Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 02-04-2020 20:47
Güncelleme : 31-08-2020 15:59

Nasıl Bir Gelecek

Bugünlerde yeniden yüzleşmekte olduğumuz kadim düşman, ölümcül bir salgın eski dünyaya son verip yeni bir dünya düzeni kurulmasını hızlandırmaktadır

Bugünlerde yeniden yüzleşmekte olduğumuz kadim düşman, ölümcül bir salgın eski dünyaya son verip yeni bir dünya düzeni kurulmasını hızlandırmaktadır.

Uzun zamandır iktidarda olan rasyonel akla ve bilime saygısı olmayan popülist muhafazakar politikacılar ve bunlar tarafından şımartılan çok bilmişlerin devri sona eriyor. Aslında bir zamandır toplumsal evrim süreçlerinin doğal seyri içinde bildiğimiz her şey kökten değişmekteydi lakin emin olun ki bu salgın değişim hızında olağanüstü bir sıçramaya neden olacaktır.

Zaten sanayi çağının son demlerini yaşamaktaydık ve yeni bir çağ olan bilgi çağı ufuktan yükselmekteydi. Eskilerde bu süreçler oldukça yavaş işler, radikal üretim biçimi değişiklikleri yüzlerce ve hatta binlerce yıl alırdı, oysa artık süreçler çok hızlı işliyor.  Avcı toplayıcı çağ 100 bin yıldan fazla sürmüştü, tarım çağı Göbeklitepe’yi baz alırsak 12 bin yıldan biraz fazla sürdü, oysa insanlığı temelden değiştiren sanayi çağı sadece ve sadece 200 - 250 yıl kadar sürebilmiştir.

Aslında üretim faaliyetinin en önemli unsuru, olmazsa olmaz koşulu daima bilgidir ve ne kadar yüksek nitelikli ve kompleks bilgi seviyesine sahipseniz o kadar kompleks üretim yapabilir, ihtiyaçlarınızı o kadar yüksek bir başarı oranı ile karşılayabilirsiniz. Aslında iyi gözlemlersek en baştaki tarım devriminin dahi bilgi faktörünün eseri olduğunu görürüz. Sanayi devrimi de doğal olarak insanlığın artan bilgi birikimi üzerine inşa edilmiştir.

Tarım devrimi bitki ve hayvan yetiştiriciliğinin keşfedilmesi ile başlamıştı, sanayi devrimi ise makineler aracılığı ile ve kimyasal enerji kullanılarak, sınai ürünler elde edilebilmesinin keşfi sayesinde gerçekleşmişti. Sanayi çağını 1698 yılında, İngiliz mühendis Thomas Savery (1650-1715) tarafından icat edilen ve ticari olarak satılan ilk buhar makinesi ile başlatırsak bu çağın ancak 250 yıl kadar sürdüğünü görürüz. Bilindiği üzere bu ilk makine maden ocağından suyu dışarı pompalamak amacıyla kullanılmıştır, bundan sonra kimyasal ve hatta nükleer enerji kullanan makineler tarafından üretilen tek tip kitlesel üretim metodunun temel üretim biçimi olduğu görülür.

Bilgi birikimi arttıkça ve karmaşıklaştıkça daha kompleks ve daha kitlesel üretimleri yaparak, daha çok insanın gereksinimlerini, daha büyük bir başarı ile karşılayabileceğiz.

Bilgi çağı: üretimde kullanılan bilgi birikimi, depolanması ve iletiminin belli bir çıtayı aşarak tüm diğer üretim faktörlerinden daha başat olduğu döneme verilen addır. Bu dönemde üretilen ve tüketilen mal ya da hizmet gruplarının üretim süreçlerinde kullanılan bilgi faktörünün oranı diğer üretim faktörlerine göre çok ama çok daha fazla olacaktır.

Bir dönemden diğer döneme geçiş teknolojik olarak daha sakin bir süreç olsa da bunun siyasi, ekonomik ve sosyal etkileri çoğu zaman radikal bir şekilde sancılı olmaktadır. Tarım çağından sanayi çağına geçilirken çok ciddi ve hatta kanlı sınıfsal ve toplumsal mücadeleler verilmiş, binlerce yıl dünyaya hükmetmiş toprak hanedanları ile onları destekleyen askeri ve teokratik bürokrasi güç, iktidar ve zenginlik kaybederken sermaye hanedanları güçlenmiş, zenginleşmiş ve sıradan insanlar iktidara gelmişti. Tarım çağının egemen ve güçlü uluslarından bir çoğu sanayi devrimine uyum sağlayamadığı için güç ve zenginlik yitirirken, uyum sağlayabilen hiç adı sanı duyulmamış toplumlar güç ve zenginlik elde etmiştir.

Benzer değişimler elbette sanayi çağından bilgi çağına geçerken de yaşanacaktır ve bu geçişte sermaye hanedanları güç, zenginlik ve iktidar kaybederken, bilgi sahipleri yani bilgeler sınıfı iktidara gelecek güç, zenginlik ve iktidar bilgeler sınıfının eline geçecektir.

Peki bu salgın bu süreci neden hızlandıracak diye sorabilirsiniz, cevaplayayım; bir kere bu salgın insanlara bilimin ve bilginin ne kadar yaşamsal bir önem taşıdığını, sığınılacak güvenilecek tek olgunun bilim olduğunu ve bilgeler sınıfının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor, ispatlıyor. Herkes bilim insanlarının ağzından çıkacak sözlere bakıyor, odaklanıyor; popülist muhafazakar siyasileri ve kadim din adamlarını artık dinleyen ne dediklerini önemseyen yok.

Bu salgın süreçleri bilim ve rasyonel aklın rehberliğini içselleştirememiş popülist politikacı ve yöneticilerin ipliğini pazara çıkarmakta, çuvallamalarına ve büyük bir itibar kaybı yaşamalarına sebep olmaktadır.

Trump gibi bu salgını önceleri ciddiye bile almayan popülist siyasetçiler öfkenin odağı haline gelirken, Merkel gibi bilim insanı kimliği de olan ve salgını ciddiye alan siyasilerin itibarı ve saygınlığı artıyor.

Gördüğüm kadarı ile 80’lerde Amerikan Başkanı Ronald Reagan, İngiliz Başbakanı Margaret Thatcher ve ülkemizdeki örneği Turgut Özal gibi siyasetçiler önderliğinde başlayan popülist muhafazakar siyaset dönemi artık sona ermektedir.

Küresel ölçekte uygulanan bu siyaset toplumsal evrimin hızlanmasına takoz koymuştu, şimdi bu takoz kalkacak, bilgeler sınıfını temsil eden, rasyonel aklı ve bilimi içselleştirmiş yöneticilerin devri başlayacak, demedi demeyin...


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA