M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 03-12-2020 16:20
Güncelleme : 03-12-2020 16:32

Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti

İlahiyatçı Mustafa Öztürk’ün odasında yaptığı bir konuşmanın sızdırılmasından sonra, İslamcı çevreler kendisini ahlaksız bir şekilde linç ettiler. Ahlaksız diyorum, zira “çocuklarımızı zehirliyor”, “işinden atılsın” gibi saçma argümanların yanında, “kafası kesilsin”, “cezası ölümdür” gibi suç teşkil eden argümanları da gördük. Bu yazı, düşünceleri sebebiyle 21. Yüzyıl Türkiye’sinde hala karanlık odakların hedefi, bu odakların yönlendirdiği yığınların nefret objesi olan bir akademisyenle dayanışma yazısıdır.

Öztürk, uzunca bir zamandır “tarihselcilik” şemsiye sıfatıyla tarif edilen dini görüşüne dair yazıp çiziyordu. Aşağı yukarı son birkaç yıldır da, yılda bir defa bu tür saldırıların hedefi oluyordu. Fakat bu sonuncusu islamofaşist iktidar döneminde özgür düşünmeye çalışan her bireyde hasıl olduğu gibi bıkkınlığa sebep oldu ve hoca görevi bıraktığını açıkladı.

İslamcıların Öztürk’e saldırılarının ahlaksızlığı ve yanlışlığının iki boyutu var. Birisi işin akademik ahlak ciheti, diğeri hukuki cihet. Akademik ahlak ciheti en önemlisi: Bugün insanlara din diye anlatılanların kısm-ı küllisi alimlerin yazdıklarıdır. Bu normaldir de, ama insanlar zannediyor ki İslam 1400 yıl önce indi ve olduğu gibi kaldı, bütün sorulara cevap verdi. Hayır; nasıl Kuran’ın inişi bile bir anda olmadıysa, yıllara yayıldıysa ve hatta bazı ayetler önceki ayetleri neshettilerse, İslam’ın da şekillenişi asırlara yayılmıştır. İslam’a katılan her yeni topluluk, karşılaşılan her yeni coğrafya, tecrübe edilen her sosyal dönüşüm dinin içeriğini, tarifini, hatta emir ve yasaklarını değiştirmiştir.

Şu halde, bugün “din budur” diyerek sunduğumuz bütün tarifler, vaktiyle soru sormayı başarabilmiş alimler sayesindedir. (Burada bir parantez açalım: Eleştirel Müslümanlarda son zamanlarda İslam alimlerini aşağılamak moda oldu. Ne dedikleri ve benim onları destekleyip desteklemediğim ayrı olmak üzere, özellikle kader, halk-ul Kuran gibi meselelere kafa yoran alimlerin eserleri incelendiğinde, zehir gibi bir zeka görürsünüz.) Söz gelimi, kader ve irade konusunda “mantık ve akıl” rehberliğinde görüşler ortaya koyan Mutezile’ye Eşarilerin karşı çıkışı:

Buluğa ermemiş ve İslam fıtratı üzerinde ölmüş bir çocuk düşünelim. Keza, bunun gibi buluğa ermiş bir müslim ile buluğa ermiş bir kâfiri düşünelim. Ahirette, İslam’ın icabını yerine getirmiş olan buluğa ermiş müslim kimsenin durumunun iyi olacağı ve sevap göreceği meydandadır. Bu kimsenin manevi derecesi, şüphesiz buluğa ermeyen müslim çocuğun derecesinden daha üstün olacaktır. O vakit müslim çocuk Allah'a şöyle bir soru tevcih edebilir: "Ey Rabbim! Eğer bana ölmeden önce buluğa erdirecek fırsat verseydin, Senin yolunda çalışır, derecemi yükseltirdim" meâlinde sözler sarf edebilir. O zaman bu çocuğa Allah tarafından şöyle bir cevap verilebilir: "Eğer sen daha fazla yaşasaydın günah işlerdin. Senin hakkında erken ölmek, en hayırlı idi." Bu durumla ilgili olarak buluğa ermiş olan kâfir şöyle bir itirazda bulunabilir: "Ey Allah'ım! Beni Cehenneme attın; eğer beni de müslim çocuk gibi erken öldürseydin, günah işlemek fırsatını bulamazdım ve şimdi de Cehennem'de yatmaktan kurtulurdum.”

Mutezile akıl ve mantık rehberliğinde hareket ederken, Eşari tutarlılık rehberliğinde hareket ediyor: Kadir-i mutlak, öncesiz ve sonrasız olan bir Tanrı fikriniz varsa, Eşari gibi düşünmek zorundasınızdır, yoksa tutarsızlık olur, Tanrı’ya tahdit getirmiş olursunuz. En başta böyle bir Tanrı var mıdır yahut olabilir mi sorusu; evrimin öncesini sormak gibi – o soruya abiyogenez cevap verir, din de “Tanrı var mıdır” yahut “olabilir mi?” sorularına cevap verecek mahiyet ve konumda değildir.

Her ne ise, İslam’ın şekil almasını sağlayan alimlerin aklına gelen sorular, bu sorulara dair verdikleri örnekler, bulunan cevaplar yahut karşı çıkışlardır. Bu dün mümkün olabiliyordu; meşhur İslam alimlerinin herhangi birinin herhangi bir kitabını okuyan ortalama bir Müslüman muhtemelen yorganı başına çeker sabaha dek ağlardı. (Tasavvuf ehlinin eserlerini okuyan bir Müslüman intihar bile edebilir. Tanrı’ya “yoksun” diyen Niyazi Mısri gibi, mesela.) Bu soruları sorma cesaretini bulmak dahi Müslüman toplumlarda kötü bir şeydir, ortalama bir Müslüman bu sorulardan uzak durması gerektiği fikriyle yetiştirilir. Ancak vaktiyle, İslam daha tazeyken alimler sorabilmişler, aralarındaki çatışma, çekişme ve uzlaşmalar sonucu bir dönem dine son hali verilmiş. Uzun bir zamandan bu yana ise, böyle sorular sorulamıyor, Müslümanız da Müslümanız diyerek tamtam çalanların neden yeniden büyük alimler yetişmiyor diye hayıflanmasının sebebi biraz da bu.

Öztürk’ün sorduğu sorular ve genel sorgulayışı da yeni değil zaten – evvel emirde “Kuran mahluk mudur?” tartışmasıyla başlamış argümanlar yumağının çizgilerinden biridir. Mahluk olsa ne, olmasa ne dediğinizi duyar gibiyim: İslam alimleri şimdinin Müslümanlarına pek benzemezlerdi, meseleyi önemserler, Kuran’ın yetmediği meselelerde hüküm çıkarılacağı zaman doğru kurulmuş bir altyapı gerektiğini düşünürlerdi. Bu yüzden her meseleyi didiklemişler, üzerine düşünmüşlerdi. (Ancak akıl-mantık yahut felsefe çizgisi değil, “Allah vardır ve her şeyi bilen, her yerde olan, her şeye gücü yetendir” ön kabulünden sonra bu fikirle tutarlı olma gerekçesi-çizgisi öne çıktı, kazandı. Eh belki de Müslüman kalabilmelerinin nedeni buydu.) Sorun, bugün İslam üzerine benzer soruların sorulması mıdır?

İşin hukuki tarafı daha önemli: İlahiyat fakülteleri medrese midir? Öztürk’ü “ateist”, “dinsiz” olmakla, gençleri zehirlemekle itham ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre, İlahiyat fakültelerine girişte sınav puanı ve lise yeterliliği dışında şart aranıyor mu? İnanmayan bir insan, sırf paşa gönlü öyle istediği için, ilahiyat fakültesine giremez, okuyamaz, hatta hoca olup dinler tarihi ve din felsefesi alanında araştırma yapamaz mı? Yapar ve yapmalıdır. Zira üniversitelerde yegane yol gösterici bilimdir, fendir. Bilimsel yöntem ve düşünce etiği dışında hiçbir şeye sadakat kabul edilmez: Üniversiteye giren adam “bilmiyorum” diyerek girer, aldığı her merhalede, bir sonraki merhaleyi de bilmediğini itiraf ederek büyür, yükselir. İlahiyat fakülteleri, “falanca duanın şifa etkisi” temalı ve başlıklı tezlerin değil, “Matüridi’de nesh problemi”, “Cebriyye’ye reddiyeler ve Kuran mesnetleri” gibi tezlerin yuvası olmalı; bunu sağlamanın da yegane yolu, ilahiyat fakültelerinin bir “üniversite şubesi” olduğunu hatırlamak. Buralar tarikat menfezleri değildir, medrese de değildir (hoş, medreseler bunlardan daha bilimsel, daha faydalı idi), dinin ispatlandığı, yanlışlandığı yerler de değildir. Dinin incelendiği, anlaşıldığı, bütün yönleriyle anlatıldığı yerlerdir.

Yanlış ve olmaması gereken bir kurum olduğunu düşünsem de, Diyanet İşleri’nin din hizmeti personelinin inançsız olması düşünülemez. Yahut, aynı kurumun personelinin Din İşleri Yüksek Kurulu’nun tespitlerine aykırı bir din anlayışını yayması da. Zira burada -dediğim gibi esasında devletin böyle bir görevi olmadığını düşündüğüm için karşı olsam da- devlet tarafından belirlenmiş bir din hizmeti görevi vardır ve bunun şartlarını taşımamak, memuriyete ihanet olur – devletin çizdiği sınırların dışına çıkmak da öyle. Fakat bir ilahiyat fakültesi hocası dinsiz olabilir, dini yeniden yorumlayabilir, kendi dinini kurabilir yahut bunları hiç umursamayabilir. Onun böyle bir misyonu yoktur, yüksek lisans, doktora tezleri değerlendirilirken, kitapları analiz edilirken kıstas “takva” değildir, bütün sosyal bilimlerde geçerli olan disiplin, nitelik ve literatüre katkı kıstasıdır.

Fatih Doğrucan’ın tespit ettiği gibi, tarikat şeyhi vahiy hakkında “ayeti cinsel organınıza okuyun” dediğinde itaat eden örgütlü cehalet, Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ü  “vahiy lafz ile değil manen kutsaldır” dediğinde kafir ilan etmiş. Örgütlü, cahil ve hatta aptal kalabalıklar bunu hep yaparlar, yapmaya devam edecekler. Ancak bunun karşılık buluyor olması korkunç: Dün, ülkemizde dini görüşleri sebebiyle öldürülenler vardı. Bunun travmasını yaşadık, nelere mâl olabileceğini, ne sonuçlara yol açacağını da komşularımızın defaatle yaşadığı trajedilerde gördük. Yeniden böyle mi olacak? Yasa, devlet, hükumet, medya, toplumsal etki merkezleri ve kanaat önderleri bu popülizmle nereye gidecek? Ahlaksız yığınlara, “oturun oturduğunuz yerde, laik, demokratik hukuk devletinde herkes istediğini düşünmekte özgürdür, yasaları ihlal etmediği takdirde senin yegane tasarrufun kendi bokun üzerindedir” demeyecek miyiz?

Rafızi, “terk eden” demek. Öztürk’ün görüşlerinin “doğru olup olmadığı”yla ilgilenmiyorum; hem bu konudaki birikimim kendisinden azdır hem de mesele gerçekten ilgi alanımda değil. Ancak Rafızilik Türkiye Cumhuriyeti’nde bir hürriyettir, sürüden ayrılmayı, başka türlü düşünmeyi, hele din gibi nazik ve tepki çekmesi, örgütlü kalabalığı gaza getirip adamın evinin kapısına meşalelerle dayandırması kesin olan bir alanda aykırı olmayı başaran adama, yalnızca bu bağlamda ve bu duruşun yayılmasını temenni ettiğimden, destek vermeyi bir borç bilirim. Sözüme kıymet veren herkesi, Mustafa Öztürk'le dayanışma göstermeye davet ediyorum. Bizim sesimiz onlarınki kadar yüksek çıkmasa da, bu sesi çıkarmazsak, yarın “bunların istediği gibi Müslüman” olmadığımız için dinle alakasız işimizden atılacak, ikinci sınıf muamelesi görecek, öz yurdumuzda parya olacağız. Kalabalık, linç gürühu, bir alay kendini bilmez sosyal medya trolü, akademiye hakim olunca, sonumuz hayırlı mı olacak?

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
konya escort akşehir escort karatay escort meram escort selçuklu escort çumra escort escort konya beyşehir escort
kulu escort - konya escort - meram escort - konya escort - selçuklu escort - akören escort - akşehir escort - beyşehir escort - altınekin escort - ahırlı escort
bozkır escort - çeltik escort - cihanbeyli escort - çumra escort - derbent escort - derebucak escort - doganhisar escort - emirgazi escort - hadim escort - güneysınırı escort -
höyük escort - ilgin escort - kadınhanı escort - karapınar escort - taşkent escort - sarayönü escort - tuzlukçu escort - yunak escort -
nilüfer escort - bursa escort - gemlik escort - osmangazi escort - orhangazi escort - inegöl escort - mudanya escort - bursa merkez escort - iznik escort -
seks hikayeleri - seks hikayeleri - seks hikayeleri - seks hikayeleri - seks hikayeleri - seks hikayeleri - seks hikayeleri - seks hikayeleri -
porno izle - porno izle - porno izle -