Advert
bursa escort bursa escort konya escort akşehir escort karatay escort meram escort selçuklu escort çumra escort escort konya beyşehir escort
M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 21-03-2021 00:01
Güncelleme : 21-03-2021 00:09

Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti

Sevgili Alparslan Demir geçenlerde benden bir iş rica etti: 15 dakikalık bir metinde Türk milliyetçiliğinin seyrini özetlemek. Kolay iş değil tabii, ortaya çıkardığım metni tekrar okumayı reddettim, zira her okuduğumda eksik bulacağımı ve değiştireceğimi biliyordum. Yine de o metni yazarken mümkün mertebe Türkiye ölçeğinden değil, Türk Dünyası ölçeğinden bakmaya çalışmam şu sıralar üzerine düşündüğüm mesele açısından faydalı oldu: Yeni Türk milliyetçiliğinin gidişatı nasıldır ve nasıl olmalı?

Mezkur metni yazarken Türk Dünyası ölçeğinden bakınca, yerel dinamiklerin farklı milliyetçilikler tetiklediğini tekrar görmüş oldum; Çokay’ın milliyetçiliği başka, Gökalp’ın başka. Aydınlanmayla daha erken ve daha derinden tanışmış Kuzey Türklüğünün milliyetçiliğinin çok daha isabetli, çok daha etkili ve çok daha “zamansız” olmasının nedenlerinden biri buydu. İsa Yusuf Alptekin’in milliyetçiliğinin 70’lerdeki ülkücü söylemle çok benzeşmesinin nedeni de: bütün dünyada olduğu gibi Türkler arasında milliyetçiliğin şeklini, içeriğini, yöntemlerini ve tabanını o zaman ve mekana mahsus dinamikler belirliyordu.

Şu halde Türkiye’de son 10 yılın Türk milliyetçiliğinin belirleyicileri nelerdir? Şahsi makale külliyatım aslında bu işin bir seyir defteri gibi, kendi yazılarımı şöyle geriye dönük incelediğimde, bir leitmotif görüyorum: Bir asır öncesinin gereklerine göre şekillenmiş ideolojik malzemeyi soğuk savaş şartlarına göre doktrinleştiren hareketin bizzat kendi yeni nesillerine yetmemesi ve arayışın yarattığı tansiyon. MHP AKP ile birleşmeden çok önce mevcut MHP’nin AKP’leşeceğini ve Türk-İslamcılığın bir sağ cephe yaratacağını yazmışım. Yeni ve tatminkar bir ideoloji ve söylem inşası geliştirilmezse, gençlikte yükseliyor zannettiğimiz milliyetçiliğin neo-nazilik benzeri kısır ve yalnızca hormonları teyakkuza geçmiş gençliğin bir çağına mahsus bir aparata dönüşme tehlikesini yazmışım. İYİ Parti maceramın menfi neticelenmesiyle de, nihayet, yeni bir örgütlenme modelinin de en az ideolojik örgüleştirme kadar önemli olduğunun farkına varmış ve buna eğilmişim.

Yine geriye dönüp baktığımda, İYİ Parti’nin, uzun süredir biriken ve mayalanan bir tansiyonun tetiklediği değişimin birkaç nesli atlamasına rağmen nihayet engellenemez hale gelmesiyle kurulduğunu -tekrarla- görüyorum. Fakat evrimin vaat edilmiş sonuçları yoktur, atalarımızın avlanırken av hayvanını ürkütmeyecek sessiz iletişimi mümkün kılmak için “evrimleştirdiği” kaş göz hareketlerimizi bugün muhatabımızı kavgaya çağırmak için kullanıyoruz – uzun mesafeleri hızlıca ve hararet yapmadan almamızı sağlayan ter bezlerimizin ürünlerinden bugün nefret ediyoruz. Evrimsel nedeni ne olursa olsun, İYİ Parti bir defa kurulup güç odağı haline geldikten sonra bu misyonu sürdürmek zorunda değildi ve sürdürmedi; partinin milliyetçi dönüşümün mimarı olma gibi bir iddiası yok, kendiliğinden dönüşen, gelişen, kıpırdanan kitlelerin oyunu nasıl alacağına bakıyor. Belki de siyasi partilerin yapması gereken budur, ancak MHP’nin milliyetçilik tarihine bıraktığı tartışılmaz iz ve buna dair alışkanlıklarımız, bize partinin bundan fazlası ve “etken” bir aktör olması gerektiğini düşündürtüyor. Siyaset dışı kurumların pratik olarak böyle bir imkanı da yok, hal böyleyken milliyetçiliğin “yanlış evrilmesi” meselesi, İYİ Parti’nin meselesi değil ve bir başka partinin meselesi de olmazsa, bu başıboş salınan sarkacı ilk tutacak el bütün mirası kendi hanesine yazacaktır; görünen o ki bu hane epey müstebit, iğrenç ve geleceğin Türkiye’sinde yeri olmayacak bir hane.

İYİ Parti’den istifa ettikten beridir sürekli toplantılar yaptım, irili ufaklı görüşmeler düzenledim ve düşündüm, gözlemledim. Türk siyasetine ideolojik “marjin”i tespit edecek, niteliğiyle etkili olan yeni bir milliyetçi parti gerektiğini uzun süredir düşünüyorum. Bunu düşündüğümü doğrudan ifade ettiğim isimlerden biri, Ümit Özdağ bir parti kuruyor, hal böyleyken -ve epey bir insan bu konudaki görüşümü sorarken- yorum yapmaktan kaçınmak milliyetçi bir aydın olmaya soyunan bendenize yakışmayacaktı.

Özdağ’ın “parti kuruyorum” çıkışına giden süreçte ve çıkışından sonra çizdiği imaj bir “öze dönüş” mesajı veriyor, ilk eleştirim bununla ilgili olacak. Yeniyi ararken güç bela kurduğu partiden memnuniyetsizlik duyan bir kitle var, ancak bu hayal kırıklığının çözümü bir “öze dönüş” değildir, zira ortada dönmeye layık bir öz yok. Türkistan’dan buraya göçtüysek, Türkistan bize yetmediği içindir; “Ötüken’e dönüp at sürelim” milliyetçiliği ne kadar çocuksu ve saçmaysa, hayal kırıklığının manifestosunu “öze dönüş”le özetleyebileceğimiz bir mesaj paketine dönüştürmek de o kadar saçma. İhtiyacımız olan yeni bir öz yaratmak, MHP’nin yetmemesinin ve İYİ Parti’de hayal kırıklığına uğramamızın sebebi bu, tuhaftır ki Ümit Özdağ şimdiye kadar çizdiği profille “ortodoks” olanı da temsil etmiyor, yani bir öze dönüş bilinçaltını taşıyacak yahut çağrısını yapacak bir figür değil, sevenlerinin "yeni"yi beklediği bir figür.

Önemli bir diğer husus, girişte belirttiğim “dinamik”lerle ilgili. Türkiye çuvala sığmayan mızraktır, her ne kadar İslamcı bir güruh iktidara gelebilmiş ve birçok kazanımı tersine döndürmeyi surette başarmış gibi görünse de, asırlara sari batılılaşma sürecinde geri dönülmez bir mesafe kat etmiştir ve bu memlekette üç nesli şehirde geçiren, öyle ya da böyle ortalama bir eğitim alıp yanlışlıkla bir de yabancı dil öğrenenin kokuşmuş öğretilerin peşinden gitme ihtimali çok çok azdır; Afganistan’da aydınlanma yaşayacak bir gence nazaran çok fazla toplumsal kazanım bu süreci kolaylaştırır. AKP’nin bile “yenilikçi” ve “gömleği çıkaran” bir söylemle iktidara gelebildiğini unutmamak lazım. Şu halde her yeni nesil daha özgürlükçü, daha evrensel düşünecektir ve talepleri bu yönde olacaktır, bunları gündemine almayan güvenlikçi milliyetçiliğin modasının geçmesi bizzat MHP’nin kan kaybetmesiyle sonuçlandı. Özdağ ve kuracağı partinin bunu fark etmesi gerekiyor: İnsanlar size daha milliyetçi yahut daha Türk olduğunuz için oy vermeyecekler. Milliyetçi ve özgürlükçü olmayı mümkün kılan, bunun mümkün olduğunu ispatlayan bir söylem geliştirirseniz hem oy alırsınız, hem de evvelce değindiğim “yeni milliyetçiliğe yön verme” işlevini üstlenebilirsiniz.

Türkiye’yi asırlar önce girdiği ve cumhuriyet atılımıyla on yılda asırlık mesafeler kat ettiği yoldan çevirmek isteyen iki grup, İslamcılar ve Avrasyacılardır. FETÖ’nün mutlak değerce eşiti olan Avrasyacıların Ümit Özdağ’a verdiği destek kaygı verici; bunda Özdağ’ın Kavuncu meselesinde obsesif davranması da rol oynuyor. Bu kesimin derdi Türkiye ve Türklük adına herhangi bir kazanım değil, Erdoğan’ın büyük beceriksizliği nedeniyle iktidarına gayrımilli destekler aramasının yarattığı atmosferde müstebit rejimler ve onların şer ittifakı lehine oluşması istenen yeni bir siyasi manzaraya ne kadar katkı sağlayacaklarıdır.

Özdağ’ın İYİ Parti’den ayrılış gerekçesiyle, İYİ Parti’den memnuniyetsizlik duyan kitlenin memnuniyetsizlik gerekçeleri çok örtüşmüyor, bu yeni partinin kurucularının mutlaka fark etmesi gereken budur. Kitlenin davranış kodları, tutumu ve talepleri hala aynı, partiden bunu gerçekleştiremediği için şikayetçiler. Özdağ, bu memnuniyetsizliği yanlış bir yerden okuyor gibi, böyle giderse hem kişisel bir hayal kırıklığı yaşayacak, hem de İYİ Parti’nin üstlenmekten kaçındığı işlevi üstlenerek on yıllar sonrasına şekil verecek bir partinin öncülüğünü yapma fırsatını kaçıracak.

O halde ne yapmalı? Partinin kurucu kadrosu henüz belli değil (bizim açımızdan), haliyle siyasi programı ve söyleminin ana hatları da öyle. Ancak şimdiden ikaz etmek gerekir ki, Özdağ ayarında birinin böyle bir işe kalkışıyorsa girişmesi gereken yeni, hürriyetçi, şehirli, laik ve batıcı milliyetçi söylemi “yerli ve milli” biçimde inşa etmektir. Yüzünü doğunun diktatörlerine dönen ve hem vatandaşlarına, hem komşu ülkelere zulmetmesiyle meşhur rejimlere methiyeler düzen sığ zihinler milliyetçiliği kurtarmayacak; Türkiye’nin batının hür ve saygın bir parçası olmasını sağlayacak yüksek şuur ve seciye İslamcılar eliyle baltalandı ve Özdağ her şeyden evvel bir stratejist olarak bunu çok iyi biliyor olmalı ki, Türkiye’nin ihtiyacı uşaklık etmeyen batıcılardır. Bunu mümkün kılacak yegane yöntem, özgürlükçülüğü, bireyciliği merkezine almış, hürriyetçiliğin gereklerine samimiyetle inanmış bir milliyetçi hareket; bu hem Türkiye’yi özgür dünya içinde tutacak ve yerini pekiştirme serüvenini yeniden başlatacak, hem de milliyetçi omurgası sayesinde gayrımilli tesire bağışıklık geliştirecektir.

Özdağ ve partisi bir boşluk dolduracaksa, boşluk buradadır: Kadın haklarına dair, insan haklarına dair, AKP’nin dayattığı suni gündemin “HDP’li sahte bayrak” cephesinin belli alanlardaki tahakkümünü kıracak laflar eden, cesaret gösteren, bu “ya-ya” dayatmasının şart olmadığını milliyetçi kitleye hatırlatan bir konumlandırma. Güvenlikçi, devletçi ve geri kalanına dair beylik laflardan başka hiçbir laf etmeyen milliyetçiliği MHP, popülist milliyetçiliği İYİ Parti temsil ediyor. Bambaşka meseleleri milliyetçiliğin en merkezi odağına almış bir milliyetçi parti bu alanların dışında bir siyaset alanı açabilir ve ancak o zaman Özdağ’ın partisi kalıcı olur – şahsen kalıcı olmasını isterim. Zira oy tercihlerimiz ne olursa olsun, Türk siyasetinde milliyetçiliğin sahipsiz ve edilgen olduğu bir gerçek; bütün partiler milliyetçi olduklarını iddia ediyorlar ancak milliyetçiliğin gereğini yapan yok, bunun nedeni ideolojik mevziyi güçlü bir toplumsal tabanla birleştirerek ağırlık merkezini etkileyen bir kütle oluşturmuş parti olmaması. Bu yeni parti hiçbir işe yaramasa, diğer partilerin milliyetçilik zaviyesinden daha dikkatli davranmalarını, baskı hissetmelerini sağlayacaktır.

Bunu başarırlarsa, aldıkları oy oranının çok ötesinde bir tesir sahibi olurlar ve Post-AKP döneminde etkinlikleri ve kalıcılıkları, çoklarını şaşırtacak biçimde rakiplerinden daha belirgin olur. Zira unutmamak gerekir ki, bugünün siyasi manzarasının dayattığı taktikler ve stratejiler var, evet, bunların nihai hedefi de Erdoğan’ı devirmektir. Ancak Erdoğan’la boğuşulan Türkiye manzarası ile, Erdoğan sonrası Türkiye manzarası aynı olmayacak ve bu ikinci dönemde mevcut manzaranın siyasetini yapanların büyük oranda boşluğa düşeceğini öngörüyorum. Yatırımı şimdiden buraya yapmak Türk milliyetçiliğine ve dolayısıyla Türkiye’ye faydalı olacaktır – Türkiye’nin yaşadığı sosyolojik dönüşümler düşünülünce uzun vadede büyük kazanımlar getirme ihtimali olan yegane yol da budur.

Erdoğan, evet, kendi partisini yönettiği kadar muhalefeti dizayn etmekte de mahir bir siyasetçi ve mevcut parti bölünmelerini biraz da bu gözlükle okuyoruz. Ancak “Bu iş Erdoğan’a yarar” savunması muhalefetin kendi içinde kullandığı bir tür Ergenekon-FETÖ suçlamasına dönüştü, ittifaklar sisteminde en küçük bileşenin bile faydası var ve bu yeni parti eğer anti-AKP çizgisini sürdürecek ve kararsız-mütereddit yahut memnuniyetsiz yığınların siyasette temsilciliğini üstlenip etkinliğini artıracaksa son tahlilde faydalı olacaktır.

Hülasa, temsilcisi olduğum nesil ve kesim, evrensel sahnede hiçbir menfi ciheti bulunamayacak hür ve saygın bir Türk milliyetçiliği istiyor. Benim görmediğim başka alanlarda başka ve daha kalabalık, bu veçhile siyaseten daha önemli ve belirleyici talepler olabilir tabii, hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Okuyucularımdan gelecek yorum, eleştiri ve sorulara göre bu yazının devamını da yazacağım.


M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
ahmet can 2 ay önce
Söylemlerin, söylevlerin önemli ama yeterli olmadığını düşünüyorum. Halk daha somut şeyler duymak istiyor. Ayrıca bu konjonktürde milliyetçilik önemli bir temel, referans noktası olsa da genel halk kitlelerini peşinden koşturacak bir başlangıç noktası değil. Ekonomik şartlar öncelikli parti propagandasını oluşturmalı. Demokrasi, özgürlük, insan hakları tatlı hayaller olmakla birlikte henüz ülkemizde seçim kazandıracak argümanlar değil maalesef. İlke olarak bu noktalar partinin oluşumunda kendini göstermeli fakat yeterli olmadığı da bilinmeli. Kısacası popülist gözükse de; ben seçildiğimde teker teker şu şu şu olacak şekilde sarsıcı vaatlerde bulunulmalı. Meydanlarda, medya iletişim ortamlarında bu sunum yapılırken de birleştirici unsurlar vurgulanmalı. Milliyetçiliğin ayrıştırıcı değil bilakis bu coğrafyadaki tüm insanlara değer katacak, saygınlık unsuru olarak lanse edebileceği birleştirici bir kimlik olduğu gösterilmeli. Örgütlenme ve eylem (taşlı sopalı ya da bin kez berbat bir ses tonuyla tekrarlanan sloganların olduğu gösterileri kastetmiyorum) kabiliyetini göstermeli ve halka doğrudan temas etmeli. Basit bir örnek; berber- kuaförlerin genel bir sorununu dillendirip sonuç alana kadar eylemlerine devam ederse çözüm odaklı çalıştıklarını gösterebilirler. Ana muhalefetin en büyük eksikliği bu noktadan kaynaklanıyor. Gündemi belirleyemedikleri için herhangi bir sorunu da çözemiyorlar (istisnalar kaideyi bozmaz. Örneğin son asgari ücret belirlenirken belediyedeki işçilerin maaşlarını artırarak hükümeti sıkıştırması gibi güzel örnekler). Eğer sorunları sadece dillendirme değil çözüm üretip, sonuç alana kadar direnildiği, başarıldığı görülürse halk desteği arkasından peşi sıra gelir. Bunu başarabilmek için örgütlenme ve eylem kabiliyeti gerekli.
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA