izmir escort instagram takipçi satın al izmir escort antalya escort bursa escort porno izle izmir escort antalya escort takipçi satın al instagram takipçi satın al instagram takipçi kasma
Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 23-01-2021 11:41

Laiklik Nedir Ne Değildir

İnsanlık bin yıllar boyunca “ben asil kandan geliyorum” ve “beni tanrı seçti” yalanları üzerine bina edilmiş hanedan egemenlikleri altında ve son derecede adaletsiz bir şekilde yönetilmiştir.

Aydınlanma çağı ile birlikte bilimsel bilginin yaygılaşması ve genel kabulü sonucunda bu adaletsiz düzen hızla çökmeye başlamıştır.

Biyolojik keşifler sonucunda insan türünün evrim geçirmiş bir memeli canlıdan ibaret olduğunun keşfedilmesi ve insan kanları arasında “asil” olarak tanımlanabilen bir kan grubu olmadığının, asil olma iddialarının tamamen bir sosyo-politik kuraldan ibaret olduğunun anlaşılması bu iddiayı dayanaksız kılmıştır.

Asil olma iddiası taşıyan insanların da sıradan insanlar gibi birer ölümlü olması, onların ekonomik, siyasi ve hukuki haklarının neden diğer insanlara göre ayrıcalıklı olduğunun sorgulanmasına yol açmış ve bu ayrıcalıklar üzerine bina edilmiş tüm iktidarlar sadece birkaç yüz yıl içinde egemenliklerini kaybetmişlerdir.

Diğer yandan da egemenler, bu asil kandan gelme iddialarını 'beni tanrı seçti' argümanı ile desteklemekteydiler.

Bu son derecede doğaldır çünkü adaletsiz ve eşitliksiz bir düzeni salt askeri güç ile uzun zaman sürdürmek mümkün değildir, uhrevi güçlerin devreye sokulması bu noktada çok önemli bir destek ve mucizevi bir buluştur. İnsanları ölüm sonrasına bile sarkan tehdit ya da ödüller ile boyun eğdirmeye çalışmak, firavuni egemenliklerin en temel aracıdır. 

İlk başlarda tanrı kral olarak başlayan bu uhrevi kaynaklı egemenlik iddiası zaman içinde tanrının oğlu, elçisi, vekili, gölgesi ya da seçilmiş kişi biçimlerinde binlerce yıl boyunca sürüp gitmiştir. Onlarca din, binlerce tapınakta, yüz yıllar boyunca egemenlerin tanrısal kuralları uygulamakla yükümlü seçilmiş kişiler olduğu propagandasını yapıp durarak insanları kandırmışlardır.

Dinlerin çatıları altında örgütlenmiş ruhban sınıfı, bir taraftan insanları egemenlere boyun eğilmemesi durumda hem bu dünyada hem de ölümden sonra başlarına gelecek kötü ve azap verici şeyler ile tehdit ederek, diğer taraftan da dünyevi ve uhrevi ödüller vaat ederek biat etmeye sevk etmişlerdir. Bu noktada işbirliği yapan asiller ve ruhbanların oldukça başarılı bir iş çıkardığını, haksız ve adaletsiz egemenliklerini bin yıllar boyunca koruyabildiklerini de söylemeden geçemeyeceğim.

Aydınlanma çağı sadece biyolojik bilgilerin keşfine yol açarak asil kan iddiasını çürütmemiştir, evren ve doğa ile ilgili bilgilerin keşfi sonucunda dinlerin evreni açıklama ile ilgili görüşleri de çökmüştür. Bu keşifler sonucunda dinler açıkça sorgulanmış, sorgulandıkça zayıflayarak tapınaklara çekilmiş ve toplumun karar alma mekanizmalarından dışlanarak ölüm, doğum ya da evlilik sırasında folklorik ayinlerin yapıldığı, nostaljik kurumlara dönüşmüştür. Bu gelişme sonucunda tanrı tarafından seçilmiş egemenler anlayışı da hemen hemen dünyanın her bölgesinde çökmüştür.

Sıradan insanların egemenlik talebinin hayata geçmesi ile birlikte ilahi bir güç tarafından koyulduğu iddia edilen değişmez kanun ve kuralların yerini, insani kanun ve kurallara bırakması kaçınılmaz bir hukuki gelişme olmuştur. Hemen hemen tüm dünyada kutsal olduğu iddia edilen kitapların yerini, anayasalar ve insan yapımı kanunlar almıştır.

Laiklik Fransız Devrimi sonrasında ortaya çıkan ve insani egemenliğin en önemli paydasını oluşturan insanların kanun yapma, kural koyma hakkını ifade eden hukuki bir kavramdır.

Laicisme sözcüğü Katolik Hristiyan inancına sahip halkların dilinde ve özellikle de Fransızcada kullanılır ve kökenine bakılırsa “halksallaştırma” demektir. Çünkü kaynağı olan Hrstiyanlık öncesi Grekçedeki laos (halk), laikos (halksal) sözcükleri Hristiyanlık döneminde clerikus yani din adamları dışında olan kişiler için kullanılırdı. Modern Fransızca’da laicisme din adamlarından, rahiplerden başka kişilere, kurumlara, kurullara ve yetkililere dünya işlerinde, hatta din işlerinde üstün bir yer verme anlamını taşır. Protestan mezhebinin etkisi altında olan İngilizce ve Almancada kullanılan sekülarizm terimin kökeni ise Grekçe değil Latincedir. Saeculum sözcüğü çağ anlamındadır, Arapçada bu sözcüğe karşılık olarak asr kelimesi gelir, yakın zamana kadar asrileşmek ya da muassırlaşmak olarak kullanılırdı. Ziya Gökalp de bu terimi muassırlaşmak olarak kullanmıştır.

Çağdaş toplum biçiminde egemenlik insanlara aittir ve bu toplumlar laiktir, bu yüzden sekülarizm laikliği de doğal olarak içerir.

Milliyetçilik ise milli egemenlik talebini içeren, aydınlanma dönemi sonrasında ortaya çıkmış, hümanist ve çağdaş bir ideolojidir, doğal olarak laik ve yahut da seküler bir sistemi savunur. Hangi coğrafyada, egemenliği hangi insanların kullanacağını tanımlar. Bir kişi hem milli egemenlik talebinde bulunup ve hem de ilahi ya da hanedan egemenliklerinin peşinde koşuyorsa bu kişinin kafası fevkalade karışık demektir.

Ne yazık ki ülkemizde özellikle de 1950 sonrası ortaya çıkan ve Türkçülüğün, Türk milliyetçiliğinin yerine ikame edilmeye çalışılan Ülkücü dünya görüşü ağır bir şekilde bu kafa karışıklığından muzdariptir. Ülkücüler hem milliyetçiyiz deyip hem de tuhaf bir şekilde Türk milliyetçilerinin savaşarak yıktığı Osmanlı düzenine hayranlık beslemektedirler. Aynı şekilde “Tanrı dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız” diyerek ilahi egemenlik iddiası ile insani egemenliği bir araya getirmeye çalışmakta ve sonuçta başarısız olmaktadırlar. Bu dünya görüşünün zaman içinde ya dinci ümmetçi görüşe veyahut da Türk milliyetçiliği görüşüne evrinerek yok olması kaçınılmazdır, sanırım kafa karışıklığı ancak bu şekilde ortadan kalkacaktır.

Neticeten insani egemenlik  iddiasına karşı ilahi egemenlik iddialarının çok uzun süre daha toplumlarda var olabilmesi mümkün değildir, bütün dini kişi ya da kurumlar hızla tapınaklarına çekilecek ve folklorik bir rol üstlenmekten daha fazla bir etki sahibi olmayacaklardır. Bu süreçte ayak sürüyen toplumların enerji, kaynak ve zamanlarını boşa harcayarak diğer toplumlara karşı çok ciddi bir zaafa uğrayacakları da muhakkaktır. Türk milliyetçilerinin bu kafa karışıklığından bir an önce sıyrılması gerekmektedir, yoksa bedeli çok ağır olacak.


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Dokunulmazlıklar Sorunu 03-03-2021 09:24 Anayasa ve Laiklik İlkesi 15-02-2021 09:53 Dil Meselesi 07-02-2021 08:55 Ankara'nın Ruhu 31-01-2021 10:58 Laiklik Nedir Ne Değildir 23-01-2021 11:41 Özgürlük 15-01-2021 15:11 Karanlık Fabrikalar Geliyor 08-01-2021 10:21 Türkçe Ezan Meselesi 25-12-2020 10:43 Seçme Saçmalar 19-12-2020 14:04 Şeriat Bizim Hukukumuz mudur? 11-12-2020 13:47 Osmanlıcılık Oynayarak Türk Milliyetçisi Olunamaz 04-12-2020 14:55 Ahlak Meselesi 27-11-2020 10:47 Sözde Değil Özde Demokrasi 23-11-2020 10:44 Kapitülasyonlar Meselesi 13-11-2020 10:22 Her Deprem Bir Sınavdır 06-11-2020 09:51 Cumhuriyet 29-10-2020 16:15 Eğitim Reformu Nasıl Olmalı 23-10-2020 10:32 Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Roma, Veba ve Göçebeler 26-03-2020 20:05 Kamusal Sağlık ve Kamu Sağlığı 19-03-2020 20:58 Göçebe Köklerimiz 13-03-2020 20:00 Milliyetçilik ve Hilafet Meselesi 06-03-2020 20:02 Türk Kimdir, Türk Tarihi Tezi Nedir 27-02-2020 20:02 Türk-İslam Sentezi Mümkün mü 20-02-2020 20:02 Yeni Toplum Yeni İktidar 14-02-2020 10:18 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
bursa escort bursa escort konya escort selçuklu escort kulu escort akşehir escort cihanbeyli escort meram escort porno izle sex hikayeleri seks hikayeleri