Giriş Tarihi : 08-01-2020 20:53

Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din

Son dönemde güncelleme kavramı oldukça gündemde olduğu birçok insan tarafından işitilmektedir

Son dönemde güncelleme kavramı oldukça gündemde olduğu birçok insan tarafından işitilmektedir. Biz de kendi çapımızda bu konuyu irdelemek istedik ve bu bağlamda kadim Şaman dini ve kültürü ile ilgili olarak bu yazıyı kaleme aldık. Bu yazımızın konusu ise Sibirya’nın yerlisi Türk budunlarından Hakas ve Altaylarda XX. yüzyılın başında en az 40,000 yıllık geçmişi olan çoktanrıcı Şamanizm’in güncelleme girişimiyle ilgilidir. Ak Din veya Ak Dyan olarak da bilinen Burhancılığın veya Burhanizm’in temelinde “burhan” sözcüğü yatmaktadır. Burhan sözcüğü ise Altay Türklerinde ana tanrının adlandırılmasında ve hatta öz adı olarak kullanılırken, Hakas Türklerinde bu sözcük Burhancılık inancındaki din adamlarını tanımlamak için uygulanmaktaydı. Aynı zamanda daha önceki dönemlerde burhan sözcüğü Türk ve Moğol halklarının geçmiş tarih deposu olarak kabul edilen kahramanlık destanlarında genel olarak Tanrı ve Buda’nın tanımlanması için kullanılmaktaydı. Bunun dışında Burkan adının eski Türk, daha doğrusu Kök Türk kağanları dönemindeki anlamına gelince, bu sözcükle Uygur Türklerinde yaygın olan ve Budizm’le karışmış olup Müslüman kaynaklarında Şamanan ya da Şamaniyyun olarak geçen inançta yer alan manastırlardaki dini totemlerin adlandırıldığını belirtmek olanaklıdır. Hem Buhara bölgesinde bile o dönemlerde Buthanaların inşa edildiği de bilinmektedir. Buthanalar ise Bud, yani, Burkan’a ithaf edilen tapınaklara verilen addır. Ebedi Burkan’ın anlamı ise bir şairin yapıtında şöyle anlatılmaktadır: “Burkan kentü köngül erür, köngül ok Burkan. Köngülten taş negü bar? (Burkanın kendi gönüldür, gönül burkandır. Gönül dışında ne var?)”. Türk Budizm’i içerisinde yer alan Burkan “elinde kamçı ve sopa tutan, sert bir han, bir bey, bir “üsi” (memur)” biçiminde tasvir edildiğine ilişkin bilgiler de mevcuttur. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü davetlisi olarak 1926’da İstanbul’da bir dönem dersler veren tanınmış Rusyalı tarihçi ve Türklük bilimcisi Vasiliy V. Barthold (1869-1930) Türkçede “Buda” ve “Buda heykelleri” anlamını veren “burhan” ya da “borkan” sözcüklerinin Mani inancının mensupları kendi azizlerini tanımlamak için kullanıldığını yazmıştır. Türk dünyasının ilk ansiklopedistlerinden biri olan ve Şamanların en önemli ilahlarından Tanrıça Umay’a tapan kişinin çocuğu olacağı inancına eserinde yer veren Kaşgarlı Mahmut’un yapıtında yer alan şiirlerde “Burhan” (“yani, Buda putları ve Budizm”) inancına mensup olarak Uygurlardan söz edilmektedir. Kaşgarlı Mahmut Divan-u Lügat’it Türk adlı çalışmasında Uygurlar ile Müslümanların arasında vuku bulan savaşlardan bahsetmektedir. Burkan ya da burhan sözcüklerine çok yakın bir sözcük olan “burgan” Tıva Türkçesinde “put, tanrı anıtı” anlamlarını içermektedir. Aynı zamanda “burgan” sözcüğü Tıvaca’da tanrı anlamında da kullanılmaktadır. Bununla birlikte Tıva Türkleri Burhan sözcüğüyle Buda’yı tanımlamıştır. Ancak Budizm inancının yayılmasıyla birlikte bu kavram içeriği itibariyle bu inanç sisteminde yer alan birçok tanrının topluca bir adı olmaya başlamıştır. İşte bunun neticesinde Tıva Türkleri Kamlık ve Budizm inançlarının karışımından meydana gelen Tanrılar katında yer alan tanrısal varlıkların herhangi birine ilişkin olarak “burhan” sözcüğünü kullanabilmekteydi. Burhan, “Buda” ya da “Buda-Han” sözcüklerinin Türk-Moğol dillerindeki uyarlaması olup “buda, tanrı, tanrı tasviri, put” anlamlarını taşıyan bir kavramdır. Bu sözcük yer adı olarak Altay dağlarıyla Baykal gölü arasında kalan coğrafyada yaygın olarak görülmektedir. Bu yerlerin çoğu da yakınında üzerinde beyaz bezlerin bağlı olduğu “şaman-ağaçların” olduğu “kutsal yer, sahip iye ruhlara tapınma” mekânlarıdır. Altay Burhancılarında Burhan kavramının aslında oldukça muğlak bir nitelik arz ettiğini ileri süren Altay Türkü araştırmacı Valentina Muytuyeva’ya göre bu kavramın en az altı anlamını tespit etmek olanaklıdır. Bunlar; “tanrı” anlamına gelen kuday sözcüğü yerine kullanılan Burhan kavramı; tanrının kendi adı olarak bilinen Burhan kavramı; Burhancıların güneş, ay, ateşe yönelik tapınmalar esnasında okudukları dualarda bu cisimlere Burhan sözcüğünü ekleyerek yakarışta bulunduğundan bu durumda anılan sözcüğün “kutsal” anlamında olması pek muhtemeldir; sahip ruh olan iyenin yerine kullanılan Burhan kavramı; Budist putlarına verilen isim olarak bilinen Burhan kavramı; Altay Türklerini güç durumdan kurtarmak üzere ortaya çıkacağı beklenen Mesih’in adı olan Oyrot Han’ın aynı zamanda Burhan olarak adlandırıldığı da bilinmektedir. “Ak Din” olarak da bilinen Burhancılık Sayan-Altay bölgesindeki Türklerin ulusal kurtuluş duygularını kucaklayan bir inanç kurumu olarak 1903-1904 yıllarında Altay ve Hakaslarda ortaya çıkmıştır. Lamacılık, Hıristiyanlık, Kamlık ve milli kahramanlık destanları gibi çeşitli ideolojik etkilerin bir yumağı olan Burhancılık, aslında çarlık döneminde devlet tarafından yürütülen devlet siyasetinin, ayrıca kilise tarafından uygulanan ve zaman zaman zorlama biçimlerini alabilen tektanrıcı dine davete dönük tebliğ faaliyetlerine karşı bir tepki hareketinin dinsel platformdaki yansımasıdır. Aynı zamanda Burhancılığın, Kamlık inancının uygulamalarındaki “toplumun gelişmesi önünde duran engellere” karşı da duyulan tepkinin bir sonucu olduğu söylenebilir. Kimi bilimciler ise Hakas Türklerinde eskiden beri uygulanan “tağ tayii” (dağ ayini) törenini Manihaizm inancının uzantısı olarak kabul etmesiyle birlikte bu ayini Burhancılık inancının bir inançsal uygulaması olarak görmektedir. Daha önceleri Kamlıkta mevcut Şaman davulu, totemler, kurban, kamlama ayini gibi unsurları yasaklayan Burhancılık inancı bilimsel literatürde daha çok Altay Türkleri etrafında araştırılmasıyla birlikte bu inanç sisteminin Hakas Türklerinde de ayrı ulusal inanç biçimiyle yaşadığını 1903 yılında gelenek hukuku (common law) uzmanı D.Ye. Lappo işaret etmiştir. Ona göre, o dönemde bölgede yaşayan göçebelerin ruhsal yaşamında Hıristiyanlık ve Kamlığın içinde mevcut “putperestliği”n yanı sıra bir “üçüncü kült” olan tek Tanrı, yalnız Huday kültünün de varlığı söz konusuydu. 1904’te Çugul-Sarok-Çandık adlı 12 yaşındaki Altaylı bir kızın üvey babası, Sibirya yerlisi Türk halklarından Altayların Köbök aşiretine mensup Çet Çelpanov’un koyunlarını güttüğü esnada gördüğü Kutsal Oyrot Hanın en önemli yer tuttuğu Burhancılık inancı, Şamanlık dininden gelen kimi unsurlarını (ör.: Han-Altay, yer-su, atalar kültü) dahil eden ve böylece yerellik niteliğini kazanan Lamaizm inancının Altay türü olarak tanımlanabilir. Kimi araştırmacıların ise her iki inanç sisteminde yer alan ana kavramlar (karma, nirvana, evren yapısı) çözümlemesini yaptıktan sonra, Tanrılar katında ilk sırada Üç-Kürbüstan’ın, onun ardından da Burhan’ın geldiği Burhancılık ile Budizm inancının arasında bu iki inanç sisteminin bir olduğunu ifade edecek düzeydeki ciddi boyutlarda tanımlanabilecek hiçbir bağlantının olmadığını, Budizm inancındaki ana kavramların çoğunun Burhancılıkta kabul görmediğini, kabul görenleri ise zamanla silindiğini ifade etmektedir. Bununla birlikte Burhancılık ya da Burhanizm kavramı Ortodoks misyonerlerin rapor ve kayıtlarında ilk kez 1905 yılından itibaren yer almıştır. Burhan dininin, belki de farklı bir içerikli olsa da, VI. yy’da Budizm inancını; Çin inançlarının (Konfüçyüsçülük ve Taoism), İran inancının (Zerdüştlük), Bizans inancının (Hıristiyanlık) ilerlemesinin ve bölgeyi nüfuzları altına almaları ve yaygınlaşmalarının önüne geçebilmek amacıyla kabul etmiş Köktürk kağanları döneminde geliştiği bilinmektedir. Anılan dönemde Türk yöneticisi olan ve dine aşırı bağlılığıyla bilinen Taspar Kağan (572-581) hatta Budist sutralarını Türkçeye çevirtmekte, “Burkan heykel ve Burkan dini yazmaları ile azizlerin kalıntılarını saklamaya mahsus “ediz ev” (yüksek tapınak)” denen kuleleri inşa ettirmekteydi. Sonuç olarak Ak Din (Ak Dyan) olarak da bilinen Burhancılık adlı inanç sisteminin Hakas ve Altay topraklarında, en az Yukarı Paleolitik dönemden beri varlığını sürdüren çoktanrıcı bir din olan Şamanizm’in XX. yüzyılın bir çeşit reform niteliğini taşıdığı ifade edilebilir. Zaten Hakas araştırmacılarından Prof. Dr. Viktor Y. Butanayev de bu sonuca 2000’li yıllarında ortaya koyduğu araştırmalarıyla ulaşmıştır. Söz konusu bu inançsal reformdaki amaç Şamanizm’in çok tanrıcı özelliğinden kurtulup Semitik inanç sistemlerinde mevcut tektanrıcılık özelliğine kavuşabilmekti. Şamanizm’in söz konusu güncelleme girişimi esnasında Ak Dinciler esasında Şamanlara karşı hem tepki alırken hem de güç tatbik ederek zorlamada bulunabilmekteydi. Ne var ki Altay topraklarında Çarlık Rusyası döneminde 1904 yılında patlak veren gelişmelerin neticesinde Burhancılık ya da başka bir deyişle Ak Din ciddi bir darbe almış ve yeniden canlanış için ancak günümüzde uygun bir zemin bulabilmiştir. Sonuç itibariyle Ak Din, kadim Şaman inanç sistemini güncelleme yoluyla hem bir çeşit tektanrıcı görünüm kazandırmak hem de bu tek tanrıyı görünmez kılabilmek amacıyla gerçekleştirilen bir girişim olarak tanımlanabilir. Ortadoğu kökenli tektanrıcı inanç sistemleri ile Budizm’in etkisi sonucu şekillenen Burhanizm adlı reform hareketi Hakas halkbilimcisi V.Y. Butanayev’e göre Güney Sibirya’da yaşayan Türk budunlarının arasında yerli inanç bakımından gözlemlenen ilk tektanrıcı motifler içermektedir. Bu bakımdan Altay Şamanizm’ini araştıran ve eski Türkler döneminde mevcut çoktanrıcılıktan söz eden Prof. Dr. Leonid P. Potapov ile eski Türk Şamanizm’indeki birçok ilahtan bahseden Prof. Dr. Sergey G. Klyaştornıy’ın bilimsel tespitleri önemli ve anlamlıdır. Nitekim günümüzde de en az 40,000 yıllık Şamanizm çoktanrıcı özelliğini Sibirya’da yaşatmaya devam etmektedir. Kaynakça Butanayev, Viktor Y. (2003) Burhanizm Türkov Sayano-Altaya. Abakan: N.F. Katanov Hakas Devlet Üniversitesi Yayıncılığı. Davletov, Timur B. (2018) Şaman: Doğa’nın Şifası Uyanınca. 2. Baskı, İstanbul: Asi Yayınevi. Klyaştornıy, Sergey G. (2003) İstoriya Tsentralnoy Azii i Pamyatniki Runiçeskogo Pisma. S. Petersburg: St. Petersburg Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesi Yayıncılığı. Kon, F. Y. (1934) Ekspeditsiya v Soyotiyu. Moskova. Potapov, Leonid P. (1973) “Umay – Bojestvo Drevnih Türkov V Svete Etnografiçeskih Dannıh” Türkologiçeskiy Sbornik. 1972. Moskova: “Nauka” Yayınevi. Şerstova, Lüdmila (2004) “Vestnik Belogo Burhana”, Naslediye Narodov Rossiyskoy Federatsiyi: Altay - Sokrovişçe Kulturı, (Baş. Red.: A.M. Tarunov), Moskova: NİİSentr Yayıncılığı.
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA