izmir escort instagram takipçi satın al izmir escort antalya escort bursa escort porno izle izmir escort antalya escort takipçi satın al instagram takipçi satın al instagram takipçi kasma
M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 21-09-2020 10:52
Güncelleme : 21-09-2020 11:12

Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi?

Kral Arthur efsanesini duymayan yoktur. Dünyaya hakim dil ve kültürün en önemli motifi olunca, çizgi filmlerden sinemaya, edebiyattan reklamcılığa her yerde işleniyor, görünür oluyor elbette. Türkiye’de şöyle bir test yapsak, 40 yaş altı hemen herkes Kral Arthur adını duyduğunu, bunların büyük bir kısmı da, Arthur’un bir kılıçla alakası olduğunu düşünmeden söyleyiverir. Kılıcın adını bilenlerin sayısı da muhtemelen Alpamış’ı duyanların sayısından fazla çıkacaktır.

Başkalarının efsanelerini okuyan, masallarını dinleyenler başkalaşır mı? Karşılaştırmalı Mitoloji kitabımda bu sorunun cevabını evet olarak vermiştim. Fakat işin şu tarafı da var: Başkalarının efsaneleri nasıl böyle meşhur oluyor?

Elbette ekonomik güç, kültür endüstrisi tesis ederek mitleri, folklorik motifleri alıp, işleyip bambaşka bir form ve işlevle sunmayı mümkün kılıyor. Ancak meseleyi yalnızca ekonomik güçle açıklamak yanlış gibi, zira tükettiğimiz sanat eserleri sadece güçlü bir propaganda ağı arkalarında olduğu için değil, içeriklerinde ciddi olarak güçlü bir sanatçı ruhun izleri olduğu için etkili oluyorlar. Bu bağlamda Kral Arthur motifi üzerinden, bizim edebiyatımızda olmayan bir şeyden bahsedeceğim.

Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri, muhtemelen Keltik bir kökene dayanıyor; efsanedeki isimlerin çoğu Galce. Ancak son haliyle, diyebiliriz ki, kıta Fransa’sından gelen şövalyelik öyküleriyle birleşmiş ve kendi kemaline ermiş. Uther’in oğlu Arthur, çeşitli badireler atlatan, sarayında sürekli entrikalar yaşayan bir tür “seçilmiş adam”, bir tür yeryüzü cenneti olan Camelot’un yükselişi ve düşüşünün baş kahramanı.

Fakat Arthur kadar önemli bir bileşen var ki, tek bir “Kral Arthur Efsanesi” yerine “Arthurian Efsaneler”den bahsetmemizin sebebidir: Yuvarlak Masa Şövalyeleri. Bu şövalyelerin hemen hepsi, Arthur kadar olmasa da başat karakterlerdir, kendi hikayeleri vardır, hatta bazıları Arthur’dan bile bilindik hale gelir. Kimisinin aşk macerası, kimisinin kutsal kasenin peşine düşüşü, müstakil bir öykü teşkil eder, Arthur bir tür sahnedir, arkaplandır, alt hikayelerde bu arkaplan kullanılır ama başkalarının hikayeleri anlatılır. “Kara Şövalye”den “Göl Perisi”ne birçok tanıdık motif, Arthur külliyatının bakiyesidir.

Hem İngiltere’de, hem Fransa’da ve hatta İtalya’da, Arthur temalı anlatılar ortaçağ edebiyatında ciddi yer tutar. Öyle ki, mazmunlar türer bu külliyattan, şövalyelik idealine en uygun karakter Galahad’dır, Galahad başka ve alakasız birçok metinde ideal şövalye anlamında kullanılır hale gelir. Bu yer tutuş Rönesans sonrası eski mitlerin yeniden keşfiyle daha da belirginleşir; birçok şair Arthur temalarından beslenir, roman türü ortaya çıktığında, Arthur romanslarından motifler ödünç alınır. Basit bir Arthurian öykünün kahramanı olan The Lady of Shalott, Alfred Tennyson’un elinde, mesela, neredeyse Arthur kadar ünlü bir karaktere dönüşür. Tennyson’un şiirinden sonra ressamlar tablosunu yapmaya başlar, müzisyenler şarkısını besteler. Üstelik, Tennyson’un yahut diğer şairlerin yaptığı, öyküleri yeniden anlatmak değildir, öyküdeki motifleri işleyip, bambaşka bir forma sokmak, dönüştürmektir. Tristan ve Isolda, Gawain, Galahad, Lancelot… Her birinin öyküsü, İngiliz edebiyatında “güneşin altında yeni bir şey yok” dedirtecek kadar sık tekrar eder, başka suretlere girerek ebedi yaşar.

Arthur’un, daha doğrusu Arthurian Efsanelerin bizim kültürümüzdeki karşılığı nedir peki? Dede Korkut Öyküleri gibi geliyor. Fakat Dede Korkut, tabii, birebir karşılık değildir, şekli de, içeriği de farklıdır. Mesela Arthur kadar baskın bir yönetici figürü yoktur; Bayındır Han hemen hiç görünmez, Salur Kazan ise daha görünür olsa da, birçok hikayede unutulur. Ancak Arthur efsanelerindeki gibi, her birinin kendine has öyküsü olan başat karakterlerimiz vardır, hatta öyle ki, bazısı sadece birkaç yerde geçse, kendi adına bir “boy” olmasa bile, oldukça işlenmiş bir karakter olduğunu hissettirir. (Demir Donlu Mamak, Büğdüz gibi) Ancak herhalde en önemli karakter, Türkiyatçıların Alpamış mitiyle şüphe götürmez bir ilgi kurdukları Beyrek karakteridir. Hatta halkbilimciler, Beyrek etrafında dönen anlatıların, folklorumuzda hala yaşadığını, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Beyrek öykü ve masallarının hala yaşadığını tespit ederler. Anadolu Türk kültürünün Arthur eşdeğeri, keşfedilmeyi bekleyen hazinesi Dede Korkut’tur.

Fakat bizde eksik olan Tennyson. Yaşar Kemal, vaktiyle Binboğalar ve Çukurova civarından derlediği ağıtlar ve öykülerden beslenerek bir roman yazmıştı, hala edebiyatımızın en önemli eserlerinden biri kabul edilir. Attila İlhan, kendisini şöhrete taşıyacak basamakların ilki olan ödülünü, Anadolu türkülerinin sesinden ilham alan, ama onları taklit etmeyen, “rivayet şöyledir kim / dumanlı bir güz akşamı / şu mor dağlar efendim / destur demiş de yürümüş / silkinip kalkmış ayağa” dizeleriyle almıştı. Folklorik motiflerden beslenen yetenekli bir şair yahut romancı, evet, çok başarılı oluyor. Ancak Dede Korkut hala tam anlamıyla beslenilmemiş, istifade edilmemiş bir kaynak, hem de bütün pınarlara kaynaklık eden bir kaynak olarak hala orada duruyor.

Tabii sırf milliyetçilik yeterli değil. AKP Türk-islamcılığı keşfettiğinden beri Türk tarihi temalı birçok proje kaynak buluyor, uygulamaya konuyor. Prodüksiyon da günden güne profesyonelleşiyor. Ama çoğu içerik beş para etmez. Marş yazıyorlar mesela, o kadar pespaye ki, incelemeye değmez. Senaryo yazıyorlar kötü, mit yaratıyorlar cazibesiz. Arthur efsanelerinden çıkıp gelmiş Tristan ve Isolde Wagner’in operasına konu oluyor, fakat bizim yurdumuzda çıkan benzer eserler ancak protokolün alkışını alıyor.

Övünmek gibi olsun, vaktiyle bir senaryoda tarihi bir ozan karakteri konuşturmamız lazımdı. Senarist bendim, hemen, irticalen bir deyiş yazıverdim. Senaryoyu okuyan herkes deyişin kaynağını sordu; hakiki zannetmişlerdi. Hayır, sadece işimi çok ciddiye alıyordum, hafızamdaki deyişleri yokladım, onların ruhundan iki kıta söyleyiverdim. Bunu bu kadar kolay yapabilmemin sebebi doğduğum günden beri o ruh ikliminde yaşıyor olmamdı. Eh, biraz şiir yeteneğim de var, zor olmamıştı bu yüzden.

Bize hem yetenekli, hem o ruh iklimini içinde taşıyan, dolayısıyla ortaya koyacağı eser suni bir his vermeyecek edipler lazım ki, Dede Korkut bir tür Türk rönesansının, yeni bir Türk edebiyatının hakim teması, motif, kurgu ve üslup kaynağı olsun. Yeter ki, Dede Korkut’tan yahut “Eski Türkler”den bahsedince mutlaka bir kahramanlık havası, mutlaka gına getiren bir üstünlük taslayışı anlamayan insanlar bu metinlerle uğraşsınlar. Modern insanın trajedisini, eksiğini, çıkmazlarını, duygularını, sahnelerini Tennyson’un yapabildiği gibi köklü ve etkileyici bir kaynağın ilhamını kullanarak işlesinler.

Dede Korkut’tan en sevdiğim öyküyü İngilizceye çevirmiştim. Bizim kültürümüze has birçok motif olmasına rağmen, okuttuğum yabancılar gerçekten çok sevdiler. İlgi duydular. Her şeyden önce edebiyatın hakkını veren, ideolojik saplantılarını rafa kaldırmış edipler Dede Korkut’tan beslenirlerse, belki bir gün İngiltere’de gençler Dede Korkut kim diye sorsak hiç değilse kulaktan dolma bilgi sahibi olur, birkaç karakterin adını söyleyebilirler.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA