır. Milliyetçilerin geçmişte verilen bu egemenlik mücadelesini unutarak, milli egemenliği tanımayan, egemenliği şahsında ya da hanedanında toplayan tarihi şahsiyetlere övgü düzüp durarak oyuncaklanması, böyle bir geçmişe takılıp kalması, milliyetçi kesim ve milliyetçi düşünceyi pasifize eden en önemli unsurdur.

Bu çerçevede Türk milliyetçileri de geçmişte yaşamaktan, geçmiş kavgalara takılı kalmaktan kendilerini kurtarmalı, acilen geleceğe ve geleceğin dünyasında Türk milletinin hak ve menfaatlerini nasıl, hangi yol ve yöntem ile koruyup kollayabileceklerine odaklanmaya başlamalıdırlar.

Türk milliyetçileri asli görevlerinin Türk milletinin geleceğini inşa etmek, Türk milletinin gelecekteki hak, menfaat ve gücünü koruyacak önlemleri almak olduğunun idrakinde olmalıdır.

Geçmiş geçmişte kalmıştır, geçmişi değiştirmek mümkün değildir, lakin geleceği inşa etmek mümkündür ve milliyetçi ideolojiyi benimseyen herkesin en temel hedefi de bu olmalıdır.

Günün koşullarını idrak edip geleceği inşa etmeyi kendine hedef ve görev haline getirmeyen bir milliyetçi düşünce hiçbir şekilde milletine hizmet edemeyecektir. Son söz olarak şunu da söyleyeyim ne Atila ne Fatih ve hatta ne de Mustafa Kemal mezarlarından çıkıp gelip bu gün Türk milletinin geleceğini inşa etmek için bir şey yapamazlar! Türk milleti için güçlü ve müreffeh bir gelecek inşa edilecekse, bu görev bugün biz yaşayan Türk milliyetçilerinindir! Bu görevimizi ihmal etmemiz ya da savsaklamamızın bedelini ise sadece bugün yaşayan bizler değil aynı zamanda gelecek Türk nesillerinin de ödeyeceğini asla unutmamalıyız…


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA