Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 06-11-2020 09:51

Her Deprem Bir Sınavdır

Evet, her deprem bir sınavdır lakin ilahi bir sınav değil, bir mühendislik ve ekonomi sınavıdır.

Depremler yağmurun yağması, rüzgarın esmesi yahut da güneşin doğması gibi tekrarlanan doğal fenomenlerdir. Jeoloji bilimi sayesinde depremlerin nerede, hangi şiddette ve hangi zaman aralıkları ile tekrarlanacağı açık ve net olarak bilinmektedir. Belki de depremler ile ilgili tek bilinmeyen şey depremin günü ve saatidir.

Diğer yandan dünyanın bugün gelmiş olduğu bilim ve teknoloji seviyesinde yıkıcı şiddetteki depremlerin nerelerde olabileceğini bilip buralarda yapılaşmaktan kaçınmamız, yapı yapmak zorunda kaldığımız da ise olabilecek en şiddetli depremlere dahi dayanabilecek güçte yapılar yapmamız mümkündür.

Elbette burada depremlere dayanabilecek yapılar yapmanın teknolojik boyutu yanında birde ekonomik boyutu olduğunu, daha güçlü binaların daha kaliteli beton ve çelik kullanılarak yapılmasının inşaat maliyetlerini yükselttiğini, binaların daha pahallıya mal olduğunu da gözden kaçırmamamız gerekmektedir. Bu tip yapılar inşa etmek doğal olarak bir ekonomik güç meselesi olmaktadır.

Depremlere dair bütün bu bilinenlere rağmen dünyanın birçok bölgesinde olan depremler ağır can ve mal kayıplarına yol açabilmektedir.

Teknolojik bir eksiğimiz olmadığına göre, depremlerde can ve mal kayıplarını neden engelleyemiyoruz sorusu cevap bulunması gereken temel sorudur.

Dikkat edilirse depremlerin daha ziyade yoksul ülkelerde ya da ülkelerin yoksul kesimlerinde daha fazla hasara ve can kaybına yol açtığı görülür.

Bunun sebebi yoksulların deprem tehdidine açık bölgelerde, deprem tehdidine dayanıksız, ucuz binalarda barınmak ve çalışmak zorunda kalmalarıdır.

Bu noktada karşımıza çıkan cevap teknolojik değil, ekonomiktir.

Ekonomisi güçlü ülkeler deprem ve benzeri afetlere karşı daha güvenli yerlerde, daha güvenli binalar inşa edebilirken ekonomisi zayıf ülkeler ancak yurttaşlarının başını sokabileceği ucuz ve dayanıksız konutlar ya da iş yerleri inşa edebilmektedirler.

İşte tam da bu yüzden depremler ile savaşmak için önce yoksulluk ile savaşmak gerekmektedir.

Bu noktada yoksulluğun yanına bir de yolsuzluk unsurunu eklememizde fayda olacaktır. Binaların inşaatına izin vermek ve bu inşaatları kontrol etmekle görevli otoritelerin görevlerini hakkı ile yerine getirmesinin önündeki en önemli faktör yolsuzluktur. Özellikle az gelişmiş ülkelerde denetlenmeyen ve yargı erkinden korkmayan müteahhitler o ya da bu şekilde denetçileri etkileyerek kendilerine ciddi mali yükler getiren ama depreme karşı binaların dayanıklılığını sağlayan pahalı teknolojileri kullanmaktan kaçınabilmektedirler.

Bu ülkede hepimiz inşaatlarda eksik demir ve çimento kullanıldığı dedikodusunu duymuşuzdur. Bir inşaatı yaparken teknik şartname ve projede belirlenen malzemeden eksiğini kullanmanın taammüden seri cinayet işlemek kadar büyük bir suç olması gerekirken, bir çok inşaat yapan bu suçu işlemekte ve sonuçta herhangi bir yaptırım ile de karşılaşmamaktadır. İşte sorunun en büyük ve derin kısmı buradadır, müteahhit, bürokrat, politikacı üçgeninde dönen büyük mali imkanlar bu suçun ortaya çıkarılmasını ve cezalandırılmasını nerede ise imkansız bir hale getirmektedir. Belki de sorunu çözmeye başlamanın ilk adımı burada atılmalı, inşaat sektöründeki habis yolsuzluk uruna ilk neşter burada vurulmalıdır.

İnanın gerisi çok daha kolay olacaktır, kentsel rant yaratmak ile ortaya çıkarılan muazzam mali imkanlar denetim altına alınıp, inşaat yapanlar ve inşaat sahiplerinin bürokrasi ve siyaset ile olan bağları, tarafsız ve bağımsız bir yargının gözetimine alınınca bu cerahat hızla kuruyacaktır.

Deprem sorununun bir diğer boyutu da imar rantıdır, imar rantı yüzünden asla ve kata imara açılmaması gereken depreme çok hassas coğrafyalar imara açılmakta babadan kalma tarlası bir günde beş on misli değerlenen insanların oluşturduğu politik baskı aşılamamaktadır.

Elbette burada bir de imar değişikliğini önceden haber alan, tabiri caizse “insider trading” suçunu işleyen ve arsa kapatan mafyatik oluşumlar vardır. Bu etken sorunu daha da derinleştirmekte, özellikle büyük kentler asla yapılaşmaması gereken bir şekilde genişlemektedir. Bunu engelleyecek mali ve hukuki önlemler de muhakkak acilen alınmaktadır.

Biliyoruz ki depremlerde nerede ise daima güvensiz binalarda yaşamak ya da çalışmak zorunda kalan yoksullar ölür, yoksulluğun pençesinde kıvranan insanlara birde deprem kabusu yaşatmamak tüm yöneticilerin asli görevidir.


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -2- 05-04-2021 10:13 Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -1- 19-03-2021 09:52 Dokunulmazlıklar Sorunu 03-03-2021 09:24 Anayasa ve Laiklik İlkesi 15-02-2021 09:53 Dil Meselesi 07-02-2021 08:55 Ankara'nın Ruhu 31-01-2021 10:58 Laiklik Nedir Ne Değildir 23-01-2021 11:41 Özgürlük 15-01-2021 15:11 Karanlık Fabrikalar Geliyor 08-01-2021 10:21 Türkçe Ezan Meselesi 25-12-2020 10:43 Seçme Saçmalar 19-12-2020 14:04 Şeriat Bizim Hukukumuz mudur? 11-12-2020 13:47 Osmanlıcılık Oynayarak Türk Milliyetçisi Olunamaz 04-12-2020 14:55 Ahlak Meselesi 27-11-2020 10:47 Sözde Değil Özde Demokrasi 23-11-2020 10:44 Kapitülasyonlar Meselesi 13-11-2020 10:22 Her Deprem Bir Sınavdır 06-11-2020 09:51 Cumhuriyet 29-10-2020 16:15 Eğitim Reformu Nasıl Olmalı 23-10-2020 10:32 Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Roma, Veba ve Göçebeler 26-03-2020 20:05 Kamusal Sağlık ve Kamu Sağlığı 19-03-2020 20:58 Göçebe Köklerimiz 13-03-2020 20:00 Milliyetçilik ve Hilafet Meselesi 06-03-2020 20:02 Türk Kimdir, Türk Tarihi Tezi Nedir 27-02-2020 20:02 Türk-İslam Sentezi Mümkün mü 20-02-2020 20:02 Yeni Toplum Yeni İktidar 14-02-2020 10:18 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA