M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 12-04-2020 20:15
Güncelleme : 28-08-2020 14:10

Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra

14

14. yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran Kara Veba, nüfusun önemli bir bölümünü kırmıştı. Avrupa tarihçileri ve toplum bilimcileri bu salgının etkilerine dair etraflı analizler yapmış, birçok yönüyle ele almışlardır elbette, ancak gözden kaçtığını düşündüğüm bir husus, salgının bir neticesi var: Paranın yayılması.

Para her zaman ulaşım ağlarını ve güvenliği sever. Takas ekonomisi yerine para ekonomisinin gelişebilmesi için devlet yahut başka bir otorite her zaman gerekli olmuştur diyebiliriz. Otoritenin, güvenin ve ulaşımın/erişimin sarsıldığı dönemde para da anlamını yitirebilir. Roma sonrası Avrupa’da büyük oranda bu yaşanmıştı, Roma’nın çöküşüyle ticarette para daha az kullanılır olmuş, Avrupa’nın büyük bir bölümünde alış-verişlerin çoğu takas yoluyla yapılmaya başlamıştı. Para varlığını devam ettiriyordu, ancak çok küçük bir kesim için anlam ifade ediyordu.

Feodal sistemde ödemelerin ve vergilerin çoğu nakdi değil, ayniydi: Köylü, efendiye olan “feodal borç”unu yahut vergisini tarlada çalışarak, hasadından pay vererek ödüyor, basit ihtiyaçlarını da hasadın kendine düşen kısmından takas yoluyla karşılıyordu. Bu durumun 13. Yüzyıldan itibaren değişmeye başladığını (öncesini de görmezden gelemeyiz elbette ama 13. Yüzyılda bir sıçrama vardır) görüyoruz. Yavaş yavaş “para kullanımı” artmaya, yeni ve itibarlı para birimleri gelişmeye, piyasadaki emisyon genişlemeye başlamıştır. Bunda İtalyan devletçiklerinin ticari faaliyetlerinin payı olduğu kuşkusuz, ancak bu dönemde dahi “sıradan insan” için para bir değerdir, ancak çok tanıdık değildir. Para miktarı artmıştır, kullanım da artmıştır, ücretler yahut değerler paraya atfen hesaplanır, ancak ödemeler çoğunlukla aynidir. Hatta parayla yapılan işlemlerde dahi, kesilmiş/basılmış sikkeler değil, eşdeğeri ağırlıkta gümüş ve altın vermek hala yaygındır, para aslında hala emtiadır.

14. yüzyılın ortasına gelindiğindeyse, beklenmedik bir şey olur: Kara Veba, tarımda çalışan nüfusun çoğunu kırıp geçirir. Köylü ve işçi, ilk defa bu kadar kıymetli olmuştur. Michael Postan’ın Geç Ortaçağ’da Azalan Nüfusa Dair Bazı Ekonomik Deliller başlıklı makalesinde (The Economic History Review, 1950) verilen tablolarda bu net bir şekilde görülür; salgının zirve yaptığı 1350 yılından sonra işçi ücretlerinde büyük bir artış gözlemlenir. Üstelik ürün fiyatlarında düşüş vardır. Azalan nüfus sebebiyle artan işçi ücretleri, toprağa dayalı bir ekonomik model ve karşılıklı yükümlülükler hiyerarşisinden ibaret feodal sistemin sonunu getirmiştir.

Fakat bu bilindik sonucun yanında, perde arkasında kalan bir diğer sonuçtan da bahsedebiliriz: Köylerde nüfus azalmış, şehirlerde ücretle çalışan nüfus artmış, tarım ya da küçük üretim sektörlerinde çalışanlar da artık ayni değil, nakdi ücret talep etmeye başlamıştır. Bu, “para”nın bütün nüfusa yayılması ve bildiğimiz ekonominin doğması demektir. John Day, 15. Asrın Büyük Külçe Kıtlığı (Past and Present, 1978) makalesinde, Avrupa’da 15. Yüzyılda yaşanan büyük külçe kıtlığının nedenleri arasında Doğu’dan sürekli ithalatı (ve bunun yarattığı cari açığı), Haçlı Seferleri sırasında Doğu’ya ödenen fidyeleri sayarken, Kara Veba sonrasında artan işçi maliyetlerinin, darphanelerin sayısında azalmaya neden olmasını da ekler. İşçi maliyetlerinin artması yüzünden genişleyen emisyonun mevcut altın-gümüş maden ve rezervleri tarafından karşılanamamasını değil de, bu maliyetler nedeniyle darphanelerin kapanmasını neden olarak ileri sürmesi ilginçtir.

Ancak Peter Spufford, Para ve Ortaçağ Avrupasında Kullanımı kitabında, 1279 yılında “groats” denen yüksek değerli sikkelerin kullanımının az, 1351 yılında ise epey yaygın oluşunu, isabetli bir şekilde ücretler iki katına çıkarken, ücretli insan sayısının da artmış olmasına bağlar. Yine aynı kitapta, bütün Avrupa’da -sebebi yalnızca Kara Veba ve artan ücretler olmamakla birlikte- gümüş değil, daha yüksek değerli altın sikkelerin yayılmaya başladığını görüyoruz. Tabii artan ücretler – düşen fiyatlar manzarası iki asır sonra değişecekti: Nüfusun yeniden artışı ve piyasada para bolluğu 16. Yüzyılda büyük bir enflasyon dalgasını tetiklemiştir. (Philipp Robinson Rössner, From the Black Death to the New World, Money and Coinage in the Middle Ages)

Şu halde diyebiliriz ki, Kara Veba, evet, ekonomiyi etkilemiştir. Ancak bu etki olumlu olmuştur; zira 12. Yüzyıldan itibaren Avrupa’da görülen parasal genişleme ve ticarette para kullanımının artması trendini zirveye çıkarmış, belki birkaç yüzyıl sürecek olan bir evrimi bir anda hızlandırmıştır. Elbette Çin virüsü salgını ile Kara Veba arasında karşılaştırmalı okuma yapmak pek doğru değil, Çin Virüsü salgınıyla karşılaştırılması doğru olacak salgın, çeşitli özellikleri nedeniyle “ilk modern salgın” diyebileceğimiz Rus Gribi salgınıdır.

TamgaTürk’te daha önce yayımlanmış bir yazımda, Rus Gribi’ni irdelemiş ve sonuçlarına değinmiştim. Özetlemek gerekirse, Rus Gribi “globalleşmenin”, özellikle demiryollarının hızlı bir şekilde yayılmasına sebep olduğu ve medya tarafından “canlı” takip edilen bir salgındır. Salgın esnasında globelleşmenin çökeceği, uluslararası ticaretin duracağı sıkça dile getirilmiş, ancak salgın akabinde tam tersi olmuş. Çeşitli ülkelerin Çin Virüsü salgınının getirdiği tecrit nedeniyle aksayan ekonomilerini ve vatandaşlarını rahatlatmak için devreye soktuğu parasal genişleme paketleri, salgın döneminde ekonominin daha az aksamasını sağlayacak, ancak aynı zamanda salgın sonrasında bir para bolluğu dönemine gireceğimizi öngörebiliriz.

Türkiye gibi ülkeler, gelişmiş ülkelere nazaran “para”nın daha büyük kazanç getirmesini sağlıyor. Yalnızca faiz oranlarımız değil, yatırım alanlarımız söz gelimi Almanya, Amerika, İngiltere gibi ülkelere kıyasla çok daha fazla getiri vaat ediyor. Eğer AKP hükumeti Türkiye’nin imajını ve itibarını bu denli zedelememiş olsa, Merkez Bankası’nı aşiret devletlerinde görülecek bir iş bilmezlikle acizleştirmese, Türkiye için büyük bir fırsat doğduğunu söyleyebilirdik. Öte yandan eğer Çin dünyanın ekserisi tarafından bir yaptırıma uğrarsa, bu Türkiye’nin işine gelecektir. Ucuz, navlun masrafını eklediğinizde bile ucuz kalabilen Çin Malları’nın yerini hem ucuz, hem de daha kaliteli Türk malları alabilir. Birçok alanda Avrupa’nın yeni Çin’i Türkiye olabilir. Bunun için de, yine, itibarı ve imajı düzgün bir Türkiye’ye ihtiyacımız var.

Otoriter rejimlerin dünyaya ne kadar zararlı olduğunu, savaş çıkarmasalar bile istibdatları nedeniyle salgınların yayılmasına sebep olduğunu göstermek herkesin vazifesidir, Türkiye için bu ayrıca menfaat doğuracaktır. Bu yüzden yemeden, içmeden “Çin Virüsü” ifadesinin yaygınlaşması için çabalamak zorundayız. Çin Virüsü salgınının bildiğimiz hayatı ve dünyayı tamamen değiştireceğine dair öngörüler havada uçuşsa da, böyle olması için ortada somut bir neden yok. Fakat belli alanlarda değişimler olacaktır.

Bunlardan ilki, herhalde, baskıcı yönetim anlamında değil, yetkin anlamında “otorite”nin yeniden itibar kazanması olacaktır. Post-modern herzelerle, popülist zırvalarla böyle ciddi tehditler bertaraf edilemez. Sonra, sağlık gibi alanlarda sosyal devletin hem bireye, hem cemiyete ne kadar faydalı olduğu bir kez daha görülecektir; ABD gibi bir ülkenin içine düştüğü hal şüphesiz ibretliktir. Alışveriş alışkanlıklarında değişim gözleyeceğimizi de düşünüyorum: Salgın sürecinde, daha önce hiç kullanma ihtiyacı duymadığımız online alışveriş uygulamalarını kullandık ve memnun kaldık. Salgın geçse bile, bu memnuniyet alışveriş alışkanlıklarımıza yansıyacaktır, benzer durumda yüz binlerce, hatta milyonlarca insanın olduğu muhakkak. Kara Veba’nın artan para kullanım trendini hızlı bir atılımla olgunluğa ulaştırması gibi, Çin Virüsü salgını da artan online alışveriş trendini zirveye taşımış olabilir ve en kalıcı, en görünür etkisi muhtemelen bu olacaktır. Dünya bildiğimiz dünya, yarın da öyle olmaya devam edecek. Değişimler bizim olmasını istediğimiz yönde değil, neden sonuç ilişkilerinin belirlediği yönde olacak. Müsterih olunuz ve kişisel yatırımlarınızı buna göre planlayınız. 

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA