M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 13-08-2020 23:11
Güncelleme : 28-08-2020 13:11

Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler

İngiliz ve Amerikan edebiyatlarının en güzel şiirleri değil belki, ama Anglo-Sakson geleneğinin şiirlerini anlamak, inceliklerini öğrenmeye başlamak isteyenler için güzel bir girizgah olacağını düşündüm, paşa keyfim öyle bildiği için böyle bir seçki kaleme aldım

İngiliz ve Amerikan edebiyatlarının en güzel şiirleri değil belki, ama Anglo-Sakson geleneğinin şiirlerini anlamak, inceliklerini öğrenmeye başlamak isteyenler için güzel bir girizgah olacağını düşündüm, paşa keyfim öyle bildiği için böyle bir seçki kaleme aldım.

10. Peter’in Ağıdı

Here lies the preacher, judge, and poet, Peter Who broke the laws of God, and man, and meter. “Burada vaiz, yargıç ve şair Peter yatıyor / Ayeti, kanunu ve vezni çiğnemişti” şeklinde çevirebiliriz. Şiirin formu “elegiac couplet”. İngiliz şiirinde bizim divan edebiyatımızdaki aruza benzer şekilde, kelimelerin vurgulu hecelerinin sıralanmasına dayalı bir vezin vardır; yazıyı teknik ve sıkıcı bir hale getirmemek adına uzun uzadıya açıklamayacağım. Bu elegiac couplet’ye biz mersiye beyti diyebiliriz. Belli bir vezinde, ikilik olarak yazılır; ilk dizede vurgu ve ses majör notalar gibi bizi yükseltir, ikinci dizede ise hüzünlü bir iniş varır. Özellikle komik olan bir örneği seçtim; Peter namlı zatın mezarına bu beyti yazmışlar, vaizliği de, hakimliği de, şairliği de kötüymüş. İkinci dizede son sözcük “metre” şeklinde imla edilmeliydi ama kafiye göze de hitap etsin diye meter yazdım.

Tolkien’in Legendarium’unda tek örneğini gördüğümüz “Linnod” da böyledir, şairimizin gerçek evrendeki mersiye beyitlerini ödünç almasıdır: “Onen i-estel edain / U-chebin estel anim…” Yalnızca Anglo-Sakson geleneğine mahsus olmayan bu mersiye beyitleri, ta Greko-Romen kültürden beri Avrupa’ya yayılmış. Bu form, etkileyici bulduğumuz birçok şiirin altında yatan iskelet gibidir. Bizde örneği olmadığından anlamamız zor ama vaktiyle Sir Christopher Lee ölmüştü, ben de arkasından bir elegiac couplet yazmaya çalışmış, maalesef becerememiştim. Ham halini, boktan da olsa, paylaşmak istedim: “May he forever ride his steed along with the Odin's Horde, yelling the war cry with his enchanting bass voice.” Yabancılar epey beğendiler, zira kafiye ve vezni tam tutturamamış olsam dahi, alıştıkları elegiac couplet sesi bu anma ifadesinde az çok kendini gösteriyordu. Yani ben sözcüklerle çok mahir oynadığımdan değil, alışık oldukları bir formu duydukları için beğenmişlerdi.

9. Deli Kızın Aşk Şarkısı

Sylvia Plath aslında damağıma ve dimağıma pek uygun bir şair değil fakat birkaç şiirini pek severim. Every woman adores a fascist” dizesini şerh için müstakil bir yazı yazmıştım, mesela. Fakat Mad Girl’s Love Song şiirini alacağım buraya; iki sebepten. İlki malum, şiir çok güzel. İkincisi de, epey sevdiğim bir forma örnek teşkil etsin diye, Villanelle… Her ne kadar kafiyelerde yer yer küçük kusurlar olsa da.

Burada biraz teknik bilgi vermem gerekiyor, çünkü Sylvia Hanım’ın ve Villanelle yazmasına rağmen bizi büyülemeyi başaran diğer şairlerin ne zor bir işin altından kalktıklarını ancak böyle görebiliriz. Bir Villanelle'de 19 mısra (5 üçlük, bir dörtlük), her mısrada aynı sayıda (genelde on) hece, yalnızca 2 kafiye vardır. Üstelik 2 mısra şiir boyunca belirli aralıklarla aynen tekrar edilir.

Kafiye düzeni çok katı bir şekilde belirlenmiştir, şöyle: a1-b-a2 / a-b-a1 / a-b-a2 / a-b-a1 / a-b-a2 / a-b-a1-a2

I shut my eyes and all the world drops dead;
I lift my lids and all is born again.
(I think I made you up inside my head.)  

The stars go waltzing out in blue and red,
And arbitrary blackness gallops in:
I shut my eyes and all the world drops dead.  

I dreamed that you bewitched me into bed
And sung me moon-struck, kissed me quite insane.
(I think I made you up inside my head.)  

God topples from the sky, hell's fires fade:
Exit seraphim and Satan's men:
I shut my eyes and all the world drops dead.  

I fancied you'd return the way you said,
But I grow old and I forget your name.
(I think I made you up inside my head.)  

I should have loved a thunderbird instead;
At least when spring comes they roar back again.
I shut my eyes and all the world drops dead.
(I think I made you up inside my head.)

Uzun şiirlerin çevirisini maalesef yapamayacağım.

Ayıptır söylemesi ben de bir Villanelle kaleme almıştım, Türkçe nasıl oluyormuş bakmak için tıklayınız.

8. Wulf and Eadwacer

Türk şiirine ilgi duyan birine herhalde Divan-ı Lügat-it Türk gibi kaynaklardan bildiğimiz eski şiirleri de gösterirdik; sesin, usulün, üslubun evrimini görsün diye. Wulf and Eadwacer, Eski İngilizce bir şiir; Angılların Sakson olduğu zamanların şiiri. İngilizce bilen ve İngilizce şiire merak duyan okurun zihninde, İngilizcenin sabıkasının ne olduğuna dair bir imaj uyansın diye paylaşıyorum. Aşağıya metni koyacağım, burada yerden kazanmak için, bu şiire dair yazdığım müstakil yazının bağlantısını bırakmakla yetineyim.

Epey tartışmalı bir anlamı vardır; mezkur bağlantıda şiirin kelime kelime analiz edildiği kaynağa atıf da var.

Lēodum is mīnum / swylce him mon lāc gife;
willað hȳ hine āþecgan / gif hē on þrēat cymeð.
Ungelīc is ūs.

Wulf is on īege / ic on ōþerre.
Fæst is þæt ēglond / fenne biworpen.
Sindon wælrēowe / weras þǣr on īge;
willað hȳ hine āþecgan / gif hē on þrēat cymeð.
Ungelīc is ūs.

Wulfes ic mīnes wīdlāstum / wēnum hogode,
þonne hit wæs rēnig weder / ond ic rēotugu sæt,
þonne mec se beaducāfa / bōgum bilegde,
wæs mē wyn tō þon / wæs mē hwæþre ēac lāð.

Wulf, mīn Wulf! / wēna mē þīne sēoce gedydon
þīne seldcymas, murnende mōd / nales metelīste.
Gehȳrest þū, Ēadwacer?
Uncerne eargne hwelp bireð wulf tō wuda.
Þæt mon ēaþe tōslīteð
þætte nǣfre gesomnad wæs,
uncer giedd geador.

7. Lenore

Poe’dan The Raven’ı seçeceğimi umdun değil mi sevgili kaari? Hayır elbette. Lenore’u seçeceğim. Edgar Allan Poe sevgim öyle derin ki, onun anısına çıkan bir albümde, Elenore diye bir şarkı var. Poe’yu taklit ederek yazıldığı belli (üstelik Christopher Lee okuyor), ama epey mahir bir taklit olmuş. Yazarını bulmak için yıllardır didinirim. Sağ olsun sevgili dostum Ömer Faruk Engin sayesinde albümün orijinalini buldum, Marc Sieper imiş.

Lenore’a dönersek, şiir Poe’nun yeteneğinin zirvesine çıktığı eserlerden biri. Aliterasyonlar, iç kafiyeler, kafiye örgüsü; tam vezin kullanmasa dahi kulağa ses açısından vezinli gelmesi… Üstelik muhteşem bir anlam, muhteşem bir tasvir yeteneği…

Ah broken is the golden bowl! the spirit flown forever!
Let the bell toll!--a saintly soul floats on the Stygian river;
And, Guy De Vere, hast thou no tear?--weep now or never more!
See! on yon drear and rigid bier low lies thy love, Lenore!

Come! let the burial rite be read--the funeral song be sung!--
An anthem for the queenliest dead that ever died so young--
A dirge for her the doubly dead in that she died so young.

"Wretches! ye loved her for her wealth and hated her for her pride,
"And when she fell in feeble health, ye blessed her--that she died!
"How shall the ritual, then, be read?--the requiem how be sung
"By you--by yours, the evil eye,--by yours, the slanderous tongue
"That did to death the innocent that died, and died so young?"

Peccavimus; but rave not thus! and let a Sabbath song
Go up to God so solemnly the dead may feel so wrong!
The sweet Lenore hath "gone before," with Hope, that flew beside
Leaving thee wild for the dear child that should have been thy bride--
For her, the fair and debonair, that now so lowly lies,
The life upon her yellow hair but not within her eyes--
The life still there, upon her hair--the death upon her eyes.

"Avaunt! to-night my heart is light. No dirge will I upraise,
"But waft the angel on her flight with a Pæan of old days!
"Let no bell toll!--lest her sweet soul, amid its hallowed mirth,
"Should catch the note, as it doth float up from the damnéd Earth.

"To friends above, from fiends below, the indignant ghost is riven--
"From Hell unto a high estate far up within the Heaven--
"From grief and groan, to a golden throne, beside the King of Heaven."

Şiirin çevirisini koymayacağım zira çok yer kaplayacak, ama kötü bir çevirisini, taa ilk hasbıhal yazısından alıp buraya koyacağım, tıklayınız. Aliterasyon demişken, eski Kuzey Cermenik şiirinde, şiir genelde aliteratif dizelerle kurulurdu. Kelime sonu kafiyesi değil, kelimelerin başındaki seslerin tekrarı ahenk hissini yaratıyordu. Poe’da aliterasyon bol bulunur, üstelik L harfine aşık bir adamdır.

6. Paradise Lost

Milton’u anmadan olur mu! Olmaz. Aşağıya, upuzun destanı Kayıp Cennet’ten en sevdiğim pasajı koyup biraz anlatayım:

Sight hateful, sight tormenting! thus these two,
Imparadised in one another's arms,
The happier Eden, shall enjoy their fill
Of bliss on bliss; while I to Hell am thrust,
Where neither joy nor love, but fierce desire,
Among our other torments not the least,
Still unfulfilled with pain of longing pines.
Yet let me not forget what I have gained
From their own mouths:  All is not theirs, it seems;
One fatal tree there stands, of knowledge called,
Forbidden them to taste:  Knowledge forbidden
Suspicious, reasonless.  Why should their Lord Envy them that? 
Can it be sin to know? Can it be death? 
And do they only stand By ignorance? 
Is that their happy state, The proof of their obedience and their faith?
O fair foundation laid whereon to build
Their ruin! hence I will excite their minds
With more desire to know, and to reject
Envious commands, invented with design
To keep them low, whom knowledge might exalt
Equal with Gods: aspiring to be such,
They taste and die:  What likelier can ensue
But first with narrow search I must walk round
This garden, and no corner leave unspied;
A chance but chance may lead where I may meet
Some wandering Spirit of Heaven by fountain side,
Or in thick shade retired, from him to draw
What further would be learned. 
Live while ye may, Yet happy pair; enjoy, till I return,
Short pleasures, for long woes are to succeed!

Bu kafiyesiz şiirde, iambic pentameter’ı keşfedeceğiz, onu keşfettiğimizde İngilizce edebiyatın yarısını zaten anlamış olacağız. Iamb bir ölçü, ayak da diyorlar buna, bir ayakta bir vurgulu, bir vurgusuz iki hece var ve bunlardan beş adedi birbirini takip edince, en basit haliyle, buna iambic pentameter deniyor. Milton’un eseri, blank verse formunda yazılmış, yani ölçü var, kafiye yok. (Bizde de aruzla yazan şairlerde vardır bu, nadir de olsa. Zannediyorum Yahya Kemal’de birkaç güçlü örnek vardı.) Ahenk büsbütün ölçüyle sağlanıyor, kafiyenin işlevine hiç başvurulmuyor.

5. The Last of the Light Brigade

Bazı şiirler vardır, farklı dillerdeki edebiyatlarda kardeştirler. Meşhur The Charge of the Light Brigade, mesela, Yahya Kemal’in “Mohaç Türküsü” ile kardeş değil midir? Light Brigade, yani hafif tugay, İngiliz ordusundaki hafif süvari tugaylarının genel ismi, ancak Kırım Savaşı'nda, Balaklava Muharebesi'nde düşman saflarına delice (ya da aptalca) bir hücum düzenleyen meşhur tugay, The Light Brigade diye anılır. Efendim hikaye şu, mezkur muharebede hafif süvari tugayımız emirleri yanlış anlayarak, çekilmekte olan Rus topçu bataryalarına değil, sağlam tahkim edilmiş, hakim bir mevzide konuşlu bir başka Rus topçu bataryasına doğru hücuma kalkmıştır. Bu delice, yahut aptalca bir iştir, ancak emirleri sorgulamamışlar, top ateşi altında düşman mevzilerine girmişlerdir.

Daha sonra çekilmek zorunda kalsalar da, emirlere (ya da emir sandıkları şeye) sadakatleri ve kesin ölüm ihtimaline rağmen gösterdikleri atılganlık, bu hücumu popüler etmiştir. Alfred Tennyson’un yukarıda andığım şiiri, bu hücumu konu alır. Ama benim sevdiğim, başlıktaki şiir, aynı birliği konu alıyor; o birlikten geriye kalan son gazilerin hikayesi. İşte bu şiir, Atsız’ın Topal Asker şiirinin kardeşidir, ruh ikizidir. Kipling o muhteşem üslubuyla, kahramanlığın öteki yüzünü göstermiş bize:

There were thirty million English who talked of England's might,
There were twenty broken troopers who lacked a bed for the night.
They had neither food nor money, they had neither service nor trade;
They were only shiftless soldiers, the last of the Light Brigade.  

They felt that life was fleeting; they knew not that art was long,
That though they were dying of famine, they lived in deathless song.
They asked for a little money to keep the wolf from the door;
And the thirty million English sent twenty pounds and four !  

They laid their heads together that were scarred and lined and grey;
Keen were the Russian sabres, but want was keener than they;
And an old Troop-Sergeant muttered, "Let us go to the man who writes
The things on Balaclava the kiddies at school recites."  

They went without bands or colours, a regiment ten-file strong,
To look for the Master-singer who had crowned them all in his song;
And, waiting his servant's order, by the garden gate they stayed,
A desolate little cluster, the last of the Light Brigade.  

They strove to stand to attention, to straighen the toil-bowed back;
They drilled on an empty stomach, the loose-knit files fell slack;
With stooping of weary shoulders, in garments tattered and frayed,
They shambled into his presence, the last of the Light Brigade.  

The old Troop-Sergeant was spokesman, and "Beggin' your pardon," he said,
"You wrote o' the Light Brigade, sir. Here's all that isn't dead.
An' it's all come true what you wrote, sir, regardin' the mouth of hell;
For we're all of us nigh to the workhouse, an' we thought we'd call an' tell.  

"No, thank you, we don't want food, sir; but couldn't you take an' write
A sort of 'to be continued' and 'see next page' o' the fight?
We think that someone has blundered, an' couldn't you tell 'em how?
You wrote we were heroes once, sir. Please, write we are starving now."  

The poor little army departed, limping and lean and forlorn.
And the heart of the Master-singer grew hot with "the scorn of scorn."
And he wrote for them wonderful verses that swept the land like flame,
Till the fatted souls of the English were scourged with the thing called Shame.  

They sent a cheque to the felon that sprang from an Irish bog;
They healed the spavined cab-horse; they housed the homeless dog;
And they sent (you may call me a liar), when felon and beast were paid,
A cheque, for enough to live on, to the last of the Light Brigade.  

O thirty million English that babble of England's might,
Behold there are twenty heroes who lack their food to-night;
Our children's children are lisping to "honour the charge they made - "
And we leave to the streets and the workhouse the charge of the Light Brigade!

Evet, sevgili kaari, şimdi bir bencillik edeceğim. Listenin ilk beşini, bir sonraki yazıya bırakıyorum. Ama sor bir defa, neden? TamgaTürk’ün kıymetli gönüllüleri ellerinden geleni yapıyorlar, projemizi yaşatıyorlar. Fakat aralarından ikisini artık tam zamanlı işe aldık, 3 arkadaş daha almak istiyorum. Bunun için bize elbette para gerekiyor. Bu yüzden, Patreon bağış hesabımıza 50 bağışçı kaydolduğunda yazımızın devamını getireceğim. Yapacağınız küçük bağışlar, Türk milliyetçisi gençlere yol, su, elektrik olarak dönecektir. Bağış yapmak için lütfen tıklayınız.

 

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA